199. (MAYIS 2017) SAYIMIZ ÇIKTI

somuncu baba

Somuncu Baba Dergisi 199. sayısında Ebû Eyyûb El-Ensârî Hazretleri’ni kapağına taşımış. İstanbul’un manevî incisi olarak bilinen Hazreti Mihmandâr-ı Ebû Eyyûb el-Ensârî Hazretleri ile ilgili M. Nihat Malkoç, “İ’lâ–yı Kelimetullah uğruna ömrünü feda eden Ebû Eyyûb el-Ensarî, ihtiyarlık döneminde bile Hak ve hakikat yolunda savaşmıştır. Katıldığı seferlerin sonuncusu, Müslümanların ilk İstanbul kuşatması olmuştur.” diyor.

Enbiya Yıldırım, “Ebû Eyyûb El-Ensârî’yi ihtiyar yaşında İstanbul’un surlarının dibine kadar getiren şey ne idi? Maddiyat peşinde mi koşuyordu? Derdi ganîmet miydi? Şöhret miydi? Elbette bunlar ve benzeri basitlikler değildi. O sadece Allah’ın rızâsını tahsil etmek için İstanbullara kadar gelmişti.” ifadesini kullanıyor.

Mustafa Özçelik: “Ne kadar istiyorum, akşamleyin, ezanda/ Eski bir evde olmak, orda, Eyüpsultan’da;/ Bir yanda ölmüşlerim, bir yanda kalanlarım” diyen Ziya Osman Saba’yı anlatıyor.

Kadir Özköse ve H. İbrahim Şimşek’in ortak yazıları Altın Silsile’den Ârif Rivgerî’yi konu alıyor. Yazıda Ârif Rivgerî şöyle tanıtılıyor: “Ârif Rivgerî, orta boylu, ay yüzlü, iri gözlü idi. Kaşları hilâl gibi inceydi. Teninin rengi, beyaz ve kırmızı karışımı; gülkurusunu andırırdı. Vücudunun hoş ve lâtif bir kokusu vardı. Çok kişinin hidayete ermesine, çoklarının velayet makamına yükselmesine vesile oldu. Herkese karşı çok iyi davranır, kimsenin kalbini kırmazdı. Nefsinin isteklerini hiçbir zaman yapmaz, istemediklerini yapmak, ruhunu yükseltmek için çok çalışırdı.”

Ramazan Altıntaş, bu ayki yazısında insan ve fıtrat konusunu ele almış. Şöyle diyor Altıntaş: “Fıtrat, en geniş mânâsıyla hakkı, gerçeği idrâk etme ve bilme yeteneğidir. İnsan bu yeteneği yeme-içme, sevme-sevilme, öfke vb. içgüdü ve duygular gibi bilkuvve halinde içinde taşır.”

Musa Tektaş’ın yazısı “Pîre Candan Uymak Dünyevîleşmekten Kurtulmak” başlığını taşıyor ve yazısında “İnsanın, insan olabilmesi için nefsini tezkiye etmesi, kötü ahlakını değiştirmesi ve batınen temizlenmesi gerekir. Bunu bir başına yapamaz. Mutlaka bir mürebbi, bir mürşid-i kâmil bulacak, bir pîrin rahle-i tedrisinden geçecek, onu severek, ona uyarak ve ona tabi olup onun feyz, nazar ve himmetiyle insan mertebesine yeniden erişecektir.” diyor.

Kadir Özköse’nin yazısındaki muhteva ve konu başlığı “Sahâbenin İslâm’a Davet Rûhu”

Resul Kesenceli’nin yazısı ilginç bir araştırmayı konu almış; yazısının başlığı da konusu da dikkate değer. “Osmanlı’nın Hanedanına Yönelik Hainlikler: Damat Mahmud Paşa İhaneti”

  1. sayıya yazıları ile katkı veren diğer yazarlar ise şunlar: Ali Akpınar, Bilal Kemikli, Abdullah Kahraman, Mürsel Gündoğdu, Mehmet Soysaldı, Vedat Ali Tok, Yusuf Halıcı, Fatih Erkoçoğlu, Ali Özkanlı, İsmail Çolak, Mukadder Arif Yüksel, Erol Afşin.

Bu ayki şiir başlıkları ve şairler: “Gül’e Hasret Çölü”: Rıfat Araz, “Eyûp Sultan”: Bekir Oğuzbaşaran, “Gülün Cevrindeyim”: Celalettin Kurt, “Aah İstanbul!”: Hanifi Kara, “İstanbul’un Fatihleri”: Halil Gökkaya.

Dergi, her zaman olduğu gibi yine güzel bir baskı ve orijinal görselleri ile evlerimize misafir oluyor.

Sayfayı Paylaş