SOMUNCU BABA’YI ANMAK VE ANLAMAK

somuncubaba-200-11anmak

Manevî dinamiklerimizi teşkil eden Allah dostları; özellikle Anadolu insanının gönül dünyasında daima yaşatılmakta ve hayırla anılmaktadır. Ülkemizin her köşesinde ismi yüzyıllardır anılan, şehirlere,  beldelere şeref veren ruhaniyetleri o mekânlarla özdeşleşen erenler, bulundukları yerlerin manen olduğu kadar maddeten de ihyasına vesile olmuşlardır. Hiç şüphe yoktur ki o manevî büyüklerin yüzyıllar öncesinden gelen gönül güzellikleri pek çok insanımızın kalbine inşirahlar düşürmektedir. Onların sayılamayacak kadar çok olan özel ve müstesna yönleri geçmişten geleceğe bir köprü olarak istikbalimize ışık tutan bu vatan toprağının manevî tapularıdır. Âşık gönüller onların kelamlarıyla coşkunluğa erişir, vesile arayanlar o ışık huzmelerini takip ederek aydınlığa kavuşur, istikamete erişmek isteyenler onlarla doğru yolu bulurlar. Zaferin müjdecisi oldukları gibi, sabrın, tevekkülün ve sadakatin de en güzel örnekleridir. Milletimizin gönül hafızasında altın harflerle yazılı ve daima hatırlanan Allah dostlarından biri de Somuncu Baba adıyla bilinen kabri şerifi Darende’de bulunan Şeyh Hamid-i Veli Hazretleridir. O mübarek zatın 12. Kuşaktan torunu olan Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi, ceddi için bir beytinde şöyle buyurur:

Her ellerde anılsa her dillerde anılsa

Layıktır o büyüklük şanına Şeyh Hamid’in

Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri’nin asırlardır devam eden manevî hizmetlerinin çağımızdaki temsilcisi olan ve o ocağın ihyası için bütün hayatını vakfeden Hulûsi Efendi Hazretleri 1945 yılında babası Es-Seyyid Hatip Hasan Feyzi Efendi’nin irtihaliyle camii şerife imam hatip olarak atanmış ve bu manevî hizmetleri günümüze taşımıştır. Öncelikle, 1945 yılından itibaren türbe ve camiinin tamiri, bakımı ve daha sonraki yıllarda tanıtımı için elinden gelen bütün gayreti sarf etmiştir. Yüzyıllardır ecdat yadigârı olarak,  ellerinde bulunun padişah fermanları başta olmak üzere bilgi ve belgelerin derlenmesine öncülük ederek, 1965 yılında “Somuncu Baba” kitabının yayınlanmasını sağlamıştır. Daha sonraki yıllarda Somuncu Baba Hazretleri’nin şahsî kütüphanelerinde bulunana “Kırk Hadis/Hadis-i Erbain” adlı eserinin günümüz Türkçesine aktarılmasına vesile olmuş, yine o eseri de ilim dünyamızın istifadesine sunulmasına rehberlik etmiştir. Zamanın Gürün Müftüsü Şeyhmus Alkaç tarafından güncel çevirisi yapılan esere bir takdim yazan hukukçu M. Yılmaz Çoban Bey, Darende’deki hissettiği manevî duyguları şöyle dile getirmektedir:

“Büyük, Allah (c.c) sevgilisi, Somuncu Baba ismiyle mâruf Hamideddin-i Veli Hazretleri’nin Darende ilçesi Zaviye mahallesindeki camii, türbe ve külliyesini bir sene evvel üç-dört arkadaşımla birlikte ziyaret etmiştim. O zaman; ruhumda derin ve silinmez bir te’sir icra eden manevî, latif bir hava içimi tutuşturmuş; muhteşem ve müstesna tabiat güzellikleri arasında göklere yükselen yekpare sarp kayaların arasından Kevser Suyu misali akan Tohma Suyu’nun tepelere doğru yükselen buharı ile birlikte ruhum da yükselmiş, yükselmiş tâ her şeyden arınıp, o yerin ruhaniyeti ile yıkandıktan sonra bir tüy hafifliğinde balıklı havuza düşmüştü. Günlerce; tasfiye edilmiş bu ruh hali ile huzur içinde manevî âlemlere seyrettim. Bu yerlerden ayrıldıktan sonra da uzun müddet ruhuma dolan huzur ve sükûnun lezzeti ile yaşadım. Bu eşi bulunmaz huzur evini bugünkü hâle getiren; burasını kendine has zevk ve titizlikle ihya ve imar eden Somuncu Baba ahfadından Hacı Hulûsi Ateş Beyefendi ile tanışmak benim için büyük bir şans ve iftihar vesilesi oldu. Bu mütevazı, âlim ve fazıl zat bu yeri; geceli gündüzlü devam eden ihlâslı gayretiyle benzerleri içinde emsalsiz ve müstesna bir âşıklar ve ihvanlar ocağı hâline getirmiş. Allah (c.c.) kendisinden ebediyen razı olsun.”

Vakıf mütevelli Heyet Başkanımız H. Hamidettin ateş Efendi’nin somuncu Baba Hazretleri ismine ve külliyesine olan hizmetleri anlatmakla bitmez. H. Hamidettin Ateş Efendi’nin Somuncu Baba Hazretleri hakkındaki kelamlarına kulak verelim:

“Topluma hayat iksiri veren, canlılık katan, dinamizm katan yüce veliler, hayatı manevî renklerle donatır, insanların iç âlemlerini aydınlatırlar. Cehaletle savaşır,  zulmet karanlıklarına iman ve irfan çerağı yakar, gönülleri pür nûr ederler. Onların zikirle hemhâl olmuş kalpleri, ibadetle yoğrulmuş bedenleri, toprağa emanettir. Toprak onları çürütmez. Kendi aydınlatıcı olanın, kendi güneş olanın güneşten etkilenmesi, gecenin karanlığına düşmesi elbette mümkün değildir.  Zaman ve devran onlarla hareket eder, gece ve gündüz kavramları vuslat kavramının içinde erir. İşte böyle anlamak gerekir.

Somuncu Baba Hazretlerinin Darende’de bulunması, Darende için, bölge için bir lütuf, bir ihsan-ı ilahîdir. Yerin şerefi oturanın şerefi iledir, bu toprakları şereflendirenler de yüce neseb-i Rasûlullah (s.a.v.)’a mensup olan zevatlardır. İlçemizi manevîyatı ile güzelleştiren yaşanılabilir hale getiren, Somuncu Babalar, Hulûsi Efendilerdir. Bu zevat-ı kiramlar Darende’de olmasalardı Darende’nin diğer ilçelerden bir farkı olmazdı.

Aslında bu mekânı şereflendirmiş, bu vadiye hayat vermiş, canlılık katmıştır. Manevî hayatiyetleri devam ettiği için, asırladır yüz binlerce insan, onu ziyaret etmekte, adeta evlatlarında vücut bulmuş manevî şahsiyetiyle müşerref olmaktadır.  Bu beldenin toprağı emanet edilene sahip çıkan sağlam bir imanı temsil ederken, her dem aydınlık saçan fikirleri bakınız, ülkemizin sınırlarını da aşarak dünyaya yayılmaktadır. İşte onların manevî hayatlarının devam ettiğinin en büyük işareti bu faaliyetlerdir.  Somuncu Baba’nın ismi unutulmamıştır, fikirleri unutulmamıştır, canlı olarak ismi de fikirleri de yaşamaktadır.

Bizim gülşendeki güller

Dururlar taze solmazlar

Hazan olup dökülmezler

Zemistan ü bahar olmaz

İşte Somuncu Baba Hazretleri’nin “Bizim gülşendeki güller dururlar taze solmazlar” ifadesi, o solmayan ‘Gül ve Gönül Medeniyeti’nin bütün asırlar boyunca, kıyamete kadar İslâm’a ve insanlığa hizmeti temel düstur kabul ettiğine işarettir. Gül koklu Peygamberimizin neslinden olan Somuncu Baba Hazretleri, ömrünün son yıllarını Darende’de geçirmiş ve Darende’de ahirete irtihal etmiştir. Somuncu Baba Hazretleri gül kokulu Darende’de medfundur.  Osmanlı padişahları tarafından verilen fermanlarda bile “Defin-i hâk-i ıtırnâk” olarak kayıtlara geçmesi, gül kokulu, güzel kokulu topraklarda defnedildiğinin ifadesidir. Bu topraklar kokusunu ondan almış, onun neslinin imar ve ihyasıyla hayat bulmuş, ‘Gül ve Gönül Medeniyeti’ onun hizmet felsefesiyle şekillenmiştir.

Bırak ey Hamîdâ varı

Görsem desen sen ol yârı

Göricek ol tecellâyı

Ondan özge kemâl olmaz

Somuncu Baba isminin tanıtımına çok önemli bir katkı sağlayan Somuncu Baba dergisi 25 yıldır yayın hayatını devam ettiriyor. Dergimizin kurucusu Ahmet Şemsettin Ateş Ağabey’i rahmetle anıyor, bu vesileyle onun Somuncu Baba dergisi Ocak 2006 sayısında neşredilen bir tespitini burada aktarmakta fayda görüyorum:

“İlim, kültür ve edebiyat alanında gayet içerikli olan Somuncu Baba dergimizin giderek yayın dünyamızdaki tutarlı çizgisini ve yükselişini görenler, bu gayretleri takdirle karşılıyorlar. Bu durum da bizleri sevindiriyor, gayretimizi artırıyor. Geçen günlerde, yazarlarımızla yapılan bir toplantıda bir dostumuzun anlattıklarını naklederek sözümü bağlamak istiyorum.

“19.05.1975 tarihinde ziyaret ettiğim Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi bana, Somuncu Baba kitapçığı hediye etmişti. O günkü sohbetinde, o zat-ı muhterem hatırladığım kadarıyla şöyle buyurmuştu: ‘Eğer hiçbir şey yapmak istemezseniz yerinizde sayar, tembel olursunuz. Biz Darende’yi aşan bir çalışma içine girdik. İnşallah bizden sonra, Türkiye’yi aşanlar da çıkacaktır.’

O sohbette Hulûsi Efendi’nin yüzünde Türkistan’dan Anadolu’ya gelen yol izlerini, Buhara’dan Darende’ye yansıyan hâl izlerini görmüştüm. Merhumun yüzünde gördüğüm izleri bugün, evlatlarının sîmasında, aynı çizgide o mânayı taşıyarak uzun bir yolculuğa çıkan, Somuncu Baba Dergisinde görüyorum. Zamanın şahitliğinde, Hulûsi Efendi’nin kelâmının ortaya çıktığını gördükçe “zamanın sahibi” diye tavsif edilen kâmil insanların neler yaptığını, neler yapacağını daha iyi anlıyorum. O gün duyduklarım, semâda yankılanmaktadır. Bu dergi, bu heyet, bu vakıf, bu paylaşım duygusu, elbette hızla devam edecektir. Çünkü kaynağı çok temiz ve asildir. Sevinçle geldim, sevince erdim.”

Sevincimiz sizlerle devam edecek, cân okurlarımız…”

Somucu Baba ve Hulûsi Efendi Sempozyumları

1991 yılından itibaren devam eden Somuncu Baba ve Hulûsi Efendi Sempozyumları artık ulusal ve uluslararası katılımların olduğu ilim meclisleri haline geldi.

2 Haziran 2012 tarihinde Bursa’da, 9 Haziran 2012 tarihinde İstanbul’da ve 23 Haziran 2012 tarihinde Darende’de gerçekleştirilen Uluslararası Somuncu Baba ve Hulûsi Efendi Sempozyumlarına on binlerce insanın katılımı bu yüce şahsiyetlerin tasavvufi anlayışlarının merkezinde Gül, Gönül ve İnsan’ın olduğunu çok bariz bir şekilde ortaya koymuştur. Azerbaycan, Bosna-Hersek, İngiltere ve Pakistan’dan katılan ilim adamları bu sempozyumda tebliğler sunmuş, daha sonra Somuncu Baba ve Hulûsi Efendi’nin tasavvuf anlayışları gönül elçileri vasıtasıyla başka ülkelerde de kurulan ilim meclisleriyle devam etti.

15 Haziran 2013 tarihinde Darende’de düzenlenen Uluslararası Somuncu Baba ve Hulûsi Efendi Sempozyumu, İngiltere, Bosna Hersek, Nijerya, Mısır ve Türkiye’den akademisyen, devlet adamı ve konukların katılımıyla gerçekleşti.

Sempozyuma katılan Saraybosna Senfoni Orkestrası Maestrosu Emir Muhanovic bir süre önce Türkiye’ye gelen Bosna-Hersek’in önemli din adamlarından General Sheikh Halil Hulusi Brizina’dan Darende intibalarını dinledikten sonra ilçeyi mutlaka görmesi gerektiğini ve o amaçla etkinliklere katıldığını ifade etti.

Muhanovic; buradaki manevî havayı hiçbir yerde görmediğini belirterek şöyle konuştu: “Somuncu Baba Külliyesi ve etrafında yapılan güzel çalışmalardan etkilendim. Ayrıca, Hulûsi Efendi’nin Divanındaki ilahîleri okuyunca o dizelerin yazıldığı yerleri görmek istedim. İnsanların ruhuna hitap eden çok güzel sözler kaleme almış, Somuncu Baba ve Hulûsi Efendi manevî kimlikleriyle Türkiye’nin yanı sıra Balkanları, Ortadoğu’yu ve dünyanın farklı ülkelerini de etkilemiştir. İyi ki burayı ziyaret ederek bu zatları yakından tanıma fırsatı bularak bu gönül sofrasında yer aldım”

Nijeryalı Büyükelçi Mohammed Yousef Babagindeo ise şunları söyledi: “Her ziyaretim bir öncekinden daha güzel, daha maneviyat dolu ve güzelliklerle geçiyor. Bu, kısmet olursa önümüzdeki yılın bundan daha güzel olacağının habercisidir. Allah, Türkiye’yi de Nijerya’yı da korusun.”

Bosna-Hersek`in başkenti Saraybosna`da “Somuncu Baba ve Hulûsi Efendi” konulu panel düzenlendi.

Hulûsi Efendi Vakfı tarafından Holiday Inn Hotel salonunda 18 Mayıs 2013 Cumartesi günü düzenlenen panele, Saraybosna Kantonu Başbakanı Suad Zelykoviç, Bosna Hersek Federasyonu (FBIH) Kültür Bakanı Samir Kaplan, Sheıkh General Halil Hulûsi Brizina, Hulûsi Efendi Vakfı Mütevelli Heyet Başkanı Hamit Hamidettin Ateş’in yanı sıra akademisyenler ve çok sayıda konuk katıldı.

Açılış konuşmasını yapan Hulûsi Efendi Vakfı Genel Müdürü Resul Kesenceli Somuncu Baba’nın, Osmanlı coğrafyasının maneviyat güneşi olduğunu belirterek, “Onun yetiştirdiği, ondan feyz alan mutasavvıflar 15. yüzyıldan sonra, özellikle Osmanlı coğrafyasında çok büyük etkiye sahipti. Eserleri ve fikirleriyle bu dünyanın gelişip büyümesine katkıda bulunmuşlardı.” dedi.

FBIH Kültür Bakanı Samir Kaplan, panelin Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Vakfı ile Saraybosna Somuncu Baba Eğitim, Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Derneği arasındaki iyi işbirliğinin somut bir adımı olduğunu söyledi.

“Her alanda Türkiye ile işbirliği içinde olmak son derece önemli” diyen Kaplan, “Eğer bu işbirliğini sağlam temeller üzerine kurarsak, ileride yararlı projeler ve somut adımlar doğuracağı yönünde şüphemiz de olmaz.” ifadesini kullandı.

Panelde, Saraybosna Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim Görevlisi Doç. Dr. Samir Begleroviç, “Çağdaş Bosna Hersek Gençliği İçin Nakşibendî Geleneğinin Getirdiği Fırsatlar” konulu bir sunum yaptı

Begleroviç; “Somuncu Baba, Bosna’da çok yaygın olan ve belgelerin de bu topraklar üzerinde çok sayıda Halveti tekkesi olduğuna tanıklık ettiği ve Bosna’da ve Osmanlı topraklarının daha da ötesinde faal olan çok sayıda Halvetiye tarikatı şeyhine değindiği üzere, Halvetiye öğretisinin taşıyıcı halkasında önemli bir zincirdir.” dedi.

İsmi İle Müsemmâ / Hamid-i Veli Yaşıyor

“Bir insanın anısını yaşatmak o insanı yaşatmak gibidir.” sözüyle mütenasip, Şeyh Hamid-i Veli (Somuncu Baba) Hazretlerinin isminin, anısının yaşatılması hususunda Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi (k.s)’nin çok büyük emeğinin olduğu bir hakikattir.

Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi 1960 yılında dünyaya gelen erkek evladının adını “Hamid Hamideddin” koymuştur. Yıllar sonra bir sohbet esnasında: “Ecdâdımız Şeyh Hamîd-i Velî Hazretlerine ve ihvana hizmet etmek üzere Hamid’imin yetişmesi için çalışıyoruz, ikinci Hamid’i yetiştiriyoruz inşaallah… Çünkü birinci Hamid “Şeyh Hamid-i Veli”dir, O’nun da asıl ismi Hamid Hamideddin’dir.” buyururlar.

Zaman Osman Hulûsi Efendi’nin şahididir. Onun sözleri yıllar sonra tahakkuk eder. Osman Hulûsi Efendi’nin vefatından sonra (14 Haziran 1990) Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Vakfı Genel Başkanlığı görevini yürüten Hamid Hamidettin Ateş Efendi, Şeyh Hamid-i Veli Camii başta olmak üzere birçok imar, ihya ve yayın faaliyetlerini gerçekleştirir. Vakıf yayınları arasında “Somuncu Baba ve Neseb-i Âlisi” adlı eser yayınlanır. “Somuncu Baba” dergisi neşredilir. Bir külliye hâlini alan camii ve civarı günümüzde, her yıl yüz binlerce yerli-yabancı ziyaretçinin uğrak yeridir. Somuncu Baba Araştırma ve Kültür Merkezinin yayınladığı kitapları, dergileri yine on binlerce okur takip etmektedir. Adına sempozyumlar, kültür etkinlikleri düzenlenmekte mânevî şahsiyeti anlatılmakta, eserleri incelenmektedir. Hazretin bir beyiti bütün bu saydığımız noktaya işaret etmektedir. Şeyh Hamid-i Veli (Somuncu Baba) ismi her ilde anılan, her dilde bilinen, her gönülde duyulan bir sevgi ışığı olarak yayılmakta ve onun şanına, büyüklüğüne uygun bir biçimde hatırlanmakta, yaşatılmaktadır… Elhamdülillah… Söz Osman Hulûsi Efendi’nin sözü:

Her ellerde anılsa her dillerde anılsa

Lâyıktır o büyüklük şânına Şeyh Hamîd’in

 

Sayfayı Paylaş