İLETİŞİMDEKİ ETKİNLİĞİ AÇISINDAN ES-SEYYİD OSMAN HULÛSİ-İ DÂRENDEVÎ'NİN ‘HUTBELER'İNDEKİ HİTAP CÜMLELERİ

Somuncu Baba

İnsanların birbirleriyle çeşitli yol ve suretlerle ilişkilerini ifade etmek için kullanılan ‘iletişim' kavramı¸ geçmişte olduğu kadar günümüzde de önemini yitirmeyen bir kavram olarak gündemdeki yerini muhafaza etmektedir. Hatta büyük bir hızla gelişen¸ değişen ve dönüşen dünyamızda iletişimin değeri daha artmış bir konumdadır¸ diyebiliriz. Çünkü gelişmelerin baş döndürücü bir hızla yol aldığı dünyamızda insanların hemcinsleriyle ilişkileri aynı oranda bir gelişme¸ maalesef¸ gösterememektedir. Aile içi¸ komşular arası ve toplumun diğer kesimleriyle iletişimdeki sıkıntılar teknolojiye esir


İnsanların birbirleriyle çeşitli yol ve suretlerle ilişkilerini ifade etmek için kullanılan ‘iletişim' kavramı¸ geçmişte olduğu kadar günümüzde de önemini yitirmeyen bir kavram olarak gündemdeki yerini muhafaza etmektedir. Hatta büyük bir hızla gelişen¸ değişen ve dönüşen dünyamızda iletişimin değeri daha artmış bir konumdadır¸ diyebiliriz. Çünkü gelişmelerin baş döndürücü bir hızla yol aldığı dünyamızda insanların hemcinsleriyle ilişkileri aynı oranda bir gelişme¸ maalesef¸ gösterememektedir. Aile içi¸ komşular arası ve toplumun diğer kesimleriyle iletişimdeki sıkıntılar teknolojiye esir bir nesil ile karşı karşıya kalmamıza sebep olmaktadır. Bir başka ifadeyle¸ günümüz insanı hemcinsleriyle iletişimdeki başarısızlığı nedeniyle mutluluğu sanal âlemlerde aramaya yönelmiş durumdadır. Bunun en önemli sebebi ‘bilgi ve iletişim çağı' denilen günümüzde dinî¸ ilmî ve kültürel birikimimizin farkında olamamamız ve hemcinslerimizle iletişimimizi sağlam temeller üzerine inşa etmemizin en önemli ayağı olan dilimizdeki büyüyü/tesiri fark edemememizdir. Öyle ki¸ bir veya birkaç nesil önceki büyüklerimizin ne dediklerini anlayamayan¸ en kısa ve büyük ölçüde anlamsız kelimelerle iletişimimizi sağlamaya çalışan bireyler hâline gelmiş durumdayız. ‘Merhaba' yerine ‘mrb'¸ ‘Allah'a emanet ol' cümlesini ifade için ‘aeo'¸ ‘Selam' yerine ‘slm' ve ‘Nasılsın?' yerine ‘nsn?' gibi anlamsız kelime öbekleriyle insanlarla iletişim kurduğumuzu¸ iletişim noktasında eksik ve kusurlu bir dönemi müşahede ettiğimizi itiraf edebiliriz. Biz bu çalışmamızda¸ tabiri caiz ise¸ büyük ölçüde bir dil sömürüsüne maruz kaldığımız günümüzde Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi örnekliğinde¸ dinî bir metin olarak hutbelerin dilimize ve aynı inanç etrafında toplandığımız insanlarla iletişimimize nasıl destek olduğunu gözler önüne sermek istiyoruz. Hulûsi Efendi (k.s.)'nin hutbelerinde¸ muhatabıyla iletişimini sağlam temeller üzerine inşa etmek için birçok önemli adımın atıldığını ifade edebiliriz. Çalışmamızın sınırlarını düşünerek biz sadece Hulûsi Efendi (k.s.)'nin hutbelerinde kullandığı ‘hitap cümleleri'nin muhatabıyla iletişimine sağladığı katkılar üzerinde durmak istiyoruz.



Hulûsi Efendi (k.s.)'nin ‘Hutbeler'inde Hitap Cümleleri


Kur'ân-ı Kerim ve hadis-i şeriflere bakıldığında insanların dikkatlerini çeken ve muhataplarını ikna etmeye yönelik ifadeler hemen dikkatimizi çekmektedir. Ayetlerdeki ‘Âdemoğlu!'¸ ‘Ey insanlar!'¸ ‘Ey iman edenler!'¸ ‘Ey Musa!'¸ ‘Ey İbrahim!' ve ‘Ey Muhammed!' gibi hitap cümleleri hem dikkat çekici hem de umum-husus gibi özellikleri sebebiyle son derece önemlidir. Hz. Peygamber (s.a.v.)'in de Kur'ân-ı Kerim'in bu üslubunu sürdürmesi¸ çevresinde her biri ‘yıldız' olarak nitelendirilen bir neslin yetişmesine vesile olmuştur. Kur'ân ve Sünnet'in bu konuda sıkı bir takipçisi olan Hulûsi Efendi (k.s.) de hutbelerindeki hitap cümleleriyle iletişimde etkili ve başarılı bir noktayı hedeflemiştir. O¸ hitap cümlelerinde¸ Kur'ân ve Sünnet'te altı çizilerek zihinlere yerleştirilmek istenen birçok hakikati dile getirmiştir. Örneğin sıklıkla kullandığı ‘Cemâat-i Müslimîn!'¸ ‘Ey Cemâat-i Müslimîn!'¸ ‘Muhterem Cemâat!'¸ ‘Ey Muhterem Cemâat!'¸ ‘Muhterem Cemâat-i Müslimîn!'¸ ‘Aziz Cemâat!' ve ‘Aziz Cemâat-i Müslimîn!' hitaplarıyla¸ hitap ettiği kesime verdiği değeri göstermesinin yanında¸ Kur'ân ve Sünnet'teki topluluk/cemaat olmaya yönelik telkinleri zihinlere/gönüllere nakşetmiştir. Bu hitap cümleleriyle Hulûsi Efendi¸ hitap cümlelerinden sonra zikredeceği hakikatlere muhatap kitlesinin dikkatlerini çekmeyi ve zihinleri/gönülleri sıralayacağı mesajları almaya hazır hâle getirmeyi amaçlamıştır. Bu metodu Hulûsi Efendi (k.s.)¸ inanan ve teslim olmuş gönüllere vurgu yaptığı şu hitap cümlelerinde de devam ettirmiştir: ‘Ey Mü'minler!'¸ ‘Ey Allah'ın Mü'min Kulları!'¸ ‘Aziz Mü'minler!'¸ ‘Ey Müslümanlar!'¸ ‘Bahtiyar Müslümanlar!' Hulûsi Efendi'nin bu hitap cümlelerinde¸ muhatap kitlesini iman ve teslimiyetlerinden dolayı önemseyen tavrının yanı sıra mümin ve Müslümanların iman ve teslimiyet duyguları nedeniyle mutluluğa ulaşacaklarını bildiren Kur'ân ayetlerine bir gönderme yaptığından da söz edilebilir.


‘İhvân-ı Dîn!'


Hulûsi Efendi (k.s.)¸ mü'minlerin/Müslümanların kardeşliğini vurgulayan hitap cümleleriyle de hutbelerinde iletişimdeki mükemmelliği arayan tavrını devam ettirmiştir. Hucurat Suresi'nin onuncu ayetinde dile getirilen “Ancak müminler kardeştir.” ve benzeri ayetlerin hakikatlerine işaret maksadıyla sıklıkla muhataplarına şu şekilde hitap etmiştir: ‘Aziz Müslüman Kardeşlerim!'¸ ‘Aziz Din Kardeşlerim!'¸ ‘Aziz Kardeşler!'¸ ‘Aziz Kardeşlerim!'¸ ‘Müslüman Kardeş!'¸ ‘Müslüman Kardeşler!'¸ ‘Müslüman Kardeşlerim!'¸ ‘Mü'min Kardeş!'¸ ‘Muhterem Kardeşlerim!'¸ ‘Din Kardeşlerim!' ve ‘İhvân-ı Dîn!'. Bu hitap cümlelerine dikkat edilecek olursa Hulûsi Efendi (k.s.)'nin zaman zaman ‘Müslüman' bazen de ‘Mü'min' sıfatlarını kullanarak kardeşlik vurgusunu yinelediği görülecektir. Bu Kur'ânî kavramları gönüllere hitap cümleleriyle nakşetmeye çalışan Hulûsi Efendi'nin dikkat çeken bir diğer üslubu da ‘kardeşlik' vurgusunu dile getirirken ‘kardeşim'¸ ‘kardeşlerim' ve ‘kardeşler' gibi farklı formatlarda bu vurguyu dile getirmesidir. Kardeşlik kavramını kendisine nispet ederek kullanması aynı inanca mensup hitap kitlesini motive etmeye ve vereceği mesajlara muhataplarını daha fazla yaklaştırmaya yöneliktir. Kullandığı tekil ve çoğul format ise muhataplarına fert fert veya toplu bir şekilde seslendiği ve böylece muhataplarıyla iletişimini kuvvetlendirmek istediği bir yöntem olarak kabul edilebilir. Onun son hitap ifadesi olan ‘İhvân-ı Dîn' terkibi ise ‘Din kardeşleri' tamlamasının Osmanlıca ifade edilmiş bir şeklidir. Hulûsi Efendi'nin bu terkip ile muhataplarını Kur'ânî kavramlara zihnen daha da yakınlaştırmaya çalıştığını ifade edebiliriz. ‘İhvan' vurgusunun tasavvuftaki derin manası da düşünüldüğünde Hulûsi Efendi'nin bu hitap cümlesini¸ bilinçli bir şekilde¸ iletişimdeki kaliteyi arttırma düşüncesiyle kullandığını söyleyebiliriz.


Hulûsi Efendi (k.s.)¸ yukarıda dile getirilen gayelere ek olarak¸ muhatap kitlesini daha farklı yönleriyle etkileyebilmek için değişik hitap cümlelerinden istifade yoluna da gitmiştir. Örneğin camiye Allahu Teâlâ'ya kulluk vazifelerini ifa için gelen Müslümanlara/mü'minlere ‘Ey Allah'ın kulları!' şeklinde hitap ederek muhataplarının kulluk şuuruyla mesajlarını ciddiye almasını temin etme gayretinde olmuştur. Bir başka hitabında Hulûsî Efendi ‘Ey Zümre-i Muvahhidîn!' ifadesini zikrederek¸ muhataplarını ‘tevhid ehli' olarak nitelendirmek suretiyle iman¸ ibadet ve ahlak anlayışlarında seçkin bir konumda olduklarını muhataplarına hissettirerek mesajlarını sıralama yöntemini kullanmıştır. O¸ bir defasında da ‘Muhterem Hak Yolcuları!' hitabıyla hitap ettiği kesimin dur durak bilmemesi gereken kulluk serüvenlerine dikkat çekerek muhataplarına seslenmiştir. Yine Hulûsî Efendi¸ insanın hata yapmaya müsait yapısı nedeniyle¸ bir başka ifadeyle insan olması hasebiyle zaman zaman gaflete düşebileceği hakikatini dile getirerek muhataplarına ‘Ey İnsan¸ Ey Gafil İnsan!' şeklinde seslenmiştir.


Gönüllere Hitap Etmek


Netice olarak ifade etmemiz gerekirse Hulûsi Efendi (k.s.)¸ zikrettiği konulara yönelik mesajlarını muhataplarının zihinlerine/gönüllerine nakşedebilmek için bilinçli ve yerli yerince kullanılan hitap cümleleriyle muhataplarına seslenmiştir. Kur'ân-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye'nin vurgulayarak ifade ettiği birçok konuya hitap cümlelerinde yer veren Hulûsi Efendi'nin bu tavrı onun İslâm'ın ana kaynaklarına ve muhataplarına vermek istediği mesajlara hâkimiyetini göstermesi bakımından önemli verilerdir. Bizim açımızdan meseleye bakıldığında ise Hulûsi Efendi'nin hitap cümlelerindeki bu titizliğinin sûfîlerin İslâm'ın ana kaynaklarından nasıl beslendiklerini gözler önüne seren örnekler olarak önem arz ettiği gerçeğiyle karşı karşıya kalırız. Bir başka yönüyle Hulûsi Efendi'nin bu hitap cümlelerinin¸ dinî ve millî kimliğimizdeki erozyonun farkına varıp geçmişimizi kötülemek veya aşağılamak yerine geçmişimizdeki köklü birikimin farkına varıp geleceğe umutla bakmamıza vesile olacak yola bizi sevk etmesi gibi bir desteğinden bahsedebiliriz. Hulûsi Efendi ve onun gibi¸ gönüllere hitap etmek suretiyle etkinliğini günümüzde de sürdüren ve dilimizin inceliklerinin farkına varmamızı sağlayan nice isimsiz kahramanları bu gözle tekrar okumaya olan ihtiyacımızı hatırlatması da bizim için değerli bir noktadır. Çalışmamızın önemli mesajı olarak şu tespitle sözlerimizi noktalamak isteriz: ‘Geleceğin sağlam temeller üzerine inşa edilebilmesinin geçmişin birikim ve güzelliklerinden istifade etmeye bağlı olduğu hakikati hiçbir zaman unutulmamalıdır.'

Sayfayı Paylaş