ÇOCUK EĞİTİMİ VE SÛFÎLER

Somuncu Baba

Sûfîler¸ insanın iç dünyasını temizlemek sûretiyle¸ onun¸ hayatına anlam katma çabasını/kendini gerçekleştirmesini sağlamak için tasavvufî sistemi geliştirmişler¸ diyebiliriz. Onlar¸ büyük-küçük¸ yakın-uzak herkesi bu sistemleri ile "Kâmil İnsan" olarak yetiştirmeye uğraşmışlardır. Onlar bu sistemi uygulamaya öncelikle kendi nefislerinden başlamışlar daha sonra da çocuklarını kâmil insan yapabilmek için çaba ve gayret etmişlerdir.

Sûfîler¸ insanın iç dünyasını temizlemek sûretiyle¸ onun¸ hayatına anlam katma çabasını/kendini gerçekleştirmesini sağlamak için tasavvufî sistemi geliştirmişler¸ diyebiliriz. Onlar¸ büyük-küçük¸ yakın-uzak herkesi bu sistemleri ile "Kâmil İnsan" olarak yetiştirmeye uğraşmışlardır. Onlar bu sistemi uygulamaya öncelikle kendi nefislerinden başlamışlar daha sonra da çocuklarını kâmil insan yapabilmek için çaba ve gayret etmişlerdir. Bu halkayı akrabaları¸ komşuları¸ şehirleri¸ ülkeleri ve bütün dünyadaki Müslümanlar şeklinde genişleten sûfîler neticede bütün insanlığın kurtuluşu için ter dökmüşlerdir.


Sûfîlerin çocuk eğitimi anlayışı üzerinde durmaya çalışacağımız bu yazımızda ilk olarak sûfîlerin çocukları ile olan düzgün ve bilinçli ilişkilerini gözler önüne seren bazı örnekler üzerinde durmak istiyoruz. Bununla sûfîlerin çocuk eğitimine verdikleri önemi daha iyi anlamış olmayı hedeflemekteyiz.


Göl Yerinden Su Eksik Olmaz: Sûfîler ve Çocukları


Tasavvuf tarihini şöyle bir gözden geçirdiğimizde baba/anne-evlat ilişkilerinin çok sağlam temeller üzerine bina edildiğini hemen fark ederiz. Bu büyük birikimden birkaç ismi zikretmemiz gerekirse¸ öncelikle Hz. Mevlânâ'yı bu konuya örnek vererek başlayabiliriz. Hz. Mevlânâ'nın (ö. 672/1273) aşkını¸ hizmetini ve himmetini¸ zannederim¸ anlatmaya gerek yok. Onun bu muhteşem yolunu tesis eden kişinin ise oğlu Sultan Veled'den (ö. 713/1312) başkası değildir. Hz. Mevlânâ'nın mesajlarının bütün dünyaya sistemli bir şekilde çocuğu vâsıtası ile yayılması son derece dikkât çekici bir durumdur.1 Mevlevîlerde bu durum yani âilenin evladını sağlam bir ahlâkî ve ilmî altyapı ile yetiştirmesi bir gelenek hâline gelmiştir¸ denebilir. Hangi Mevlevî şeyhine baksak evlatlarının hemen tamamının mükemmel bir yetişme tarzı ile yetiştirildiğini bunun neticesi olarak da birçok dergâhta şeyhliğin babadan oğula geçtiğini görürüz. Sivas Mevlevîhânesi'nin son sâkinlerinden olan Mehmed Bahâüddin Çelebi (ö.1304/1885) ve oğlu Mehmet Râşid Çelebi (ö.1331/1911–12) bu konuda dile getirilebilecek örneklerdir.2 Ayrıca son dönem Mevlevî Şeyhleri içerisinde seçkin bir konuma sahip olan Ahmet Remzi Dede'nin (ö.1363/1944) babası Süleyman Ataullah'ın (ö.1332/1913) Kayseri Mevlevîhânesi Şeyhi olduğunu da belirtmek yerinde olacaktır.3


Bu yolda mesâfe kat eden sadece Mevlevîler değildir. "Tarikat Fabrikası" olarak isimlendirilen Halvetîlik yolunun müntesipleri de bu konuda son derece hassas davranmışlardır. XVI. yüzyılın en etkin şeyh âilesi olan Sivâsîler¸ bu konuya verilecek en güzel örneklerden bir tanesidir. Mehmet Ârif Efendi ve Sultan Hanım'ın çocukları olan4 Muharrem Efendi (ö.1000/1591)¸ Şemseddin Sivâsî (ö.1006/1597)¸ İbrahim (ö.1000/1591) ve İsmâil Sivâsî (ö.?) Efendiler hem maddî hem de manevî anlamda iyi yetişmiş ve dönemlerine damgalarını vuran şahsiyetler olmuşlardır. Âilelerinden gördükleri ilgi ve alâkayı kendi çocuklarına da gösteren hazretlerin çocukları da ilim ve ahlâk yolunda çok mesafeler kat ederek topluma faydalı bireyler olmuşlardır. Muharrem Efendi'nin oğlu Abdülmecîd Sivâsî (ö.1049/1639)¸ Şemseddin Efendi'nin oğlu Müeyyed Efendi (ö.1070/1659)¸ İbrahim Efendi'nin oğlu Şeyh Recep Efendi (ö.1002/1599) bu bereketli ilişkinin en belirgin örnekleridir.5


Çocuklarını göz bebeği olarak görüp yetişmeleri konusunda son derece hassas davranan tarikatlardan bir tanesi de Nakşibendîliktir. Bu konuda birçok örneğini sayabileceğimiz Nakşî Şeyhleri içerisinde daha çok son dönem örnekleri dile getirmek istiyoruz. Son Dönem Osmanlı Mebusan Meclisi'nde "Tokat Mebusu" olarak görev yapan ve bu dönemde Fatih Camii İmam-Hatipliğini de yürüten Mustafa Hâkî Efendi (ö.1917 veya 1921) ve oğlu Bahâeddin Efendi  örneğinde olduğu gibi baba-evlat arasındaki maddî ve manevî etkileşim örnekleri gerçekten son derece dikkat çekicidir.


Tabii ki âilede iletişim sadece baba-erkek çocuk arasında cereyan etmemektedir. Anne-oğul veya anne-kız ilişkileri de son derece önemlidir. Makâlenin sınırlarını düşünerek¸ anne-oğul arasındaki hassas ilişkiyi gösteren bir örnek ile yetinmek istiyoruz. Merhum İhramcızâde İsmâil Hakkı Toprak'ın (ö.1969) anne-babasının uzun zaman çocukları olmaz. Annesi Hz. Peygamberi(s.a.v)'i bir ziyâretinde kabrine bir çocuk elbisesi bırakır ve Cenâb-ı Hak'tan çocuğunun olmasını diler. Neticede İsmâil Hakkı Efendi dünyaya gelir. İhramcızâde'nin dünyaya gelmesinde bir vesîle olan¸ İsmâil Efendi'ye çocukluk döneminde abdestsiz süt emzirmeyen annesi Ayşe Hanım¸ İsmâil Hakkı Efendi'nin birçok konuda da rehberi olmuştur. İşte onlardan bir tanesi: 6–7 yaşlarındayken İhramcızâde İsmâil Hakkı Efendi¸ sarık sarmaya¸ sakal bırakmaya kısacası şekle şemâle çok önem vermeye başlar. Bunun üzerine annesi¸ "Oğlum¸ dıştan sakallı¸ sarıklı olamıyorsan içten sarıklı sakallı ol" diyerek sûretten ziyâde sîrete önem verilmesi gerektiğini ona öğretmiş İhramcızâde de kendisine bu konuda danışanlara ömrü boyunca aynı cevabı vermiştir.6


Velîlerin Çocuk Eğitimindeki Başarıları ve Sonuç


Sûfîler çocuk eğitimi konusunda sadece kendi çocuklarını değil başka âilelerin çocuklarını da başarılı ile eğitmişlerdir. Bunun birçok örneğini "Tabakât Kitapları"nda rahatlıkla görmemiz mümkündür. Velîlerin bu alanda bu kadar başarılı olmalarının sebepleri üzerinde durarak çalışmamızı noktalayalım: Sûfîler¸ her şeyden önce¸ çocuk edinme sürecinde çok hassas davranan insanlardır. Yemelerine içmelerine¸ hâl ve hareketlerine baba veya anne olmadan önce son derece dikkat etmişlerdir ki bu sürecin çocuk üzerindeki etkisi inkâr edilemeyen bir gerçektir. Dahası sûfîler¸ bebeklik döneminde çocukların/çocuklarının manevî bir destek ile yetişmelerini sağlamışlardır. İhramcızâde İsmâil Hakkı Efendi'ye veya Fatih Sultan Mehmed'e abdestsiz süt emzirmeyen anneleri gibi. Çocukların¸ dinî¸ millî ve manevî değerler ile donanmış insanlar olarak yetişmeleri için gerekli alt yapıyı sağlama noktasında son derece titiz davranmışlardır. Küçük yaşlardan itibaren onları¸ âlimlerin ve velîlerin sohbetlerine götürmüşler¸ kültürel ve millî değerler konusunda hassas yetişmelerini sağlamışlardır.


Sûfîlerin bu konudaki başarılarının arkasında yatan en önemli etmenlerden bir tanesi de söyledikleri ilmî¸ ahlâkî ve millî değerlere herkesten önce kendilerinin büyük bir titizlikle uymalarıdır. Bu konuda sûfîler o kadar hassas davranmışlardır ki¸ birisine bal yeme¸ diyebilmek için kendisi günlerce bal yemeyen İmam Azam gibi büyük karakterler vücûda getirebilmişlerdir.


Çocuğun eğitim-öğretim sürecinde son derece önemli olan "dua" hâdisesine de büyük önem veren velîler¸ duanın müspet neticelerini de görme fırsatı bulmuşlardır.


Netice olarak belirtmek gerekirse¸ bugün bizlere düşen görev¸ Allah Dostları'nın çocuk eğitim ve öğretimine verdikleri önemi iyi kavramak onlar gibi başarılı neticeler elde edebilmek için yukarda sıralanan adımları bir bir atmaktır. Bugünün çocuklarına gerekli olan ilmî alt yapıyı sağlam oluşturmalı¸ millî ve manevî değerlerimizden çocuklarımızı uzak tutmamalıyız. Unutmayalım ki¸ bugünün çocukları yarının büyükleri ve toplumlara yön veren insanları olacaklardır.


 


Dipnot


 


1  H. Ziya Ülken¸ Türk Tefekkür Tarihi¸ İstanbul 1933¸ s.184; Faruk Sümer¸ Mevlânâ ve Oğullarının Türkmen Beyleri İle Münâsebetleri¸ Uluslararası Mevlânâ Sempozyumu¸ Türkiye İş Bankası Yayınları¸ Ankara 1973¸ s.45–46.


2  Ömer Demirel¸ Osmanlılar Dönemi Sivas Şehri-Makaleler-¸ Sivas Mevlevîhanesi ve Mevlevî Şeyhlerinin Sosyal Hayatlarına Dair Bazı Tespitler¸ Sivas Valiliği İl Kültür Turizm Müdürlüğü Yayınları¸ Sivas 2006¸ s.152 vd; Sezai Küçük¸ Mevlevîliğin Son Yüzyılı¸ Vefa Yayıncılık¸ İstanbul 2007¸ s.248 vd.


3  Ahmet Câhid Haksever¸ Son Dönem Osmanlı Mevlevîlerinden Ahmet Remzi Akyürek¸ KBY¸ Ankara 2002¸ s.43.


4  Muhammed Nazmi¸ Hediyyetü'l-İhvan¸ s.59.


5  Hayatları hakkında detaylı bilgi için bkz; Cengiz Gündoğdu¸ Bir Türk Mutasavvıfı: Abdülmecîd Sivâsî¸ Hayatı¸ Eserleri ve Tasavvufî Görüşleri¸ KBY¸ Ankara 2000¸ s.40–59.

6  Hayatı ve annesi hakkında bkz; Lütfü Alıcı¸ İhramcızâde İsmail Hakkı Toprak Efendi¸ Hayatı¸ Eserleri ve Şahsiyeti¸ Somuncu Baba Araştırma ve Kültür Merkezi Yayınları¸ Ankara 2001¸ s.1–8.

Sayfayı Paylaş