KERBELÂ MERSİYELERİ

Somuncu Baba

"Dîdeden su yerine kan akacak dem geldi

Kerbelâ günleridir ağla Muharrem geldi"

Keçecizâde İzzet Molla


İslâm tarihinin en trajik olayı sayılan Kerbel⸠meydana geldiği tarihten bu yana nedenleri ve sonuçları itibariyle Müslümanların en ciddi problemlerinden biridir. Bilindiği gibi bu olayın öncesinde Hz. Peygamber (s.a.v.)'in vefatından 24 sene sonra Hz. Ali ile Hz. Aişe arasında cereyan eden Cemel Vakası ve bir sene sonra Hz. Ali ile Muaviye arasında vuku bulan Sıffîn Savaşı vardır. Bu iki olay¸ Müslümanlar arasında derin görüş ayrılıklarına sebep olmuştur. Sıffîn'den 23 sene sonra 680'de Kerbelâ'da Hz. Hüseyin'in şehit edilmesi ise bu ayrılık ateşini daha da alevlendirmiş¸ Şiî-Sünnî farklılığının en temel problemi haline gelmiştir.


Kerbelâ'nın Sanat Eserlerine Yansıması


Böylesi trajik bir olayın sanat eserlerine yansımaması elbette düşünülemezdi. Nitekim öyle de olmuştur. Literatüre bakıldığında Kerbelâ olayının tarih¸ edebiyat¸ minyatür¸ müzik ve tiyatroda yansımalarının oldukça güçlü olduğu görülmektedir. Yine aynı şekilde dinî kültür içinde de Kerbelâ hep gündemde olan bir konu halindedir.


Kerbelâ'nın edebiyattaki yansımaları ise daha yoğun olarak gerçekleşmiştir. Hem yazılı hem sözlü edebiyatta bu olayın anlatıldığı veya olayla ilgili üzüntülerin dile getirildiği manzum ve mensur çok sayıda edebî tür ortaya çıkmıştır. Genel olarak “mersiye”¸ “maktel” veya “maktel-i Hüseyin” olarak adlandırılan bu metinler¸ asırlardır okunmakta veya söylenmektedir. Yine “Muharremiye”leri de bu kapsamda düşünmek gerekir.


Kerbelâ olayı ile ilgili gerek İran gerekse Arap ve Türk edebiyatında pek çok eser kaleme alınmıştır. Konu hayli kapsamlı olduğu için biz bu yazıda sadece Türk edebiyatında mersiye türünde yazılan eserlerden yani “Kerbelâ Mersiyeleri”nden söz edeceğiz.


Mersiye: Acının Şiiri


Önce bir şiir türü olarak mersiyeyi kısaca hatırlatalım. Mersiye¸ temel anlamını Divan şiirinde kazanan bir türdür. Eski Türk şiirindeki “sagu”lar ve halk şiirindeki “ağıt”lar da bu anlamda düşünülmelidir. Bunlar¸ ölen kişinin ardından duyulan acı ve üzüntünün dile getirildiği şiirlerdir. Eski Türk şiirindeki “Alp Er Tunga Sagusu”¸ halk şiirindeki “Kızılırmak Ağıdı”¸ Divan şiirinde Baki'nin Kanuni Sultan Süleyman'ın ölümü üzerine yazdığı “Kanuni Mersiyesi”¸ bu türün en güzel örneklerindendir.


Fakat mersiyenin Kerbelâ olayı dolayısıyla özellikle Şiî ve Alevî kültüründe daha özel bir anlamı vardır. Sünnî kültürün de bunun dışında olmadığını bu arada elbette söylemek gerekir. Buna göre bu kültürde mersiye Kerbelâ olayı ile özdeşleşmiştir. Dolayısıyla mersiye¸ Kerbelâ vakasını işleyen¸ ehli beyte ve on iki imamlara bağlılığı¸ sevgiyi dile getiren bir şiir türü manası kazanmıştır. Şiirde ölümlerinden acı ve üzüntü duyulanlar ise başta Efendimiz (s.a.v.)'in torunu olan ve Âşık Yunus'un “Şehitlerin ser çeşmesi” dediği Hz. Hüseyin ve yakınlarıdır.


Mersiye bir şiir türü olarak Kerbelâ'da olanları anlatır. Bunun teferruatlı anlatımı ilgili kitaplar okunduğunda görülecektir ki¸ bu acı tarihte eşi görülmemiş bir zulmün neticesinde olmuş bir insanî dramın hikâyesidir. Bu yüzden doğrudan gönüllerde yara açtığı için Kerbelâ Mersiyeleri olayın müşahhas anlatımının yanı sıra işte bu acının trajik tarafını da anlatır. Bu bakımdan bu şiirler¸ son derece güçlü metinler olarak ortaya çıkmış olup anlattığı konu kadar anlatım biçimiyle de önemli metinlerdir. Ama mersiyeleri salt ağıt boyutuyla algılamak eksiklik olur. Bu eserlerde zalime¸ haksıza bir öfke; mazluma¸ haklıya bir sevgi ve sempati vardır. Mersiyeler bu noktada bilinç taşımasıdır. Aynı zamanda ne kadar da zaman geçmiş olursa olsun iyinin unutulmayacağının ve kötünün¸ zalimin her daim lanetleneceğinin göstergeleridir. Edebî açıdan¸ ehli beyte bağlı olanlar için bir edebî zenginliktir.


Edebiyatımızda Kerbelâ Mersiyeleri


Âlim Çelebioğlu'na göre Türk edebiyatında bu konuyu ilk defa kaleme alan 1362'de tamamladığı “Dâsitan-ı Maktel-i Hüseyin” adlı eseriyle Kastamonulu Şazi olmuştur. Bu gelenek sonradan Yahya b. Bahşî¸ Lami Çelebi¸ Hayretî¸ Fuzulî¸ Kazım Paşa¸ Ruhi-i Bağdadî¸ Fehim-i Kadim¸ Neşatî¸ Müştak Baba¸ Leyla ve Şeref Hanım¸ Ziya Paşa¸ Adile Sultan¸ Edip Harabî; halk ve tekke şiirinde Âşık Yunus¸ Pir Sultan¸ Hüznî¸ Sıdkî¸ Seyyah Dede gibi şairleri sayabiliriz.


Kerbelâ Mersiyeleri sadece belli dönemlerde yazılıp bitmiş eserler değildir. Her devirde bu eserlere yenileri eklenmektedir. Bu yüzden yakın dönemde bu şairlere Kenan Rıfâî¸ Abdulbaki Gölpınarlı¸ Alvarlı Efe¸ Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi gibi isimleri de eklemek gerekir.


Mersiye Örneği


Edebiyatımızda yazılan çok sayıda Kerbelâ Mersiyesi vardır. Bunlar ciltler tutar. Bir fikir vermesi açısından Kâzım Paşa'nın mersiyesine nazire olarak Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Hazretleri'nin notları arasında çıkan bir mersiyeyi buraya alıyoruz.


Kur'an edip tilavet Taha'yı öldürürler


Katleyleyip imamı Yasin ederler ezber


Alkanlara boyandı dürdane-i Peygamber


Bak ne sitemler oldu evlad-ı Hel etâ'ya


Düştü Hüseyin atından sahra-yı Kerbelâ'ya


Cibril git haber ver Sultan-ı Enbiya'ya



Ol şaha eyledikçe her dem hücum-ı leşker


Ok üstüne ok ururlar hançerler üstüne hançer


Meydanda şehber açmış tavus arşa benzer


Hayf ol garib-i kûy-i ferhunde pür hümaya


Düştü Hüseyin atından sahra-yı Kerbelâ'ya


Cibril git haber ver Sultan-ı Enbiya'ya



Bir hadde erdi zahmi şimşir-i ter-nize


Kim ölmüş ol garibin azası rize rize


Ağuşu izzetinde bak beslenen azize


Bir merhamet eden yok mahbub-ı Mürteza'ya


Düştü Hüseyin atından sahra-yı Kerbelâ'ya


Cibril git haber ver Sultan-ı Enbiya'ya



Eyvah eğer bu işten Zehra olursa agâh


Bir nârâ ile sarsar hep kâinatı billâh


Eyler cihanı kuds-i ma'ruz-ı şûle-i âh


Mazlûmenin bu âhı ateş saçar semâya


Düştü Hüseyin atından sahra-yı Kerbelâ'ya


Cibril git haber ver Sultan-ı Enbiya'ya



Abran eyle ya Muhammed¸ ey Padişah-ı Levlak


Manend-i zat-ı akdes sen dahi ağlar eflâk


Oğlun Hüseyn'e netti gör bu güruh-ı nâ-pak


Nefrin ola bu kavm-i bî şerm ü bî hayâya


Düştü Hüseyin atından sahra-yı Kerbelâ'ya


Cibril git haber ver Sultan-ı Enbiya'ya



Ey cedd-i serfiraz-ı nureyn-i neyyi reynk


Bir başka hâle girmiş dünyada nur-u ayneynk


Döşü mübareğinde gezdirdiğin Hüseynik


Başı kesildi geçti ser nize-i cefaya


Düştü Hüseyin atından sahra-yı Kerbelâ'ya


Cibril git haber ver Sultan-ı Enbiya'ya



Maktül olan eğerçi mazlum-ı itretindir


Leb teşne-i zülâl-i dide-i hazretindir


Var katilin de seyret bu kendi ümmetindir


La'net bu nâkesan-ı bî rahm-i bî vefaya


Düştü Hüseyin atından sahra-yı Kerbelâ'ya


Cibril git haber ver Sultan-ı Enbiya'ya



Söyler kelam-ı hakkı batıl güruh istemez


Gittikleri tarika kibr-u Mecusi gitmez


İslâm'a bu cefayı kâfir de olsa etmez


Müslim denilmez asla bu kavm-i eşkıyaya


Düştü Hüseyin atından sahra-yı Kerbelâ'ya


Cibril git haber ver Sultan-ı Enbiya'ya



Mersiyelerin Mesajı


Mersiyeler¸ sadece Kerbelâ olayının hikâye edilmesi manasında önemli değildir. Bu eserlerin asıl önemi Hz. Hüseyin'in bu hadisedeki duruşundan hareketle verilmek istenen mesajdır. Biz bu mesajı Hz. Hüseyin'in ve etrafındakilerin mazlumluğu¸ en zor şartlarda bile zulme karşı çıkışları¸ onurlu yaşama mücadeleleri ve şehit olmayı zillete tercih etmeleri şeklinde özetleyebiliriz. Buna ilave olarak iktidar hırsının ümmet arasında nasıl ihtilaflara sebep olduğu konusunu da söyleyebiliriz. Söylemek istediğimiz bir husus da bu acının değişik kesimlerin ortak acısı olmasıdır. Bu sebeple bu mersiyeleri ayrıştırıcı değil birleştirici eserler olarak görmek gerekir.


Kerbelâ olayı¸ ebetteki siyasî¸ fıkhî¸ akıdevî pek çok açıdan hâlâ tartışılmaya devam ediyor. Üstelik bilhassa Ortadoğu coğrafyasında yeni Kerbelâların yaşandığı bir dönemdeyiz. Bu acı yeni Kerbelâlarla daha da derinleşmektedir. Bu coğrafyada mezhep temelli kardeş kavgaları İslâm ümmetinin geleceğini tehdit etmektedir. Bu da gösteriyor ki bu trajik hadiseden gerekli dersler ne yazık ki çıkarılamamıştır. Bu sebeple hadiseye siyasî ve mezhebî açıdan bakmak yerine konuyu her mezhepten Müslümanın hatta daha geniş bir çerçevede bütün bir insanlığın meselesi olarak görmek gerekir. Zira Hz. Hüseyin Sünni olsun Şii olsun bütün Müslümanlar için aynı değeri ve manayı ifade eder. İşte bu sebeple Kerbelâ Mersiyelerini yeni bir gözle okumak umulur ki hepimizde bir bilinç tazelenmesi meydana getirir.

Sayfayı Paylaş