İSLÂM'IN EVRENSEL İNSAN HAKLARI BEYANNAMESİ PEYGAMBERİMİZİN VEDÂ HUTBESİ'NDEN MESAJLAR

Vedâ Hutbesi İle İlgili
Tarihî Bilgi
Peygamberimizin umre sayısı ihtilaflıdır. Çoğunluk onun¸ hicretten sonra üç kez umre yaptığını söyler¸ onun umre sayısının 4 ve iki olduğunu söyleyenler de vardır.

Vedâ Hutbesi İle İlgili

Tarihî Bilgi

Peygamberimizin umre sayısı ihtilaflıdır. Çoğunluk onun¸ hicretten sonra üç kez umre yaptığını söyler¸ onun umre sayısının 4 ve iki olduğunu söyleyenler de vardır.1 Onun Peygamber olmadan önce ve hicretten önce de umre yapmış olması kuvvetle muhtemeldir. Zira ömrünün elli üç yılını Mekke'de yaşayan bir insanın hac ve umre yapmaması düşünülemez. Peygamberimizin bir tek haccı vardır¸ o da Arafe günü Cuma'ya denk gelmiş olan Hacc-ı Ekber'dir. Yevmü'l-Hacci'l-Ekber şeklinde Kur'ân'da geçmiştir.2 Onun bu haccına¸ Vedâ Haccı¸ İslâm Haccı¸ Belâğ Haccı¸ Haccetü't-Temâ da denmiştir.

Peygamberimiz vedâ haccından önceki sene Hz. Ebû Bekir'i hac emîri olarak göndermişti. Hz. Ebû Bekir o yıl hac yapacak ve hicaz bölgesini bir yıl sonraki peygamber haccına hazırlayacaktı. Hz. Ebû Bekir¸ (H. 9. yılda) 300 kişiyle Medine'den yola çıktı¸ beraberinde 20 kurbanlık deve vardı. Onun ardından gönderilen Hz Ali ise¸ yeni inen Tevbe sûresinin ilk ayetlerini (1-30/40) insanlara duyurmakla görevlendirilmişti. O sene insanlara şu dört önemli duyuru yapıldı:

1. Cennete ancak mü'minler girecek¸

2. Bundan böyle hiçbir müşrik hac yapamayacak¸

3. Ka'be asla çıplak tavaf edilmeyecek¸

4. Peygamberimizle anlaşması olan müşriklere¸ anlaşma süresi bitene kadar fırsat tanınacak.

Peygamberimiz bundan bir yıl sonra binlerce insandan oluşan sel halinde Medine'den yola çıktı¸ her yer telbiye / tevhîd sesleri ile inliyordu.

O¸ bu büyük haccında Arafat'ta¸ Müzdelife'de ve Mina'da¸ farklı zamanlarda insanlara hutbe îrâd etmiştir. Onun Vedâ Hutbesi¸ bu hutbelerin derlenmesiyle oluşmuştur. Peygamberimiz bu hutbelerini¸ yüz bini aşkın insan seline (140 bin kişi)3 okumuş¸ devesi Kusvâ'nın üzerinde okuduğu cümleler gür sesli tellallar tarafından halka halka¸ dalga dalga insanlara ulaştırılmıştır.

O¸ yirmi üç sene didinerek Hicaz bölgesine tevhîdi yerleştirmiş¸ bir yıl önce Hz. Ebû Bekir'i Hac Emîri olarak göndermiş ve onun vasıtasıyla hac ibâdeti içerisindeki câhiliye kırıntılarını bütünüyle temizlemiş¸ daha sonra yüz binlerle birlikte hac ibâdetini yapmıştır. Buna göre Müslüman da gönlündeki¸ beynindeki¸ dilindeki ve hayatındaki putları / şirki temizledikten sonra hac yollarına düşmelidir.

Câhiliye döneminde dışarıdan gelen hacılar Arafat'ta vakfeye dururken¸ Kureyş eşrâfı diğer insanlardan üstün olduklarını belli edercesine Arafat yerine Müzdelife'de vakfeye dururlardı. Hz. Peygamber (s.a.v.) câhiliye döneminin bu sınıf üstünlüğüne dayalı âdetini ortadan kaldırdı ve bütün hacılarla birlikte Arafat'ta vakfeye durdu. Hz. Peygamber (s.a.v.)'e orada bu dinin tamamlandığı şu ayet-i kerimeyle müjdelendi:

“Ey Mü'minler¸ şu küfreden müşrikler bugün dininizi söndürmekten ümitlerini kesmişlerdir. Artık bundan böyle onlardan korkmayınız; ancak benden korkunuz. Bugün sizin dininizi kemale erdirdim¸ üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak Müslümanlığı beğenip seçtim ve ondan razı oldum.”4

Dinin kemale erdirilmesine bütün Müslümanlar sevinirken yalnızca Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ömer¸ bunun Hz. Peygamber (s.a.v.)'in vefâtının yaklaştığına delâlet ettiğini anlamışlar ve gözyaşlarını tutamamışlardı. Gerçekten de bundan sonra Hz. Peygamber (s.a.v.) 82 gün yaşamış ve vefat etmiştir.

Vedâ Hutbesi İle İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin Karşılaştırılması

Biri Hz. Peygamber'e¸ diğeri bir grup insana ait olan ve aralarında on dört asırlık bir zaman farkı bulunan bu iki metni birbiriyle karşılaştırmak¸ ilk etapta doğru görülmeyebilir. Ancak bugün¸ Müslümanların Vedâ Hutbesi'ni¸ İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ile karşılaştırdıkları yahut ona nazire olarak gündeme getirdikleri bir gerçektir. Bu itibarla biz iki metni kısaca karşılaştırıp aradaki farklara dikkat çekmeye çalışacağız.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi¸ Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu'nca 30 madde olarak hazırlanmış ve 10 Aralık 1948 de Paris'te kabul edilmiştir. Bu tarihten sonra 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü olarak kutlanmaktadır.

Peygamberimizin Vedâ Hutbesi¸ bu beyannameden takriben 1400 sene önce okunmuştur. Bu hutbe¸ Mekke gibi¸ şehirlerin merkezi olan kutsal bir mekânda¸ Arafat gibi Hz. Âdem peygamberden itibaren bütün insanlığı yakından ilgilendiren mübârek bir yerde ve çok mübârek bir gün olan Kurban Bayramı arafesinde¸ peygamberlerin sonuncusu ve efendisi olan bir Peygamber tarafından îrâd edilmiştir. Bilindiği gibi¸ Kâbe¸ yeryüzünde ilk bina edilen mabeddir¸ Arafat ise¸ tevbelerinin kabulünden sonra insanlığın atası Hz. Âdem ile Hz. Havva'nın buluştukları yerdir.

İfadelerine baktığımız zaman İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi¸ bir hukuk metni görünümünde olup¸ hakkı vardır¸ sağlanmalıdır¸ yapılmalıdır gibi yalın cümlelerden oluşur.

Vedâ Hutbesi ise¸ dualarla başlar ve dualarla sona erer. Tıpkı Fâtiha duası ile başlayıp Felak ve Nâs dualarıyla sona eren Kur'ân gibi. Vedâ Hutbesi'nde¸ insanların hem gönlüne¸ hem beynine hitap eden cümleler vardır. Onun¸ konuştukları vahiy olan¸ hevâsından asla bir şey konuşmayan peygamberin sözleri olduğu aşikârdır. Daha duygulu¸ daha canlı¸ daha coşkulu ve çok daha veciz ifadelerden oluşur.

Beyanname¸ seküler maddelerden oluşur¸ onda Allah ve âhiret inancı ve bunları çağrıştıran ifadeler yer almaz.

Vedâ Hutbesi'nde ise¸ hemen her cümlede Allah ve âhiret bilinci canlı tutulmuştur. Bu yüzden Vedâ Hutbesi'nde¸ her zaman¸ her yerde ve her şartta kişi ile beraber olan dinin yaptırım gücü devrededir.

Vedâ Hutbesi'nden on dört asır sonra hazırlanan beyanname maddelerinin dünya üzerinde bütünüyle uygulamaya konulduğu söylenemez. Bu beyannameden önce de sonra da dünya üzerinde akan kan ve göz yaşları dinmemiştir.

Peygamberimizin Vedâ Hutbesi ise¸ onun yirmi üç yılda gerçekleştirdiği ve uygulamaya koyduğu inkılâbın özetidir. Yani o¸ söylediklerini bizzat hayata geçirmiş ve son kez bir kere daha insanlığa hatırlatmıştır. Onun yıllardır birbirleriyle savaşan Mekkeliler¸ Evs ve Hazreç kabileleri¸ diğer insanlar arasında kurduğu kardeşlik hem dillere destan¸ hem de bütün insanlığa örnektir. Peygamberin yirmi üç yıllık mücadelesinin teorik özeti olan hutbe¸ yüz bini aşkın insan selinin huzurunda okunmuş ve “lebbeyk” sadâlarıyla onca insanın kabulüne mazhar olmuştur.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nde şu temel konular yer almıştır: Bütün insanlar özgür¸ onur ve haklar bakımından eşit doğarlar� Herkesin yaşama hakkı vardır� Kimseye işkence yapılamaz� Her insanın özel hayat¸ inanç¸ aile¸ güvenlik¸ seyâhat¸ eğitim¸ vatandaşlık¸ mülkiyet¸ örgütleşme¸ yönetime katılma¸ kamu hizmetlerinden yararlanma¸ çalışma hakkı ve saygınlığı vardır� Suçluluğu isbât edilmedikçe her insan suçsuzdur…

Vedâ Hutbesi'ndeki

Temel Konular

Vedâ Hutbesi'nde ise şu temel konular yer almıştır: Tevhîd¸ Allah'a hamd¸ senâ ve dua� İnsanların kabul ettiği yer ve zamanların kutsallığı ilkesi üzerine¸ insanın can¸ mal ve namus saygınlığının binâ edilmesi� Âhiret bilinci ve ilâhî huzurda sorgulanma şuuru� Cehâlete dayanan her türlü yanlış ve kötü düşünce¸ hurâfe¸ yanlış inanç ve davranışların ortadan kaldırılması� Emanet bilinci� Şeytanın oyun ve hilelerine karşı uyanık olmak� Kadınların hakları� Bütün insanların Âdem'in çocukları olarak eşit olduğu ve topraktan yaratıldığı¸ etnik ayrımcılığın yasak olduğu� Kardeşlik rûhu� Her hak sahibine hakkının verilmesi� Emanete riâyet� Kur'ân ve Sünnet emanetine sahip çıkmak� Zina¸ faiz¸ haksız yere adam öldürme¸ kan davasının kesinlikle yasaklanmış olduğu� Suçun bireyselliği� Allah'a karşı görevlerin lâyıkıyla ve vaktinde yapılması� Yaradan ve yaratılan ilişkilerinin sağlıklı bir zemine oturtulması� Hakîkatleri başkalarına ulaştırma görevi�

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi¸ “Madde 1” diye başlar ve o şekilde madde madde devam eder.

Vedâ Hutbesi¸ “Ey insanlar!” hitâbı ile başlar ve bu ifade hutbede defalarca tekrarlanır. Bu ise hutbede sayılan gerçeklerin bütün insanlarla ilgili evrensel ilkeler olduğunu gösterir. Hutbede¸ “Ashâbım!”¸ “Ey mü'minler!” hitapları da yer alır. Bu ise¸ peygamberimizin muhataplarını sahiplenip bağrına basarak onlara seslendiğini ve onların imanlarının gereklerini yerine getirmeye teşvik ve tahrik ettiğini gösterir.

Beyannamede Allah ve âhiret bilincine dair cümleler yer almadığı gibi¸ şeytan ve onunla mücadeleye dair ifadelere de rastlanmaz. Aynı şekilde can¸ mal ve aile saygınlığından bahseden beyannamede¸ zina¸ faiz gibi can¸ mal ve namus saygınlığı konusunda son derece önemli olan etik değerler yer almamaktadır.

Vedâ Hutbesi'nde ise evrensel ilkeler¸ mânevî değerlerle iç içe verilmiştir. Onda Yaratan-yaratılan ilişkisi¸ dünya-âhiret¸ madde-mânâ iç içe ele alınmıştır. Bu da hutbede yer alan ilkelerin uygulamaya geçirilmesi konusunda yaptırımı olan çok önemli ve belirleyici hususlardır.

Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz: Peygamber sözlerinden oluşan ve ilâhî yönü olan Vedâ Hutbesi ile¸ o özellikleri olmayan insanlardan oluşan bir komisyonca hazırlanan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi içerik olarak birbirine benzese bile¸ aralarında çok temel farklar vardır. On dört asırlık bir zaman farkı¸ mekan farkı yanında¸ muhteva ve yaptırım gücü gibi konularda da çok bâriz farklar vardır.

Vedâ Hutbesi on dört asırdır mü'minleri ve insanlığı aydınlatmaya¸ onları çizgide tutmaya devam ediyor. Ne var ki¸ bir İtalyan tarihçisinin söylediği gibi¸ bizler mücevher sandığının üzerine oturmuş bir dilenci gibi¸ kendi değerlerimizden habersiz bir şekilde yitirdiğimiz bizi ve insanlığı kurtaracak güzellikleri başka yerlerde aramaya devam etmekteyiz.

Farkına varamadığımız çok kıymetli değerlerimizin başında Vedâ Hutbesi gelir. Müslümanlar olarak bizim onu lâyıkıyla anlayabildiğimiz¸ uygulayabildiğimiz ve başkalarına anlatabildiğimiz de söylenemez. Oysa o Vedâ Hutbesi'nde Hz. Peygamber¸ �Sözümü iyi dinleyiniz! İyi anlayınız� Bu vasiyetimi burada bulunanlar¸ bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildirilen kimse¸ burada bulunup da işitenden daha iyi anlayarak¸ muhâfaza etmiş olur.' diyerek bizden söz almış ve bütün söylediklerine Yüce Allah'ı şahit tutmuştu.

O halde bu eşsiz hazine değerindeki Vedâ Hutbesi'nin kadr ü kıymetini bilelim¸ Onun bize Peygamber emaneti olduğunu unutmayalım¸ onu insanlık sevdalısı bir peygamberin Arafat gibi mübârek bir yer ve günde bizlere okuyormuşçasına¸ özümseyerek ve içselleştirerek okuyup anlayalım ve ondaki evrensel hakîkatleri bütün insanlığa ulaştıralım.

Dipnotlar

1- İbrahim Canan¸ Kütüb-i Sitte¸ II¸ 302-318¸ VI¸ 170-171; Asım Köksal¸ İslam Tarihi¸ XVII¸ 252¸ 262¸ 289-296¸ 303-306¸ 312-313.

2- 9/Tevbe¸ 3.

3- Hamidullah¸ İslam Peygamberi¸ I¸ 273.

4- 5/Mâide¸ 3

Sayfayı Paylaş