RENKLERİN CÜMBÜŞ YAPTIĞI BİR ÜLKE: ÜRDÜN

Somuncu Baba

“Ülkede bolca bulunan beyaz mermerin veya bu tonun bina yüzeylerinde mecbur tutulması nedeniyle¸ şehirler özellikle sıcak havalarda uzaktan bakıldığında dalgalanan beyaz perdeye benzer. Camiler de geleneksel Arap mimarisini yansıtır tarzda son derece estetiktir.”

“Ülkede bolca bulunan beyaz mermerin veya bu tonun bina yüzeylerinde mecbur tutulması nedeniyle¸ şehirler özellikle sıcak havalarda uzaktan bakıldığında dalgalanan beyaz perdeye benzer. Camiler de geleneksel Arap mimarisini yansıtır tarzda son derece estetiktir.”

Ortadoğu coğrafyasına dair kitaplarda tarihî bir gezinti yapanlar ile bölgeyi bizzat gezenler üzerinde etki bırakan ülkelerden birisi de¸ hiç şüphesiz ki Ürdün'dür. Resmi adı Ürdün Haşimî Krallığı olan ve 90.740 km2'lik bir alanı kapsayan bu küçük ülke¸ İslâm öncesi dönem de dahil olmak üzere¸ oynadığı rol itibarıyla her zaman önemli bir yerde durmuştur. Bugün dahi jeopolitik konumu son derece önemlidir.
Parlamenter sisteme dayalı krallıkla yönetilmekte olan ülkenin şu andaki kralı II. Abdullah'dır. Ülkede ne önceki merhum Kral Hüseyin'in ne de şu anki Kral Abdullah'ın bir heykeline rastlayamazsınız. Diğer Ortadoğu ülkelerine oranla oldukça az sayıdaki kral ve ailesinin posterleri şehirlerin ana arterlerini süsler. Rejimin özgürlükler noktasında diğer Ortadoğu ve İslâm ülkelerine göre çok iyi durumda olduğunu söyleyebiliriz. Gerek parlamentoda ve gerekse sosyal hayatta¸ ülkenin içinde bulunduğu şartları zorlamadığı sürece¸ muhalefet kendisini ifade edebilmektedir. Bununla birlikte ülkeye hakim otoriter yapının varlığı kendisini her zaman hissettirir. Bunda terör korkusunun ve İsrail'e komşu olmanın etkisini göz ardı etmemek gerekir.
Kuzeyinde Suriye¸ doğusunda Irak ve Arabistan¸ güneyinde Arabistan¸ batısında da İsrail'e sınırdır. Akabe körfezinde de suyun karşı tarafında bulunan Mısır'la komşudur. Yaklaşık yarıya yakınını Filistinli göçmenlerin oluşturduğu altı milyon civarındaki nüfusun üçte biri başkent Amman'da yaşamaktadır. Filistinlilerin önemli bir kısmı ise Bek'a adlı kampta olumsuz şartlarda yaşam sürmektedir. Ülkedeki Filistinlilerin çoğu göçmen statüsünde olduğundan Ürdün vatandaşlığına geçememişlerdir. Bununla birlikte ticari hayat büyük oranda Filistinlilerce yürütülmektedir. Bu durumun Ürdünlüleri rahatsız ettiğini söyleyebiliriz. Ürdün devleti de resmi görevlerde Filistinlileri görmezlikten gelen bir tutum takınmaktadır.
Halkın yüzde doksanbeşi müslümandır. Yüzde beş oranında da Hıristiyan bulunmaktadır. Müslümanlarla Hıristiyanların birbirleriyle bu derece barışık yaşadıkları bir ülke görmek zordur. Hatta Hıristiyanlar dairelerinin kapılarına bile dini sembollerini asabilmekte ve boyunlarında dinsel kolyelerini takabilmektedirler. Azınlığın verdiği psikoloji ile olsa gerek¸ genç Hıristiyanların bu sembolleri başkalarına özellikle gösterdiklerini belirtelim. Aynı durum Filistin kökenli gençlerde de söz konusudur. Filistin'e dair sembol ve rozetleri üstlerinin en görünür yerine yapıştırır veya takarlar. Bunu hem davalarına sahip çıktıklarını ve yurtlarına bir gün döneceklerini göstermek için yaparlar¸ hem de dayanışma ve güç gösterisi için.
Ürdün'ü ziyaret edenlerin hemen fark ettikleri bir gerçek de¸ geleneksel İslâmî yaşamı benimseyenlerle batı tarzı bir yaşamı benimseyenlerin birbirleriyle sorunsuz yaşamalarıdır. Yüzlerini peçeyle örtenler de dahil olmak üzere insanlar istedikleri gibi giyinebilmekte¸ bunun yanında son derece tesettürlü bir üniversite öğrencisini çok farklı bir giyim tarzı benimsemiş arkadaşıyla kol kola görebilmektesiniz.
Trafikte araç kullananların mübalağasız yarısının bayan oluşu da bu ülkenin öne çıkan güzelliklerindendir. Bunun yanında¸ Türkiye dışında her ülkede İngilizce'nin öğretildiğine Ürdün'de de iyice kanaat getirirsiniz. Üniversite mezunlarının İngilizce'ye vukufiyetleri oldukça iyidir. Çeşit çeşit üretilen somun türü ekmeğin şekerli oluşu da biz Türklerin alışkın olmadıkları bir damak zevkini yansıtır. Ülkede bolca bulunan beyaz mermerin veya bu tonun bina yüzeylerinde mecbur tutulması nedeniyle¸ şehirler özellikle sıcak havalarda uzaktan bakıldığında dalgalanan beyaz perdeye benzer. Camiler de geleneksel Arap mimarisini yansıtır tarzda son derece estetiktir. Beni Ürdün'de en çok etkileyen hususlardan birisi de¸ diğer Arap ülkelerinde olduğu gibi¸ yol kenarlarına konulan tesbihat tabelalarıdır. Aracınızı sürerken¸ kırmızı ışıkta beklerken veya trafikte canınızı sıkan bir şey olunca karşınıza çıkan “subhanellah”¸ “Allah de!” tabelaları sizi teskin eder.
Bütün imkanlarına ve imkansızlıklarına rağmen Ürdün¸ bulunduğu yer itibarıyla her zaman patlayacak bombanın tam merkezinde yer almaktadır. Ortadoğu haritasını eline alanlar ne demek istediğimizi çok iyi anlayacaklardır. Ancak bütün zorluklarına rağmen¸ sağlanan iç barış ve ülkenin bölgedeki en emniyetli ve huzurlu devlet oluşu her türlü takdiri hak etmektedir. Bunda¸ merhum Kral Hüseyin'in geliştirdiği bölgesel siyasetin oğlu tarafından aynıyla devam ettirilmesi başrol oynamaktadır. Çok mahirane cambazlık gerektiren bu politika¸ dengeleri Ürdün lehine akıllıca kullanma üzerine kuruludur.
Önceki yıllarda Ürdün'de okuyan Türk öğrenci sayısı oldukça fazlaydı. Öğrencilerin önemli bir kısmı İlahiyat alanında okumaktaydı. Ancak denkliğin iptal edilmesiyle birlikte buraya gelen öğrenci sayısı oldukça azalmış durumda. İlahiyat alanında yüksek lisans ve doktora yapan sayılı öğrenci yanında¸ Arap Dili¸ İngiliz Edebiyatı¸ Eğitim ve Psikoloji gibi alanlarda okuyan Türk öğrenciler bulunmaktadır. Ayrıca MEB bursuyla her yıl on beş öğrenci Ürdün Üniversitesi Dil Merkezi'nde pratik Arapça kurslarına katılmaktadır. Bunun yanı sıra kendi imkanlarıyla dil kurslarına katılan öğrenciler de bulunmaktadır.
Kısa değil de uzun süreli kalınan bir yabancı ülkede¸ insanın özlemini duyduğu iki şey ön plana çıkar. Biri¸ yurdundan bir insanı¸ ikincisi de vatanının bir mamulünü görmek. Bu açıdan¸ her cuma namazı sonrası başkent Amman'daki Türklerin Üniversite Camii'ndeki buluşması gurbet kavuşmasına dönüşür. Bazen bu buluşmalar maçlarla ve pikniklerle süslenir. Araplar bir tarafa¸ Türkler karşı tarafa.
Ürdün'ün denize açılan tek kapısı olan Akabe'de ailemle birlikte bir akşam dolaşırken¸ elinde poşet¸ üstü başı biraz dağınıkça biri bizi takip etmeye başladı. Biz mağazalara girdikçe o çıkmamızı bir köşede bekliyordu. Oldukça tedirgin olmuştum. Sonunda adam mahzun bir şekilde yanımıza sokuldu ve Türkçe olarak “konuşmalarınızdan Türk olduğunuzu anladım. Ben de Orduluyum. Burada inşaat işinde çalışıyorum. Sırf bir iki kelam edebilmek için bir türlü cesaretimi toplayamadım” dedi. Onunla ayaküstü beş dakika konuşmamız sonrasında¸ sıla hasretinin bir kısmını her iki taraf da sanki üzerinden atmıştı. Bizlere illâ da bir şeyler ısmarlamak istemesiyle¸ Türk misafirperverliğini yurt dışında da göstermişti.
Ürdün'de sizleri her an memleketinize götürecek o kadar çok markayla karşılaşırsınız ki. Örneğin çevrenizde şu mağazaları görmek sizi şaşırtabilir: Çilek Mobilya¸ İstikbâl Mobilya¸ Seray Kanepe¸ Yağmur Kanepe¸ Merinos Halı¸ Saray Halı¸ Tekbir Giyim¸ Koton¸ Mavi Jeanş LC Waikiki¸ Sarar¸ Collezione¸ Colin'ş Loft… Bunun yanında marketlerde Ülker'in kendi sektöründe çok ağırlıklı bir yere sahip olduğunu söyleyebiliriz. Marketler ve büfeler Ülker ürünleriyle doludur ve gerek Araplar gerekse diğer yabancı milletlerden insanlar tarafından tercih edilmektedir. Bunun yanında Saray¸ Eti gibi diğer mamuller de geniş bir pazara sahiptir. Türk ürünlerin tercih edilmesinin temel nedeni kaliteleri. Örneğin¸ evlerinde gece misafir olduğumuz bir aile¸ aldıkları kanepenin Türk markası olduğunu ve oldukça pahalı bir fiyata almalarına karşın son derece memnun olduklarını dile getirmişlerdi. Bununla birlikte¸ Çin malları her yeri olduğu gibi Ürdün'ü de istilâ etmiş durumda. Özellikle de giyim ve ayakkabıda. Örneğin Türkiye'den ayakkabı ithalatı Çin nedeniyle durmuş. Buna rağmen kaliteli markalar kendilerine Ürdün'de olduğu gibi başka yerlerde de yer edinebiliyorlar. Bu arada¸ büyük inşaat şirketlerimizin orada pek çok ihaleler aldığını eklememiz gerekir.
Ürdün'de halk dini değerlere oldukça sahip çıkıyor. Bu nedenle namaz kılan insanların sayısal çokluğu hemen dikkatinizi çeker. Kadınlar bölümü de dahil camiler¸ vakit namazlarında hatırı sayılır cemaat toplamaktadır. Bayanların kundaklarındaki çocuklarıyla camiye gelmesi az rastlanan bir durum değildir. Üniversitenin bekçisi namazını kulübesinin yanında; kuaför¸ dükkanına serdiği bir seccadede; halıcı¸ yaydığı halıda esnaf arkadaşlarıyla birlikte; yolda giden de¸ geliş-gidiş arasındaki çimenlikte namazını mutlaka eda eder. Bu arada¸ camilerin¸ ülkemizden farklı olarak¸ kadınlar için de ibadet yerleri düşünülerek inşa edildiğini belirtelim.
Şehir merkezinde yer alan camilerin bir kısmında sürekli dersler yapılmaktadır. Said Havva'nın oğlu Dr. Ömer Havva hadis dersleri yapmakta¸ Dr. Salâh Halidî de sabah namazlarından sonra sohbet etmektedir. Bunun yanında bazı mescidlerde İlahiyat hocalarının cuma hutbeleri oldukça cemaat toplamaktadır. İlahiyat hocalarının bir kısmı da¸ dışarıda açtıkları bürolarda alanlarında ücretli dersler vermekte¸ kurslar düzenlemektedirler.
Bütün İslâm coğrafyasında olduğu gibi Ürdün'de hayatın en canlandığı dönem hiç şüphesiz ki ramazan ayıdır. Ramazan boyunca pencerelere rengarenk küçük ampullerle aydınlatılmış hilâller asılır. Sokaklarda yürüdüğünüz zaman kendinizi hilâllerle dolu bir vadide gibi hissedersiniz. Teravih namazları da hakkı verilerek kılınır. İmam ile cemaat namazı bir an önce bitirmek için birbirleriyle yarışa girmezler. Özellikle Kadir gecesinde bazı camilerde özel programlar düzenlenir ve herkes hafif türden yiyecek ve içecekler getirir. Yorganını bile getirenler olur. Bu¸ sabah namazına kadar devam edecek programın işaretidir. Namazlar arasında aralar verilerek kahve ikramı yapılır ve insanların ihtiyaçlarını görmeleri beklenir. Hoca da bu arada cemaata sohbette bulunur.

Sayfayı Paylaş