SEVMEDEN ASLA…

Somuncu Baba

“Rasulüllah Allah`ı sevmenin hayata yansımasını örnek yaşamıyla müminlere bizzat gösterdiği gibi¸ yaptığı sohbet ve konuşmalarda yönlendirici olmuş¸ Allah`ı sevmenin hayata nasıl yansıtılacağını öğretmişlerdir.”

“Rasulüllah Allah`ı sevmenin hayata yansımasını örnek yaşamıyla müminlere bizzat gösterdiği gibi¸ yaptığı sohbet ve konuşmalarda yönlendirici olmuş¸ Allah`ı sevmenin hayata nasıl yansıtılacağını öğretmişlerdir.”
Sevgi¸ değer vermektir. Yanında oluşu hissettirmek¸ neşeyi paylaşmak¸ hüzne ortak olmak¸ onun adına kederlenmek¸ mutlu etmek için çabalamak¸ umutlandırmak¸ gönlümüzdekilerden ve sahip olduklarımızdan vermek¸ yanlış yapması durumunda muhabbet ve düşkünlüğün tabii sonucu olarak uyarmaktır. Velhasıl sevgi¸ değer verilenle omuz omuza durmaktır.
İnsana en büyük değeri veren hiç şüphesiz ki¸ onu en güzel şekilde dünyaya getiren Allah`tır. Ademoğlunu eşref-i mahlukat olarak yaratmış¸ mükemmel bir beden ile donatmış ve evrendeki her şeyi hizmetine sunmuştur. Yine kullarına olan sevgi ve şefkatinin bir sonucu olarak¸ görevlendirdiği elçiler vasıtasıyla kullarına zatını tanıtan kitaplar göndermiştir. Bu buyruklarında şefkat ve rahmetini dolayısıyla sevgisini sürekli dile getirmiş¸ ne denli ve çeşitli ikramlarda bulunduğunu belirtmiş¸ böylece verdiği değeri göstermiş¸ bunu yaparken de kendi konumunu öğretmiştir.
Bu buyruklarında insanoğluna sunduğu nimetlerin yerinde kullanılması¸ dünyanın huzur ve mutluluk yurdu olması için gerekli olan yol haritasını çizmiştir. Bunun gereği olarak insanoğlundan¸ tabiatıyla son derece uyumlu¸ onun gücünü ve sabrını asla zorlamayan bazı isteklerde bulunmuştur. Erdemli insan olmanın gereklerini açıklamış¸ yapılmasını istediği ibadetleri belirlemiş¸ haramları beyan etmiştir. Bunların¸ yararlarına olduğu için istendiğinin ve kendilerini gerçekten seven bir rableri olduğunun bilinmesini istemiştir. Dolayısıyla emirler de yasaklar da insanların iyiliğinedir ve yüce yaratıcı bunları yarattıklarını sevdiğinden¸ onların hayrını arzuladığından dolayı istemektedir. Sunduğu nimetlere asla denk gelmeyecek talepleri yanında kullarından da kendisini sevmelerini beklemekte¸ onu sürekli anmalarını ve unutmamalarını talep etmekte (Bakara 2¸ 152)¸ kullarına çok yakın olduğunu¸ ondan dilemeleri karşısında dualarına icabet edeceğini belirterek (Bakara 2¸ 186) her zaman yanlarında olduğunu hatırlatmaktadır. Burada¸ karşılıklı bir sevginin tesis ettirilme isteğinden¸ sevgilinin isteği nasıl ağır gelmiyorsa yaratıcının isteklerinin de aynı şekilde algılanmasından ve bunların heyecanla yerine getirilmesi arzusundan¸ bozulmaz bir uzlaşı olan sevgi bağının kurulma çabasından bahsedebiliriz. Nitekim bir ayette buna vurgu yapılmaktadır: '(Rasulüm!) De ki: Eğer Allah`ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.' (Al-i İmran 3¸ 31). Hz. Peygamber de bir hadislerinde buna vurgu yapmaktadırlar: “Nimetleriyle sizi beslediği için Allah'ı sevin. Beni de Allah sevgisi için sevin.” (Tirmizi¸ 3798).
Bu sevgiye karşılık verebilen ve yaratıcısını içten sevebilen insan gerçek sevgiye ilk adımı atmış ve imanı içselleştirmiş olacaktır. Nitekim Hz. Peygamber imanın tadına ermenin üç şartından biri olarak Allah ve Rasul`ünü bu ikisi dışında kalan her şeyden ve herkesten daha çok sevmeyi saymaktadır. (Buhari¸ İman 9). Bu nedenle¸ insanı en güzel biçimde yaratan¸ akılla donatan ve güneşi¸ ayı¸ yıldızları¸ yağmuru¸ toprağı velhasıl her şeyi hizmetine sunan¸ kitaplar ve elçiler göndermek suretiyle yüksek değer veren Allah¸ şüphesiz içten sevilmeyi¸ bunun ardından da buyrukları gönülden yerine getirilmeyi hak etmektedir.
Kur`an kıssalarında geçmiş peygamberlerin bu uğurdaki fedakar yaşantıları ile rablerine olan derin sevgileri nedeniyle katlanmak durumunda kaldıkları eziyetler aktarılmaktadır. Hz. Peygamber`in hayatı da bunun örnekleriyle doludur. İnsanları hak yola çağırmaya başladığı andan vefat edişine kadar geçen süre göz önüne getirildiğinde¸ bedensel eziyetler ve vatanını terk etmek de dahil¸ çekilen çileli hayatın izahının sadece Allah sevgisi olduğu çok iyi anlaşılır. Onun yaşamı¸ Allah`a kulluğu yerine getirmenin¸ emir ve yasaklarına uymanın ve yaratana meftun oluşun tarifi imkansız hazzının canlı örneğidir. Yüce yaratıcıya karşı gösterdiği hassasiyet bu sevginin dışarı yansımasıdır. Namazları eda ederken kendini ibadete vermesi¸ rabbin huzurunda durmanın keyfini yaşaması¸ hacda coşkunluk göstermesi¸ yoğun sevgisinin inanılmaz hafifliğiyle hayatını nafile namaz ve oruçlarla bezemesi ondaki muhabbetin zirvede oluşunun bazı yansımalarıdır.
Rasulüllah Allah`ı sevmenin hayata yansımasını örnek yaşamıyla müminlere bizzat gösterdiği gibi¸ yaptığı sohbet ve konuşmalarda yönlendirici olmuş¸ Allah`ı sevmenin hayata nasıl yansıtılacağını öğretmişlerdir. Abdestin hakkının verilerek alınmasını¸ namazın erkanına uyularak huşu ile kılınmasını¸ oruç esnasında sadece aç kalınmayarak nefse sahip olunmasını¸ kötü sözlerden sakınılmasını istemesi; hacda kulun kendisini tamamen Allah`a vererek otları koparmaktan bile uzak kalmasını buyurması; zekat verilirken malın en kötüsünün verilmesinden sakınılmasına dikkat çekmesi… ibadetlerin sadece şekilde kalmamasını¸ ruha kadar inmesini¸ sevgisi kalbi kuşatması gereken yaratıcının talebine gönülden icabet edilmesini arzulamasındandı.
Gerçekten de kul¸ Allah sevgisini kalbinin her zerresine hakim kıldığında ibadetler ona yük olmaz¸ yerine getirilmesi gereken sevgilinin talepleri haline dönüşür. Hayat öyküleri hepimizce malum olan ibadet ehli insanların yaşantıları Allah sevgisinin hayata nasıl aksettirileceğinin örnekleridir. Gönülden yerine getirilmeyen ibadetlere gelince¸ kalplerin içindekini kalbi taşıyandan daha iyi bilen Allah¸ elbette sahibine tam karşılık vermeyecektir. Bunun anlamı birbirlerini sevmeleri gereken iki taraftan birinin sevginin gereğini yerine getirmediğidir. Bu nedenledir ki bütün bir hayatını Allah`a kullukla geçiren Hz. Davud`un dualarından birisi şuydu: “Allah’ım! Senden sevgini ve seni sevenlerin sevgisini ve senin sevgine beni ulaştıracak ameli talep ediyorum. Allah’ım! Senin sevgini nefsimden¸ ailemden¸ malımdan¸ soğuk sudan daha sevgili kıl.” (Tirmizi¸ 3499).

Sayfayı Paylaş