MUSTAFA TAKÎ EFENDİ VE MİLLİ MÜCÂDELE

Milli mücâdelede birçok isimsiz kahramanımız vardır. Gerek zamanın gerekse de bizlerin onlara gereken değeri vermeyişimizin bir sebebi olarak¸ bu insanlar¸ tarihin karanlık sayfaları arasında kalmıştır.

Milli mücâdelede birçok isimsiz kahramanımız vardır. Gerek zamanın gerekse de bizlerin onlara gereken değeri vermeyişimizin bir sebebi olarak¸ bu insanlar¸ tarihin karanlık sayfaları arasında kalmıştır. Her şeyden önce bu insanları lâyık oldukları yerlere koymamız onların torunları olarak bize düşen en önemli görevlerden bir tanesidir. İşte¸ çok aktif bir hayat yaşamasına rağmen¸ bu isimsiz kahramanlar kervanına katılan isimlerden bir tanesi de Sivaslı Mustafa Takî Efendi’dir.
Mustafa Takî Efendi¸ Anadolu'nun zor ve sıkıntılı bir döneminde hayatını devam ettirmiş ve iyi yetişmiş bir alimdir. Milli mücadelesini ortaya koyan bir milletin içerisinde¸ herkesin bu mücadelenin bir ucundan tuttuğu kritik ve çetrefilli bu zaman diliminde Anadolu ve dünyadaki müslümanların birlik ve beraberlik duygularını harekete geçirmeye çalışan ve bu uğurda bir ömür sarf eden samimi bir vatanseverdir.
Takî Efendi Osmanlının çöküşü ile başlayan bu yeni süreçte çok önemli görevler üstlenmiştir. Şöyle ki¸ öncelikle birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyan milletin¸ birlikteliğini sağlama noktasında gerek fiili gerekse yazılı olarak etkin rol oynamış; daha sonra yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti devletinin sağlam temeller üzerine bina edilmesi için çaba ve gayret göstermiştir.
Takî Efendi¸ işe öncelikle Osmanlının içerisinde bulunduğu durumdan kurtulması için çareler üretme gayreti ile başlar. Osmanlı içerisinde birkaç asırdır devam eden haksızlık¸ zulüm¸ adaletsizlik¸ körü körüne taklit¸ tembellik vs. gibi yanlış anlayışların değişmesi gerektiği¸ bunların yerine hak¸ adalet¸ bilim ve teknolojiden istifade etme¸ çaba ve gayret gösterme gibi konular üzerinde durur. Yine aynı şekilde başlarına gelen felâketlerin¸ İslâm dünyasında büyük bir uyanışa sebep olması gerektiğini vurgular. Bu büyük uyanışta Takî Efendi¸ Kur'ân-ı Kerîm ve Sünnetin¸ diğer bir ifade ile dinin çok büyük bir öneme sahip olduğunu düşünerek¸ bu değerlere atıflarda bulunarak gaflet perdelerini yırtmayı amaçlar. Müslümanları ortak paydada buluşturmak için mukaddes değerlerini onlara hatırlatır ve bu mukaddes değerlere sahip çıkıldığı zamanlar müslümanların durumunun ne olduğunu¸ bu değerlerden uzaklaşıldığı takdirde ne gibi vahim durumların meydana geleceğini hatırlatır. Bu anlamda Anadolu'da yaşayan müslümanların sorumlularının arttığını ve bütün dünya müslümanların geleceklerinin¸ bu coğrafyada yaşayan müslümanların çaba ve gayretlerine bağlı olduğunu ilân eder. Anadolu'da yaşayan ve faaliyet gösteren hemen hemen bütün kesimlere mesajlar gönderen Takî Efendi bu anlamda devlet büyüklerine¸ milletvekillerine¸ âlimlere hatta sûfilere dahi üzerlerine düşen görevleri hatırlatma sadedinde ifadelerde bulunur. Milli mücadele âmirleri ve askeriyenin bu mücadelede üzerlerine düşen görevleri kusursuz yerine getirmelerini¸ bu görevin çok ağır olduğunu ve insanların ellerinde kalan son fırsat olarak bu imkânı değerlendirmeleri gerektiğini belirtir.
Takî Efendi¸ içerisinde yaşadığı neslin çok zor şartlar altında yaşadıklarını¸ türlü sıkıntılara maruz kaldıklarını ancak bundan öncede atalarının aynı sıkıntılara hatta daha şiddetli sıkıntılara maruz kaldıklarını hatırlatarak¸ bu insanların dini ve milli duygularını harekete geçirmek için¸ gerek Osmanlı ve gerekse İslâm tarihinin fedakarlık sahneleriyle dolu tarihi seyrinden demetler sunar.
Dünyanın başka yerlerinde çeşitli sıkıntılar içerisinde bulunan müslümanların dertlerini de zaman zaman gündeme taşır ve onlara yapılan haksızları dile getirir. Bir ilim adamı olarak müslümanlara yapılan bazı haksız ve kasıtlı eleştirilere cevaplar verir. Yine bu ilmî sıfatını ve yetkisini kullanarak müslümanlar arasında ihtilaf söz konusu olan bazı meselelerde görüşlerini dile getirmekten de geri kalmaz. İlmi birikimini gözler önüne serdiği bir başka çalışması da “Beyânü'l-Hak” dergisinde seri halinde yayınladığı “Diyanetin Medeniyete Lüzûmu” isimli makaleleridir. O¸ bu çalışmalarında dinin maddi ve manevi anlamda medeniyet için ne kadar önemli olduğunu herkese anlatmayı hedeflemiştir.
Takî Efendi¸ milli mücâdele anlayışını hayata aktarabilmek düşüncesiyle hiçbir zaman siyâsetten uzak kalmamıştır. Daha o¸ adliye teşkilatında çalıştığı dönemlerde “İttihat ve Terakki Cemiyeti”ne üye¸ aktif bir siyasetçi olmuştur. Bu cemiyeti ve anlayışını¸ istişarenin hayata aktarılması olarak benimsemiş¸ bu anlamda “Meşrutiyet”i istişare anlayışının ve herkesin hesaba çekilmesi gerektiği fikrinin yansıması olarak kabul etmiş ve benimsemiştir. Milli mücadele anlayışını aktif kılabilmek için herkesin üzerine düşen görevi yerine getirmesinin gereğini savunmuştur. Bu duruma düşmemizin sebebi olarak idarecilerin her söylediklerinin ve yaptıklarının doğru kabul edilmesini ¸ kimseye şu neden böyledir?¸ bu neden böyledir?¸ denilememesi ¸ aile reislerinin sorumlulukları altındaki kimseleri iyi yetiştirememeleri ¸ din kardeşliği fikrinin yeterince benimsenememesi ¸ çağın gereklerinin¸ askeri¸ siyasi ve ekonomik anlamda¸ geri kalınması ve nihayet milli birlik ve beraberlik içerisinde olamayışımız gibi sebeplere bağlamıştır.
Mustafa Takî Efendi¸ milli mücadele fikrinden hareketle¸ millete daha iyi ve rahat hizmet edebileceğine inandığı için¸ İttihat ve terakki cemiyetine üyeliği ile başlayan siyasi hayatına nihayet ilk açılan mecliste milletvekili olarak devam etmiştir. Üç sene süren milletvekilliği döneminde ülkenin madden ve manen kalkınması için; çalıştığı komisyonlar¸ verdiği kanun teklifleri ve kürsü konuşmaları ile çaba ve gayret göstermiştir.
Milletvekilliği döneminin ardından tekrar görev isteminde bulunmuş ve Sivas Sultanisi'ne Arapça-Hadis hocası olarak atanmıştır. Bu görevini devam ettirirken 1 Ağustos 1925 tarihinde vefat etmiştir.
Netice olarak şunu söyleyebiliriz: Hayatını ilmen ve ahlaken milletinin gelişmesine adayan ve bu anlayışı milli mücadelenin şartı olarak kabul eden Takî Efendinin bir öğretmen olarak hayatının sona ermesi¸ onun bu mücadelesini bir hayat tarzı olarak kabul ettiği ve ömrünü bu uğurda feda etmekten çek

Sayfayı Paylaş