ALTMIŞALTINCI HUTBE

somuncubaba somuncu baba hulusi efendi

Ey Cemâat-i Müslimîn!

Bilmiş olunuz ki; dünyâ ve âhiret saadeti için her şeyden evvel kuvvetli bir îmân lâzımdır. Saadetin yegâne medarı Allah (c.c)’ın birliğine ve Hz. Muhammed (s.a.v)’in getirmiş olduğu şeylerin hak olduğuna seksiz, şüphesiz inanmak ve onun gösterdiği yolda gitmektir.

Evet tam ve olgun bir mü’min olabilmek için sâdece; “Allah’a Peygambere, kitaba inandım.” demek, namaz kılıp; oruç tutmak kâfi değildir. Belki îmân hususunda şek ve tereddüd perdelerini yırtan bir yakîn-i tam içinde bulunmak, sarsılmaz bir îmâna sâhib olmak, Allah’ın emrettiği veçhile ibâdetlerini yapmak, ahlâkî ve içtimaî vazifelerine sâdık kalmak lâzımdır. Daha doğrusu hem Allah’a hem de onun yarattıklarına karşı vazîfesini tam yapmak lâzımdır. Öyle ise; hakîki mü’min kimseye karşı kalbinde bir fenalık beslemez. Edep ve terbiyeye uygun olmayan, nâmûs ve şerefe dokunacak olan sözlerde, işlerde bulunmaz. Kimseyi ayıplamaz. Kimsenin kötülüğünü söylemez. Hiçbir ferde la’net etmez, koğuculuk ve gıybet yapmaz, haset etmez, eli ile veya dili ile kimseyi incitmez. Yalan söylemez, yalan yere yemin etmez. Yalan şâhidliğine asla yanaşmaz. Kimseyi aldatmaz, kimse ile alay etmez. Kötülükle emretmez, iyilikten ayrılmaz, kibir ve gurur bilmez.

Düşündükleri dâima hayırdır. Kendisini heyet-i içtimâiyyenin bir uzvu bilir. Menfâatini umûmun menfâatinde, zararını da umûmun zararında görür. Menfâatini başkalarının zararında aramaz. Herkesin hayrına ve iyiliğine çalışır. Kendisine yapıldığını istemediği bir şeyi başkasına yapmaz. Kendisi için sevdiği, ârzû eylediği iyi şeyleri başkaları için de ister. İşlerinde müşkil-pesent değildir. İşlerini kolaylık içinde görür. İlim ve bilgisini dâima ileri götürmeye çalışır.

Sevdiklerine karşı çok şefkatli, büyüklerine karşı saygılı, küçüklerine son derece merhametlidir. İlminden dolayı kibirlenmez. Zenginlik zamanında israf ve sefahata dalmaz. Fakirlik hâlinde de hâline göre temiz ve güzel olmaya özenir. Tamahkâr değildir.

Hayır ve hasenatı yaparken kalbinde sevinç duyar. Yiyip içtiklerinde helâli arar. Haramdan ve şüpheli şeylerden sakınır. Nefsinin ârzû eylediği gayr-i meşru’ şeylerden çekinir. Kendisine karşı yapılan hata ve kusurları afv eder. Düşmanlarına zulm etmez. Emânete hıyanetlik etmez. Fenalık yapmaz. Sözünden va’dinden dönmez. Hakkı kabul eder. Elindekine kanâaat eder ve kendisinin olmayan şeyi iddia etmez. Musîbet ve felâket zamanlarında telaş göstermeyip sükûn ile karşılar. Rahatlığa kavuştuğunda Allah’a şükr eder. Bildiklerini öğretmeye, bilmediklerini öğrenmeye çalışır. Namaz kılarken âdâb ve erkânına son derece riâyet eder. Malının zekâtını verir. Haset denilen kötü huy onu hayır ve hasenattan alıkoymaz. Doğruluk ve bütün nâsa karşı iyilik yapmak onun şiarıdır.

İşte bunlar hakîkî ve olgun bir mü’minin vasıflarındandır.

Sayfayı Paylaş