"EDİB, ÂBİD, ZÂHİD" BİR OSMANLI HANIMEFENDİSİ: ÂDİLE SULTAN

Somuncu Baba

Yüzün mir'at-ı kibriyâdır yâ Rasûlallah/
Vücûdun mazhar-ı nûr-ı Hudâ'dır yâ Rasûlallah

Şefâatde delâletdir niyâzım ehl-i beytinden/
Delâletde saâdetdir niyâzım ehl-i beytinden/
Günahkâr ümmetin eshâb ü âlinden meded ister/
Benim ancak dehâletdir niyâzım ehl-i beytinden
Âdile Sultan Divânı 


Âdile Sultan¸ Osmanlı padişahlarının otuzuncusu olan¸ Sultan II. Mahmut'un kızıdır. 29 Mayıs 1826 tarihinde İstanbul'da Topkapı Sarayı Harem Dairesi'nde dünyaya gelmiştir. Annesi Zer Nigar Kadın'dır. Âdile Sultan'ın annesi Zer Nigar Kadın çok iyi bir eğitim görmüş ve kızını da bu doğrultuda yetiştirmiştir. Fakat Âdile Sultan¸ henüz küçük yaşta iken annesini kaybetmiştir. Babası onu zevcelerinden Hâce Nev Fidan Kadın'a emanet etti. Onun iyi bir surette yetiştirilmesini istedi. Nev Fidan Kadın öz annesi gibi itina gösterdi ve onun çok iyi bir eğitim ve kültür almasını sağladı. Âdile Sultan sarayda çok iyi bir eğitim görmüş¸ daha sonra da 1845 yılında kaptan-ı derya ve sadrazam olan Mehmet Ali Paşa ile evlenmiştir. Düğünleri 19. yüzyılın en muhteşem düğünü olarak tarih sayfalarına geçmiştir. Aile bağları kuvvetli¸ dindar ve mütevazı bir Osmanlı kadını olan Sultan¸ kadınların haremden dışa açılmalarına öncülük etmesinin yanında¸ yardımseverliği ve insan sevgisi ile İstanbullular tarafından çok sevilmiştir. Âdile Sultan'ın mektep¸ hastane¸ yetimhane ve fukara evlerini tamir ettirmesi¸ çocukların okuması için gayret sarfetmesi¸ kurumuş çeşmelere su getirtmesi¸ gelinlik kızlara çeyizler yaptırması halk arasında vefatından çok sonra bile övgü ve takdirle anılmıştır.


II. Mahmut gibi bir padişahın kızı¸ Sultan Abdülmecid ile Sultan Abdülaziz'in kız kardeşi ve V. Murat¸ II. Abdülhamit¸ V. Mehmet Reşat ve VI. Mehmet Vahdettin'in halası olan Âdile Sultan kültür değeri çok yüksek olan bir aile içerisinde yetişmiştir. Aile efradı tarafından da çok sevilen bir şahsiyettir. Özel olarak Arapça¸ Farsça ve edebiyat öğrenimi almıştır. Âdile Sultan¸ çocukluk dönemlerinde ve gençlik çağında aldığı bu çok yönlü eğitim ve kültür sayesinde hayatı boyunca karşılaştığı pek çok sıkıntılara rağmen bir divan vücuda getirmeyi başarabilmiştir. Âdile Sultan¸ Osmanlı hanedanı içinden yetişen ve padişah kızı olarak divan tertip etmiş olan tek hanım şairimizdir. İnce ruhî yapısı ve fikriyatı hanımlar üzerinde derin izler bırakmıştır. Onun bu özelliği kendisini diğer hanımlardan ayırmaktadır.  Âdile Sultan'ın yaşadığı dönemlerde Tanzimat edebiyatı hâkim durumda idi. Osmanlı İmparatorluğu hudutları içinde bilhassa memleket içinden gelen zaruretler¸ dışarıdan yapılan tazyikler neticesi olarak¸ hayatın her kesiminde olduğu gibi¸ fikir duygu ve sanat sahasında da yeni cereyanlar baş göstermişti. İşte bu oluşumlar neticesinde Tanzimat edebiyatı adı verilen yeni bir edebiyat akımı meydana geldi ve bu akım pek çok kimseyi etkiledi. Şüphesiz Âdile Sultan da bu edebiyattan nasibini almıştır. Âdile Sultan'ın yaşadığı dönemin sonlarına doğru Divan edebiyatı sönmeye yüz tutmuştu. Belki de o eski geleneğin devamından yana idi. Bunun için de kendi çapında bir divan vücuda getirmeyi denedi ve bunda da muvaffak oldu. Âdile Sultan büyük bir ihtimalle hanedan içinde yetişen ve divan yazan kadın şairlerin hem ilkini ve hem de sonuncusunu temsil etmektedir. Divanını incelediğimizde onun geleneklere bağlı bir şair olduğunu hemen anlıyoruz.


Âdile Sultan tek çocuğu Hayriye Sultan'ı 1865'te İşkodralı Mustafa Şerîfî Paşazade Rızâ Bey'le evlendirmiştir. 1869'da kocasını¸ kısa bir süre sonra da kızını kaybetmiştir. Nakşbendî tarikatı şeyhlerinden Bâlâ Tekkesi şeyhi Ali Efendi'ye (ö. 1877) intisaplıdır. “Tahassürnâme”¸ “İftiraknâme” gibi manzumeleriyle ve bazı mersiyelerinde ruhunun elemlerini terennüm edebilmiştir. 200 beyitten fazla olan bu şiirler arasında tasavvufî parçalar da görülür. “On iki pir” hakkında methiyeler yazan ve bilhassa Şah-ı Nakşbendi'ye karşı derin bir hürmet hissi taşıyan Âdile Sultan¸ hece vezniyle ve Yunus ilâhîleri tarzında manzumeler de yazmıştır. Dindarlığı ve yardım severliğiyle tanınan Âdile Sultan'ın Fındıklı'daki sarayı âlim ve şeyhlerin sık sık toplanıp sohbet ettikleri¸ muhtaç ve fakirlerin her zaman başvurduğu bir yer hâline geldi. Âdile Sultan'ın şiirlerinin büyük bir bölümü dinî-tasavvufî bir mahiyet taşır. Münacat¸ na't¸ mersiye¸ ehl-i beyt ve ashap ile tarikat kurucularının methiyelerinden meydana gelen bu şiirlerin yanı sıra¸ babası¸ kocası¸ kızı ve kardeşleri için yazdığı manzumeler de divanında geniş bir yer tutar.  Her şeye rağmen¸ onun yaşadığı devir ve saray hayatı göz önüne alınırsa¸ şiir dalındaki başarısı takdire şayandır. Âdile Sultan¸ divanında bütün eski şairlerin divanlarındaki tarzı örnek alarak¸ münacat¸ na't mersiye ve gazel gibi mevzuları sıralamıştır. Âdile Sultan'ın hemen bütün  manzumelerinde hâkim fikir sanattan ziyade¸ çok kuvvetli bir din aşkı¸ Allah ve Peygamber aşkı¸ İslâm büyüklerine¸ ehlullâha¸ tarikat ve tarikat ehline muhabbeti¸ Osmanlı'ya ve ailesine bağlılığıdır ki sanattan çok irşada önem vermiştir. Şiiriyle ilgili aşağıdaki örnek¸ samimiyet ve muhabbetinin göstergesidir.


Hak yoluna cân verdiler


İncitme hiç dervişleri


Cânân yolunu buldular


İncitme hiç dervişleri


Âdile uzatma sözünü


Derviş ide-gör özünü


Tâ göresin Hak yüzünü


İncitme hiç dervişleri


Âdile Sultan¸ kendisine çağdaş olan birçok şairle nispetle şiirlerinde sade bir lisan kullanmaya özen göstermiştir. Fazla sanata kaçmadan¸ çok ağır terkipler kullanmadan¸ zamanının insanlarının rahat anlayabileceği ifadeler kullanmıştır. Bu bakımdan Âdile Sultan¸ divanını halk lisanına daha yakın bir tarzda kaleme almıştır¸ dememiz mümkündür. İşte bu sebeple onun divanı Türk dili ve edebiyatı bakımından değerlidir. Özellikle devrinin lisan yapısını bize aktarmaktadır. Âdile Sultan Türk kültürü ve dilinin yayılmasına da hizmet etmiştir. Muhibbî mahlasıyla şiirler yazan Kanunî Sultan Süleyman'ın divanını “Muhibbî Divanı” adıyla ilk olarak o bastırmıştır. Şiirlerinden¸ yaşantısından ve yaptığı hayırlardan anladığımıza göre Âdile Sultan¸ muhabbet ehli¸ edip¸ âbid¸ zâhid ve takva sahibi bir kimsedir. Eyüp Sultan Hazretleri'nin kabrinin sağ tarafında kadınlar mescidi diye adlandırılan bir oda vardır. Âdile Sultan her sene Ramazan ayı boyunca burada itikâfa girmeyi âdet edinmişti. Bu odayı muhtelif zamanlarda tamir ettirmiş ve bakımını yapmıştır. Âdile Sultan'ın yazdığı Eyüp Sultan'la alakalı bir kasidesi vardır. Dokuz beyit olarak yazılmış bulunan bu kasideden bazı beyitleri şunlardır.


Budur lutf ü kerem-kârı Ebâ Eyyübe'l-Ensârî


Rasûlullah alemdârı Ebâ Eyyûbe'l-Ensârî 


Kerâmet-pîşe himmet-sâz saadet kânı ser-efrâz


Ulüvv-i şânile mümtâz Ebâ Eyyûbe'l-Ensâr


Şefâ'at kıl inâyet kıl bizi Hakk'a delâlet kıl


Derûnum pür-letâfet kıl Ebâ Eyyûbe'l-Ensârî


Sana bu Âdile bende kapında has bir efkende


Kerem kıl etme şermende Ebâ Eyyûbe'l-Ensârî


Âdile Sultan¸ eşini ve kızını kaybettikten sonra kaleme almış olduğu şiirin bir kısmı şu şekildedir.


Dervişim¸ kendi başıma yine sultân gezerim


Âlem-i aşkda seyyâh olup her ân gezerim


Pâdişâh saltanât-ı dehr için kayd çeker


Kayd-ı nâmâsu geçip¸ ben dahî uryân gezerim…


Ne dilimde olur evrâd ne elimde tesbîh


Ne velîyim¸ ne deliyim yine vîran gezerim…


Gâh Mecnân gibi dağlar aşarım Âdile ben


Aşka sâzân olup¸ gamla perîşân gezerim


Âdile Sultan¸ aşağıdaki şiiri Sultan Abdulaziz Han'ın vefatından/hunharca katledilmesinden sonra kaleme almıştır.


Nasıl yanmam kim¸ oldu olanlar Şâh-ı Devranâ


Bilinmez oldu hâli¸ kıydılar ol zıll-i Yezdân'a


O gitdi mülk-i ukbâya¸ firâkı geçti tâ câna


Saraya velvele saldı¸ cihânı koydu efgâna…


Cihân mâtem tutup kan ağlasın Abdülaziz Hân'a


Meded Allah¸ mübârek cismi ki¸ boyandı al kana


Nasıl¸ hemşîresi bu Âdile yanmaz o Hâkân'a


Ki¸ kıydı bunca zâlimler karındaşı cihan-bâna


1898 senesi Ocak ayında vefat edince¸ kocası Mehmet Ali Paşa'nın Eyüp'teki türbesine defnedilmiştir. Âdile Sultan¸ yetmiş üç sene yaşamıştır. Âdile Sultan'ın türbesi İstanbul Eyüp'te¸ Bostan İskelesi yakınındadır.


 


Kaynakça


Âdile Sultan¸ Âdile Sultan Divânı.


Ahmet Hamdi Tanpınar¸ 19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi¸ İstanbul 2012.


Fuat Köprülü¸ Divan Edebiyatı Antolojisi¸ İstanbul 1931.


Elif Naci¸ “Türk Sarayında Müstesna Bir Prenses: Âdile Sultan”¸ Hayat Tarih Mecmuası¸ İstanbul.


İslâm Ansiklopedisi¸ Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları¸ 1. Cilt¸ İstanbul¸ 1988


İstanbul Kültür ve Sanat Ansiklopedisi¸ Tercüman Gazetesi Kültür yay¸ c. 1. İstanbul 1982.


M. Çağatay Uluçay¸ Padişahların Kadınları ve Kızları¸ Ankara 1980


M. Celâlettin Atasoy¸ Kandilli 'de Tarih¸ İstanbul 1982.


Özdemir Hikmet¸ Âdile Sultan Divanı¸ Kültür Bakanlığı Yay. Ankara 1996.


Tahir Olgun¸ Âdile sultan¸ İslâm Türk Ansiklopedisi¸ c.1 İstanbul 1941.

Sayfayı Paylaş