ASR-I SAADET’İN YILDIZLARI

198-somuncubaba-basyazi

Sahâbe-i kiram, İslâm’ın anlaşılıp yaşanması ve özellikle İslâm prensiplerini bizzat Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.)’den öğrenerek, sonraki nesillere aktaran köprü şahsiyetler olup, bu açıdan hayatî öneme sahiptirler. Çünkü onlar Hz. Peygamber (s.a.v.) ile birlikte yaşamış, zaman zaman âyetlerin nüzulüne ve hadislerin vürûduna hem sebep hem de şahit olmuşlardır. Böylece Hz. Peygamber’in eğitiminden geçmiş ve sonraki nesillere örnek olma vasfını kazanmışlardır. Bu sebeple de Hz. Peygamber ile birlikte sahâbenin yaşadığı dönem, Müslümanlar arasında “Asr-ı Saadet/Mutluluk Çağı” olarak nitelendirilmiş ve ulaşılması hedeflenen ideal bir model olarak kabul edilmiştir. Sahâbe-i kiram efendilerimiz Hz. Peygamber (s.a.v.) ile sadece din konularını görüşüp konuşmak için bir araya gelmemiş. Aynı zamanda onlar ticaret, eğitim, yönetim, ziraat, savaş, barış, ihtilaf, öfke, sevinç ve hüzünlerini paylaşmışlardır. Aile hayatı, toplum hayatı, toplumlar ve devletlerarası ilişkiler, suç, ceza, mükâfat vb. hayatı tüm yönleriyle Allah Rasûlü ile birlikte yaşamışlardır. Peygamberimiz’in öğretilerini değişik coğrafyalara taşıyan bu yıldız şahsiyetlerden bazıları da İstanbul’da bulunmaktadır. Bu sayımızda bu konuyu ele alacağız. Şimdi sizlerle bir hatıra paylaşalım: Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Hazretleri’yle beraber hac ziyaretine giden bir arkadaş hatırasında şöyle naklediyor:

“1987 yılı hac ziyaretimizde bir gün Mescid-i Nebevî’de, hurma bahçesinin olduğu açık yerde oturuyorduk. Ahmet Şemsettin Ağabey ile beraber, duvarda yazılı olan sahabîlerin isimlerini okuyorduk. Hulûsi Efendi Hazretleri’ne sordum: ‘Efendim, Ebu Hureyre (r.a.) Aşere-i Mübeşşere’den mi?’ Hulûsi Efendi (k.s.) buyurdu ki: ‘Hayır oğul, o değil. Kâğıt kalem ver yazayım.’ dedi. Bir kâğıt verdim Arapça yazıp verdi.

Çârı yârı dahi Zübeyir ve Talha

Abdurrahman, Sad, Said, Ubeyde

‘İşte Aşere-i Mübeşşere bunlar. Biz küçükken bir rüya görmüştük. Rüyamda on kişiyle beraber bir sofrada yemek yedik. Tek tek bu on kişiyle görüştüm, ellerini öptüm. İsimlerini de beyit hâlinde yazmıştım. Sabah olunca rüyamı anneme anlattım. Annem: ‘Oğlum ne güzel bir rüya görmüşsün. Bu görüştüğün kimseler, Rasûlullah (s.a.v.) tarafından dünyada iken cennetle müjdelenen Aşere-i Mübeşşere denilen sahabîler.’ dedi. İşte bu yazdığım beyit o zamanki rüyamda yazdığım beyit.’ diye buyurdular.”

Sahabe-i kiramı daima örnek alarak, Es-Seyyid H. Hamidettin Ateş Efendi’nin bir sohbetlerinde buyurduğu şu sözleri kulaklarımıza küpe yapalım: “Sahabe-i kiram Efendilerimiz Sevgili Peygamberimiz’in sohbetiyle, gönüllerini, maddî-mânevî kirlerden arındırıp güzel ahlâk ve vasıflar kazanmışlardır. Onlar başta olmak üzere büyüklerimiz tasavvuf sayesinde beden karanlıklarına hapsedilmiş ruhların nefsânî temâyüllerinden kurtulmak için gayret göstermişlerdir. Hz. Ebû Bekir (r.a.) Efendimiz’den itibaren pirlerimiz, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in mübarek hayatıyla zâhiren ve bâtınen bütünleşen bir çizgiyle, muhabbet numûnesi olmuşlardır.”

Selam ile…

Sayfayı Paylaş