MEDENİYETİN MERKEZİ MEDİNE-İ MÜNEVVERE ZİYARETİ

Somuncu Baba

Gül kokulu Medine… Hicret ve zafer yurdu¸ Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)'in beldesi¸ seçkin sahabilerin hicret ettikleri şehir¸ ensarın yardımlarının aktığı nurlu nehir; Medine… Sözün özü¸ medeniyetin merkezi…

Mekke'den sonra yeryüzünün en hayırlı toprağı ve en şereflisi sayılan bir belde… Ne yüce bir erdemdir kıymet ve değerinin iyi bilinmesi. Orada en güzel âdâp ile davranılması… Günah işleyeni barındırmayan temizlik yurdu Medine… Gönüllerimizde muhabbeti taht kuran Medine…


Gül kokulu Medine… Hicret ve zafer yurdu¸ Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)'in beldesi¸ seçkin sahabilerin hicret ettikleri şehir¸ ensarın yardımlarının aktığı nurlu nehir; Medine… Sözün özü¸ medeniyetin merkezi…


Mekke'den sonra yeryüzünün en hayırlı toprağı ve en şereflisi sayılan bir belde… Ne yüce bir erdemdir kıymet ve değerinin iyi bilinmesi. Orada en güzel âdâp ile davranılması… Günah işleyeni barındırmayan temizlik yurdu Medine… Gönüllerimizde muhabbeti taht kuran Medine…


“Allah'ım¸ ahiret hayrından başka hayır yoktur. Ensar ve muhaciri bağışla.” nidaları yükselerek¸ Peygamberimiz (s.a.v.)'in ve sahabe-i kiramın elleriyle inşa ettiği mübarek Mescid-i Nebevî'yi ve Âlemlerin Efendisi'ni ziyaret etmek sünnettir. Asırlardır Medine'ye Mescid-i Nebevî'yi ziyarete gelenler kabul görür ve bu davranışı sevapla mükâfatlandırılır. Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Ancak üç mescidi ziyaret amacıyla yolculuğa çıkılır; Mescid-i Haram¸ benim bu mescidim (Mescid-i Nebevî) ve Mescid-i Aksa.”1


Mescid-i Nebevî'de kılınan namazın¸ farz olsun nafile olsun¸ kat kat sevabı vardır. Sevgili Peygamberimiz şöyle müjde vermiştir: “Bu mescidimde kılınan bir namaz¸ Mescid-i Haram hariç¸ başka mescidde kılınan bin namazdan daha üstündür.»2


Mescid-i Nebevî'yi ziyaret edenlerin imkân bulurlarsa¸ başkalarına eziyet vermeden Ravza-i Şerif'te (Rasûlullah'ın hücresi ile minberi arasındaki bölümde) iki rekât ya da dilediği kadar nafile namaz kılması meşrudur. Çünkü bunun fazileti hakkında delil vardır. Ebu Hureyre (r.a.) Rasûlullah (s.a.v.)'ın şöyle buyurduğunu rivayet eder: “Evimle minberim arası cennet bahçelerinden bir bahçedir ve minberim havzımın üzerindedir.”3


Yine Medine-i Münevvere'yi ziyaret edenin ve orada oturanların Rasûlullah'a uyarak umre sevabı kazanmak üzere namaz kılmak için Kuba Mescidi'ne gitmesi meşrudur. Rasûlullah: “Kim bu mescide (Kuba Mescidi'ne) gelmek üzere evinden çıkar ve burada namaz kılarsa bu¸ umreye denk olur.”4 Rasûlullah'ın Kuba Mescidi'ne her Cumartesi günü yürüyerek ve binek üzerinde geldiği ve orada iki rekât namaz kıldığı rivayet edilmektedir.


Rasûlullah (s.a.v.)'ın kabrini ziyaretin şekli ise şöyledir: Ziyaretçi¸ Rasûlullah'ın kabrine gelir ve yüzünü kabre dönerek “Esselamu aleyke ya Rasûlallah/Selam sana ey Allah'ın Rasûlü!” der¸ yarım metre kadar sağına ilerler ve “Esselamu aleyke ya Eba Bekr/Selam sana ey Ebu Bekir!” diyerek Ebu Bekir'e selam verir. Yine yarım metre kadar sağına doğru ilerler ve “Esselamu aleyke ya Ömer/Selam sana ey Ömer!” diyerek Ömer'e selam verir. Peygamberimiz (s.a.v.)'e¸ âl-i beytine ve ashabına salavat-ı şerife okur.


Medine'yi ziyaret edenlerin veya o mübarek beldelere gidemeyip o muhabbetle yüreği çarpanların en çok yapması gereken fiillerden biri de Peygamberimiz'e salât etmektir. Rasûlullah Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Bana salâtta bulunun. Çünkü nerede olursanız olun selamınız bana ulaşır.” Ve yine şöyle buyurur: “Allah'ın yeryüzünde gezgin melekleri vardır¸ bana ümmetimden selam ulaştırırlar.”


İnsanların en hayırlısına salât ve selamda bulunulmalıdır. Çünkü bunu bize Cenab-ı Allah (c.c.) emretmektedir. Ahzab Suresi'nin 56. ayetinde şöyle buyurulmaktadır: “Muhakkak ki Allah ve melekleri Peygamber'e salât ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salât ve çokça selam eyleyin.”


Medine-i Münevvere'yi ziyaret edenlerin Baki Mezarlığı'nı ve Uhud şehitlerini¸ onlara selam vermek ve onlar için dua etmek üzere ziyaret etmeleri de vefalı ve faziletli bir davranıştır. Bu mübarek yerler ziyaret edilirken¸ dinimiz için fedâkarlık gösteren seçkin ashabın ve iman neferlerinin mücadelelerini de hatırdan geçirerek¸ o saadetli zaman dilimine yolculuk edilmiş olur.


Peygamberlerin Efendisi'nin yolunda yürüyen¸ hidayete ermiş kimselere ve nurlu Medine'yi ziyaret etmek için yüreği tutuşanlara¸ bu niyetle medeniyet merkezine yollara düşenlere selam olsun.



H. Hamideddin Ateş Efendi'nin Medine Hatıraları


H. Hamideddin Ateş Efendi¸ bir grup arkadaşla hac vazifesini ifa etmek üzere 28 Eylül/12 Ekim 2014 tarihleri arasında Hicaz'a gittiler. Allah'ın lütfuyla Hacc-ı Ekber yaptılar.  “Hac meşakkattir.” hadis-i şerifi esrarınca bu yolcuğun başlangıç ve bitişinde biraz meşakkat çekilmiş¸ bazı zorluklar yaşanmış. Ancak ibadet duygusuyla sabır gösterip¸ zorluklara Allah rızası için tahammül göstermişler. Tabii Mekke ve Medine'de çok güzel hatıralar yaşamışlar.  Bu yazımızda da H. Hamideddin Ateş Efendi'nin bu yılki hac hatıralarıyla birlikte¸ geçmişte yaşanmış bazı Hicaz hatıralarını bir demet hâlinde sunalım istedik.


“Hulûsi Efendi'nin Kokusu Var.”


1988 yılında Medine-i Münevvere'de cezaevi vaizi olarak görev yapan Suriyeli âlimlerden Seyyid Ömer¸ Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi ile Medine'de görüşüp sohbet eder. Aradan yıllar geçer¸ 1996 yılında bir grup arkadaşla umre ziyaretine giden H. Hamideddin Efendi¸ Medine'de bir eve davet edilir. Ev sahibi¸ yakın komşusu olan Seyyid Ömer'e bir misafiri olduğunu belirterek onu da davet eder. H. Hamideddin Efendi bazı arkadaşlar ile içeride otururken¸ evin dış kapısından giren Seyyid Ömer¸ “Vallahi burada Hacı Hulûsi Efendi'nin kokusu var.” diyerek hayretini gizleyemez. İçeri girdiğinde ise¸ daha önce hiç görmediği H. Hamideddin Efendi'nin olduğunu görünce boynuna sarılarak onunla kucaklaşır ve saatlerce sohbet ederler. Bu hatıra Hz. Peygamber (s.a.v.)'den beri sürüp gelen gül kokusunun onun neslinde burcu burcu koktuğunun bir işaretidir.


2009 yılındaki umre ziyaretinde de H. Hamideddin Efendi Hazretleri ile birlikte Seyyid Ömer'in ziyaretine gidileceği haber verilir. Çok rahatsız ve hasta olmasına rağmen¸ ziyaretçilerin Darende'den gelmiş olduklarını duyunca çok heyecanlanıp beklemeye başlar. İlk karşılaştıkları anda: “Efendim¸ sizleri çok özledim.” derken gözyaşlarını tutamaz ve gözyaşları içerisinde şunları söyler: “Hulûsi Efendi Hazretleri çok büyük kutuptu¸ maşallah¸ hayrü'l-halefi ile yol da aynen devam ediyor.”



“Peygamber Sevgisi ve Muhabbetinden Daha Büyük Zenginlik Olmaz.”


H. Hamideddin Efendi Hazretleri'ni göstererek¸ “Bunun dedesi Somuncu Baba Hazretleri'nin fırını var¸ fırınla ilgili çok güzel kerametleri var. Ben Darende'de muhabbet ve maneviyatın çok fazla olduğunu biliyorum.” der ve ağlamayı sürdürür. H. Hamideddin Efendi Hazretleri Seyyid Ömer'e dönerek¸ “Biz de sizleri çok özledik.” dediğinde “Efendim¸ siz gelince bizim için bayram oldu. Fakat biz çok fakiriz.” der ve bu sözlerini iki kez tekrarlar. Bunun üzerine Efendi Hazretleri¸ Seyyid Ömer'e¸ “Peygamber sevgisi ve muhabbetinden daha büyük zenginlik olmaz.” buyurur. Bu kelam ile duygulanan Seyyid Ömer şunları söyler: “Kim ehl-i beyti ve kutupları seviyorsa ne mutlu onlara¸ H. Hamideddin Efendi Hazretleri ile sohbet edip murakabe edenlere ne mutlu…” Daha sonra Seyyid Ömer'in “Ben Hulûsi Efendi'nin ilâhîlerini de çok seviyorum.” demesi üzerine arkadaşlar “Kapında bir zelil-i hâk-i sârım ya Rasûlullah”  ilâhîsinin Arapça'sını okurlar.


2013 yılındaki umre ziyareti sırasında H. Hamideddin Ateş Efendi¸ 6 ay kadar önce vefat eden baba dostu Seyyid Ömer'in çocuklarıyla görüşmek ister. Evlatlarından Ziyaeddin Efendi evlerine davet eder. Birkaç kişiyle Hamideddin Efendi¸ Medine'nin Avali Mahallesi'ndeki evine gider. Ziyaeddin Efendi çocuklarını¸ yeğenlerini¸ bütün akrabalarını toplar¸ evinin kapısında değil¸ sokağında değil¸ sokağın ana caddeye çıktığı noktada Efendi Hazretleri'ni karşılar. Birlikte evlerine girerler. Çok sevindiğini¸ babasının bu ziyaretten mânen memnun olduğunu¸ vefa ve dostluğun her zaman anılmak ve hatırlanmak olduğunu söyler. Güzel bir sohbet olur. O arada Ziyaeddin Efendi: “Efendim¸ Peygamberimiz'in oğlu İbrahim¸ burada yani Avali Mahallesi'nde kocası demircilik yapan birsütannenin yanında kalırdı. Peygamberimiz (s.a.v.) de sık sık buraya gelir ve sütannenin meslek icabı duman dolu evlerine girerdi. Peygamberimiz (s.a.v.)¸ oğlu İbrahim'i ziyaret eder¸ kucağına alır¸ öper ve bağrına basardı. Peygamberimiz'in gelişine bütün mahalle halkı sevinirdi. Allah biliyor ya¸ biz de bugün Muhammedî kokuyu getiren zat-ı âlinizin gelişine çoluk çocuk¸ aile olarak çok sevindik¸ bizleri memnun ettiniz. Babam sizleri çok severdi. Biz de çok seviyoruz. Bizim gönlümüzü yaptınız¸ Allah da sizin gönlünüzü yapsın¸ Allah razı olsun.” der.


Peygamberimiz (s.a.v.)'i Ziyaret


H. Hamideddin Ateş Efendi Anlatıyor:


“Hac veya umre için¸ bu mukaddes beldelere giden mü'minler¸ Medine-i Münevvere'de ibadetin zevkini ayrı bir hazla tadarlar. Rasûlullah Efendimiz'in Kabr-i Şerifi'ni ziyaret ederler.


Peygamberimiz'den şu hadisler rivayet edilmiştir: “Kabrimi ziyaret edene şefaatim hak (nasip) olur.”¸ “Kim beni vefatımdan sonra ziyaret ederse¸ hayatımda ziyaret etmiş gibidir.”¸ “Kim hac yapar da beni ziyaret etmezse bana katı davranmış olur.”


Yine Rasûlullah Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde: “Kim bana selam verirse¸ ruhum bedenime iade edilir . Ben de onun selamına karşılık veririm.” buyurmuşlardır. Peygamberimiz ve onun dünyadayken yanında bulundukları gibi ahiretteyken de yanında bulunan Hz. Ebu Bekir (r.a.) ve Hz. Ömer (r.a.) Efendilerimizi ziyaret etmek de mutlulukların en ulvisidir.


Biz yıllardır Medine'nin bereketini çok gördük. Çok güzel insanlarla tanıştık. 1990'lı yıllarda umre ziyaretinde¸ güzel ezan okuyan müezzinleri merak eder¸ onlarla tanışmak isterdik. Zamanla Allah lutfetti¸ dostlarımız vesilesiyle tanıştık¸ evlerine misafir olduk¸ sohbetlerde bulunduk. Dedeleri Buhara'dan Medine'ye göç etmiş¸ onun için Türkleri çok seviyorlar. Bizleri bağırlarına bastılar. Özellikle Abdulaziz Buhari ve Üsam Buhari ile dostluğumuz her umreye gidişimizde pekişti. Hatıra olsun diye¸ isimlerini tuğra şeklinde yazdırıp hediye etmiştik. Bir ziyaretimizde¸ onu evinin kapısının üzerine astığını gördük. Arkadaşlardan biri niçin böyle yaptığını sorunca Üsam Buhari: ‘Seyyid Hamideddin Efendi'nin hediyesi bize bereket getirsin¸ kapımız¸ evimiz bereketlensin diye böyle yaptık.' diye cevap vermişti.


Bu yıl da bir vesileyle¸ Medine milletvekili olan bir zat ile tanıştık. Çok alaka gösterdi. Hatta bizi Medine Müftüsü'yle tanıştırmak için Mescid-i Nebevî'nin kıble cihetinde bulunan mihrabın hemen arkasında yer alan özel bölmeye götürdü ve aynı zamanda idarecilik de yapan Medine Müftüsü ile tanıştık. Medine'de çok güzel günlerimiz geçti.”



Bedir Gazvesi'ni ve Bedir Kuyuları'nı Hatırlamak


H. Hamideddin Ateş Efendi Anlatıyor:


“Hac ve umre ziyaretine giden Türk hacılar¸ çeşitli mekânlara ziyaretlerde bulunurlar. Bu güzergâhlar içerisinde¸ Bedir Gazvesi'nin yapıldığı Bedir Kuyuları ve çevresi bulunmaz. Hem uzaktır hem de özel izinle o güzide mekânlara gidilebilmektedir. Geçtiğimiz yıllarda bir umre ziyaretinde¸ bu hatırası yüksek mekânları görmek istediğimizi Suudlu hatırı sayılır mihmandarımız Şeyh Said'e iletmiştik. Sağ olsun Şeyh Said'in ilgili makamlardan aldığı özel izinle Bedir Kuyuları'nı ve civarını ziyaret ettik. Üç yüz kişilik grubumuzla ziyaretimizi gerçekleştirdik. Bizim oraya varmamızdan birkaç saat önce bir kum fırtınası çıkmış olmalı ki¸ gittiğimizde sanki savaş tablosunu andıran bir havayla karşılaştık. Rüzgâr bazı hurma ağaçlarını yere yatırmıştı¸ etraf toz duman içindeydi. Ariş Mescidi'nin bulunduğu yerde sünnete uygun konakladık. Hemen mescidin arka tarafındaki su kuyularını ziyaret ederken mihmandarımızın anlattığı savaş tabloları gözümüzün önünde canlandı ve o ânı yaşamış gibi olduk. Peygamberimiz'in ordusunda bir nefer olarak İslâm uğruna can feda eden sahabi efendilerimizin izini takip etmeye çalıştık. Şehitlerimizin isimlerinin yazılı olduğu mermer levhaya bakarken¸ gözyaşları içerisinde onların kahramanlıklarını dinledik. Tekrar Ariş Mescidi'nin önüne geldiğimizde arkadaşlarımız semaverleri yakmış¸ çay hazırlamışlardı; sükûnetle sohbete oturduk. Kıymetli mihmandarımız Şeyh Said¸ cebinden çıkardığı¸ Ashab-ı Bedir'in isimlerini içeren bir kitapçığı okumaya başladı. Huzurla dinledik ve sonunda dua ettik.


Bu yıl da Peygamberimiz (s.a.v.)'in hayatından kesitler içeren mekânların ve önemli olayların maketler¸ haritalar ve krokilerle sergilendiği Medine Müzesi'ni ziyaret etme imkânımız oldu. Bedir Gazvesi'nin önünde¸ haritaya baktığımızda gözümüzde tarihle birlikte geçtiğimiz yıllardaki ziyaret canlandı.



Gül Yüzlü Peygamberimiz (s.a.v.)'in Hatırı İçin


Peygamberimiz “Hac meşakkattir.” buyurmuş ya¸ biz de baştan meşakkate talip olmuştuk. Onun için Medine'den Türkiye'ye dönüş yolculuğumuz da biraz meşakkatli geçti. Havaalanına geldik¸ uçuş hazırlıkları yapıldı¸ pasaportlar damgalandı¸ valizler teslim alındı¸ artık her şey hazır derken¸ bir anons yapıldı: “Türkiye'ye gidecek filan sefer sayılı uçak seferi iptal edilmiştir.” Arkadaşların yaptıkları araştırmalar sonucunda¸ yeni seferin ne zaman olacağı da belli olmamıştı. Bu arada¸ aynı kafilede bulanan Türk hacılar biraz seslerini yükselttiler. Biz sükûnetli bir şekilde¸ Peygamber Efendimiz'in birkaç saat daha misafiri olarak kalacağımız saatleri havaalanının bir köşesinde çay içip sohbet ederek geçirmeye çalıştık. Bu arada¸ bizim arkadaşlardan Türkiye'yle irtibata geçerek ulusal basın ve bakanlıklar nezdinde girişim yapanlar oldu. Bir müddet sonra Türkiye'nin vatandaşlarına sahip çıkması ve gerekeni yapması neticesinde¸ Medine Emir Yardımcısı ile bazı yetkililer gelerek bütün Türk hacıları ziyaret edip meseleyi bir an önce çözeceklerini söylediler. Yaklaşık 12 saat bekleyişten sonra uçağa binebildik. Böyle de bir meşakkatle karşılaştık. Ama Hulûsi Efendi Hazretleri ne buyurmuş:


Eğer bülbül isen et hâra minnet


Gücenüp hâra gülzardan geçilmez


Biz gül yüzlü Peygamberimiz (s.a.v.)'in hatırı için her şeye katlanılması gerektiğine inanıyoruz. Ayrıca orada geçirdiğimiz saatler arkadaşlarımıza ağır gelse de belki de bir lütuf¸ bir ihsandı. Sonuçta Medine'deydik¸ Peygamberimiz'in misafiriydik. Ev sahibi müsaade etmeyince misafir hareket edemezdi.”

Sayfayı Paylaş