KÂŞGARLI MAHMUD VE DÎVÂN-I LUGÂTİ'T-TÜRK

Somuncu Baba

"Dîvân-ı Lugâti't-Türk¸ Türk kültür tarihini¸ Türklerdeki aile yapısını¸ akrabalık ilişkilerini¸ eski ve yeni inançlarını¸ sosyal hayatını¸ devlet yapısını¸ sanatını¸ yemeklerini¸ silahlarını¸ kullandıkları aletlerini kısacası Türklerle ilgili ne varsa ortaya koyan bir kaynaktır."


Dinî bir muhtevası ve hüviyeti olmasa bile Kâşgarlı Mahmud'un yazdığı Dîvân-ı Lugâti't-Türk isimli eser de (İslâmiyet'e) geçiş dönemi eserlerinden kabul edilir çünkü Türklerin İslâmiyet'i kabulünden hemen sonra yazılan ilk eserlerden biridir.


Dünyada bir tek nüshası bulunan ve İstanbul Millet Kütüphanesinde muhafaza edilen eserin son sayfasında¸Dîvân-ı Lugâti't-Türk'ün 25 Ocak 1072 tarihinde yazılmaya başlandığı¸ 10 Şubat 1074 tarihinde tamamlandığı kaydı mevcuttur.


Kâşgarlı Mahmud¸ Dîvân-ı Lugâti't-Türk'ü yazma sebebini Allah'a ve Hz. Muhammed'e (s.a.v.) övgü bölümünden hemen sonra şöyle açıklamaktadır. “Talih güneşinin Türklerin burcunda doğduğunu ve Cenab-ı Hakk'ın Türk hakanlığını göğün felekleri arasına yerleştirdiğini¸ onlara ‘Türk' dediğini ve egemenlik verdiğini¸ onları çağın hakanları yapıp¸ dünyaya hükmetmenin dizginlerini ellerine verdiğini¸ onları tüm beşeriyete memur ettiğini¸ doğruluğa yönelttiğini¸ onlara katılanlar ve onlar adına çabalayanları güçlendirdiğini¸ böylece istedikleri her şeyi elde ettiklerini ve çapulcuların rezilliğinden kurtulduklarını idrak ettim ve anladım ki akıl sahibi her insan onlara katılmalıdır; aksi hâlde onların ok yağmuruna maruz kalır. En iyisi gönüllerini almak¸ kulaklarına eğilmek suretiyle onlara yanaşmak ve onlarla kendi dillerinde konuşmaktır. Hasımlarından birisi onların tarafına geçerse¸ onu diğerlerinin hışmından korurlar; başkaları da onunla birlikte iltica edebilir ve böylece kötülüğe maruz kalma konusundaki tüm korkular bertaraf olur.”


Kâşgarlı Mahmud¸ eserini yazma sebeplerinden birini de şöyle izah eder: “Buharalı imamlar arasındaki bir güvenilir kaynaktan ve Nişabur halkının bir imamından işittim. Her ikisi de aşağıdaki hadisi aktardı ve ikisinin de isnat zinciri Rasûlullah'a (Allah'ın salât ve selamı onun üzerine olsun) dayanıyor. Kıyamet alametlerinden¸ ahir zaman azaplarından ve Oğuz Türklerinin ortaya çıkışından söz ediyordu¸ dedi ki: ‘Türklerin lisanını öğrenin¸ çünkü onların saltanatı uzun sürecektir.' Bu hadis sahih ise-vebali boyunlarına olsun- Türkçeyi öğrenmek dinî bir vecibedir. Eğer sahih değilse¸ marifet bunu gerektirir.”


Dîvân-ı Lugâti't-Türk¸ Türk kültür tarihini¸ Türklerdeki aile yapısını¸ akrabalık ilişkilerini¸ eski ve yeni inançlarını¸ sosyal hayatını¸ devlet yapısını¸ sanatını¸ yemeklerini¸ silahlarını¸ kullandıkları aletlerini kısacası Türklerle ilgili ne varsa ortaya koyan bir kaynaktır.


Eser¸ Türkçenin Arapça kadar zengin bir dil olduğunu ortaya koymak ve Araplara Türkçe öğretmek amacıyla yazılmıştır fakat Dîvân-ı Lugâti't-Türk'ün¸ Türk kültürü bakımından kıymeti yazılış amacından daha üst bir seviyededir.


İlk Türkçe Derleme Sözlüğü


Dîvân-ı Lugâti't-Türk ilk Türkçe derleme sözlüğüdür. Kâşgarlı Mahmud¸ Türklerin yaşadıkları bölgeleri adım adım gezerek duyduğu kelimeleri titizlikle derlemiştir.


Eser¸ yaklaşık 9.000 kelimelik ansiklopedik bir sözlüktür. Kâşgarlı Mahmud'un özel isimleri de söz varlığına alarak ayrıntılı bilgiler vermesi esere ansiklopedik sözlük¸ hatta ansiklopedi niteliğini de kazandırmıştır. Bunlar içerisinde şehir¸ köy¸ dağ¸ ırmak¸ deniz gibi coğrafya adları ile kişi ve topluluk adları da yer almaktadır. Türk topluluklarının adlarını açıkladığı maddelerde ayrıntılı bilgiler verilmiştir. İsimler açıklanırken onlarla ilgili atasözleri¸ manzum parçalar¸ zaman zaman da hadisler iktibas edilmiştir.


Divan-ı Lugati't-Türk'te kelimeleri arayanlar kolayca bulsun diye belirli bir düzene göre sıraladığını belirten Kâşgarlı; atasözü¸ deyim ve şiir gibi edebî ürünlerle Türkçenin anlatım derinliğini ortaya çıkardığını söyler. Bunun için eserinin sözlük bölümünde tanımladığı hemen her sözün¸ içinde geçtiği örnek cümleleri¸ şiirleri¸ atasözleri ve deyimleri vermeye özen göstermiştir. Kâşgarlı Mahmud¸ eseriyle ilgili şu bilgileri de yine kendisi verir: “Türklerin görgülerini¸ bilgilerini göstermek için söyledikleri şiirlerden örnekleri kitaba serpiştirdim. Sıkıntılı veya sevinçli günlerde yüksek düşüncelerle söylenmiş olan ve ilk söyleyenden sonra kuşaktan kuşağa aktarılan atasözlerini de kitaba aldım. Böylece kitap en üst düzeyde yetkinliğe ve mükemmel arılığa ulaştı.”


Kâşgarlı Mahmud¸ eserinde kendisinden bahsederken Türklerin en güzel ve en etkili dile sahip biri olduğunu¸ en açık anlatan¸ en akıllı¸ en iyi eğitimli¸ en soylusu olarak tanıtır. Çok iyi kargı kullandığını da söyleyen Kâşgarlı Mahmud¸ bu özellikleri sayesinde bütün Türk illerini dolaşıp Türk¸ Türkmen¸ Oğuz¸ Çiğil¸ Yağma ve Kırgızların dillerini¸ sözlü edebiyat ürünlerini öğrendiğini¸ bütün bu bilgileri en uygun bir biçimde sıralayarak kitabını düzenlediğini anlatır.


Kâşgarlı Mahmud¸ eserinde Türk boylarından bahsederek Türklerin kökünün Nuh Peygamber'in oğlu Yafes'e ve onun oğlu Türk'e dayandığını yazmaktadır. Türklerin her bir boyunun çeşitli kollara ayrıldığını belirten Kâşgarlı Mahmud bu kolların sayısını ancak Allah'ın bilebileceğini belirtir ve yalnızca büyük boyları ve ana kollarını eserinde anar. Ancak Kâşgarlı Mahmud'un Oğuzlara özel bir önem verdiği¸ Oğuzların bütün kollarını adlarıyla¸ damgalarıyla birlikte ayrıntılı bir biçimde tanıttığı görülür. Kâşgarlı Mahmud¸ Türk boylarının yaşadığı coğrafyayı anmakla kalmamış Bu boyların her biri şu haritada gösterilmiştir diyerek eserine eklediği harita üzerinde Türk soylu halkların yaşadığı bölgeleri göstermiştir.


Dîvân-ı Lugâti't-Türk¸ İslâm öncesine ait sözlü ürünlerden sav (atasözü)¸ koşuk (koşma)¸ sagu (ağıt) ve destan parçalarının yazıya geçirildiği ilk eser olma özelliğini de taşır. Yazımızı¸ Dîvân-ı Lugâti't-Türk'te geçen birkaç sav örneği ile bitirelim:


Avçı neçe al bilse¸ adhığ ança yol bilir


(Avcı ne kadar hîle bilse¸ ayı o kadar yol bilir.)


Agılda oglak togsa arıkda otı öner./Ağılda oğlak doğsa¸ dere boyunda otu biter.


Alp çerikde¸ bilge tirikde /Yiğit ordu içinde¸ bilgin mecliste belli olur.


Birin birin min bolur¸ tama tama kol bolur /Birer birer bin olur¸ damlaya damlaya göl olur.


Boldaçı buzagu öküz ara belgülüğ /


Öküz olacak buzağı¸ kendisini belli eder.


Ebdeki buzagu öküz bolmas /Ev danası öküz olmaz.


Endik uma eblikni agırlar /Şaşkın misafir ev sahibini ağırlar.


Erdem başı tıl/Faziletin başı dildir.


Ermegüğe bulıt yük bolur /Tembele bulut yük olur.


Kanıg kan bile (birle) yumas/ Kanı kan ile yıkamazlar.


Karı öküz balduka korkmas /Yaşlı öküz baltadan korkmaz.


Kişi alası içtin¸ yılkı alası taştın/İnsanın alası içinde¸ atın alası dışındadır.


Kişi sözleşü¸ yılkı yıylaşu /İnsan söyleşerek¸ at koklaşarak anlaşır.


Kut belgüsi bilig / Devlet alâmeti bilgidir.


Ot tese ağız köymes /Ateş demekle ağız yanmaz.


Otuğ odhguç birle öçürmes /Ateş alev ile söndürülmez.


Öd keçer kişi tuymas¸ yalnuk oglı mengü kalmas/ Zaman geçer kişi duymaz¸ insanoğlu ebedî kalmaz.


Öküz ayakı bolgınça buzagu başı bolsa yeğ/Öküz ayağı olmaktansa¸ buzağı başı olmak yeğdir.


Tag tagka kabuşmas¸ kişi kişiğe kabuşur /Dağ dağa kavuşmaz¸ insan¸ insana kavuşur.


Yalnuk oglı munsuz bolmas /İnsanoğlu dertsiz olmaz.


Yazmas atım bolmas¸ yanılmas bilge bolmas /Şaşmaz ok¸ yanılmadık bilgin olmaz.


Yılan kendü eğrisin bilmes¸ tebi boynın eğri ter/ Yılan kendi eğriliğini bilmez¸ deveye boynun eğri der.


Yırak yer sabin arkış keldürür /Uzak yerin haberini kervan getirir.


Yüzge körme erdem tile /İnsanda yüz güzelliği değil fazilet ara.


Önemli Bir Not:


UNESCO tarafından 2008'in Kaşgarlı Yılı ilan edilmesi ve Avrasya Yazarlar Birliği¸ Türk dilinin ilk gramer kitabı olan Kaşgarlı Mahmut'un kayıp eseri “Kitabu Cevahirü'n-Nahv Fi Lugati't-Türk”ü bulana 1000 Cumhuriyet altını ödül verecek¸ haberi üzerine Kaşgarlı Mahmut ve onun eseri üzerine dikkatler yeniden yoğunlaştı. Aslında her şey Besim Atalay'ın Dîvân-ı Lügâti't-Türk çevirisinde Kaşgarlı Mahmut'un ağzından aktardığı¸ çekim ve yapım özellikleri üzerinde fazla durmayacağını çünkü bu konuları Cevahirü'n-Nahv adını verdiği bir kitapta işlediği… şeklinde yaptığı tercümeden kaynaklandı.


Hâl böyle olunca Kaşgarlı Mahmud'un bu yazılıp da kaybolduğu sanılan eserinin bulunması için Kaşgarlı Yılı'nda biraz da 1000 altının hatırına herkes bu cevahiri aramaya koyuldu fakat tam da bu sırada Erciyes Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ümit Tokatlı söz konusu eserin yazılmış olmasının zayıf bir ihtimal olduğunu¸ bunun Besim Atalay'dan bugüne kadar tercüme yanlışlığından kaynaklanan bir vehim olduğunu iddia etti.


Prof. Dr. Ümit Tokatlı ile yaptığımız mülakatta bu konu ile ilgili şunları söylemektedir:


“Kültür Bakanlığı tarafından yayınlanmış olan Dîvân-ı Lügâti't-Türk Tıpkıbasımı¸ Besim Atalay'ın kaleme aldığı DLT Tercümesi¸ Amerika'da yayınlanmış olan DLT İngilizce Tercümesi ve İran'da yayınlanan DLT Farsça Tercümesi'nin giriş bölümleri karşılaştırılmalı olarak ele alınıp incelendi. Eserin orijinalinde Kaşgarlı¸ değinmiş olduğu çekim ve yapım ve özellikleri üzerinde fazla durmayacağını çünkü bu konuları “Cevâhirü'n-Nahv” adını verdiği kitapta Allah'ın yardımı olursa işleyeceğini söylemektedir. Cümlenin sonunda bulunan inşallah –inşâ Allah- azze ve celle ifadesi bir duadır. Allah'ın yardımıyla yapılmış olanlara şükredilir¸ ancak gelecek ile ilgili olması istenenler için dua kipinin kurulduğu çok açıktır.  Buradaki kip de duadır. Kaşgarlı bu eseri bir proje olarak düşünmüştür¸ belki de bir kısmını yazmıştır¸ fakat Dîvân-ı Lügâti't-Türk'ün telif edildiği tarihte böyle bir eserin toplu bir biçimde kitap olarak ortada olmadığı Kaşgarlı'nın ifadesinden açıkça anlaşılmaktadır. Besim Atalay'ın hazırlamış olduğu tercümede¸ o bölümün yanlış çevrilmiş olması sanki bu eserin yazılmış¸ bir yerlerde bulunuyormuş ve de daha gün ışığına çıkmamış gibi algılanmaya sebebiyet vermektedir. Ancak eserin orijinalinden hareketle¸ Kaşgarlı Mahmud'un bu bahsettiği eseri yazıp yazmadığı meçhuldür. Temennimiz bu kitabın yazılmış olması ve günün birinde de ortaya çıkması yönündedir. O zaman da bu eserin telif tarihinin Dîvân'ın telif tarihinden daha sonraki bir tarihte olması gerektiğini tahmin etmek yanlış olmayacaktır.”

Sayfayı Paylaş