“MİLLİ” MÜCADELE RUHU

Somuncu Baba

“Esas olan bizim Millî Mücadele dediğimiz ruhtur. O ruh bizim kimliğimizdir. O ruh bir olanda birleşmenin adıdır. Var oluş şartımızdır. O ruhtan yoksun kalmaktır asıl felaket.”


Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçerken başka bir deyişle Anadolu dört bir yandan işgal edilip yok edilmek üzereyken işgalcilerin hesaplarını boşa çıkarıp bu topraklarda yeniden var olduk. İşte bizi¸ dört bir yanımızı kara bulutlar sarmışken karanlıktan aydınlığa çıkaran şey “millî mücadele ruhu” oldu. Her ne kadar tam olarak yeni kurulan devletin ruhu yapmayı başaramasak da bu ruh¸ halk katında hep yaşadı. Yeni devletin kurulmasından sonra da boyutları ve usulleri değişen işgal hareketlerine bugüne kadar yine bu ruh mani oldu.


Anadolu¸ 15 Temmuz'da yine küresel güçlerin tetiklediği¸ yerli işbirlikçilerin hayata geçirmek istediği yeni bir işgal hareketiyle karşı karşıya geldi. Anadolu yine bu zor günlerinde Millî Mücadele ruhuyla bir kez daha oyun kuranların hesabını bozdu. Tehlikenin artçı depremleriyle bir süre daha yaşayacağımız muhakkaktır. Sarılacak epeyce yaramız vardır. Fakat hesap bozulduğu için şimdi bir taraftan yeni bir inşa sürecine girerken bir taraftan da dikkatimizi artık sonuçlardan sebeplere çevirerek meselenin köklerine eğilmemiz gerekmektedir.


Milletin Aile Olduğu Unutulmuş Gibiydi


Millî Mücadele ruhunu yansıtan en iyi metin¸ İstiklal Marşı'mızdır. Orada dört kavram öne çıkar. Bunlar “din”¸ “devlet”¸ “vatan” ve “millet” kavramlarıdır. İşte bu dört kavram bu ruhun temel unsurlarıdır. Buna göre din ne kadar önemliyse devlet¸ millet ne kadar önemliyse vatan da o kadar önemlidir. Birinin eksikliği varoluş binamızı yıkar. Şimdi geriye baktığımızda bu dört kavramın epeyce bir süredir içlerinin boşaltıldığını söylemek durumundayız. Öyle ki; çoğumuz için dinin varoluşumuzun sebebi¸ vatanın anne¸ devletin koruyucu¸ milletin aile olduğu unutulmuş gibiydi.


İşte bu değerler aşınınca fırsatçılara¸ bu topraklar üzerinde kötü emelleri olanlara gün doğdu. Yeniçağın değiştirme¸ dönüştürme¸ yozlaştırma yöntemleri değiştiği için bunlara ilişkin yol ve yöntemlerle dinle devletin¸ vatanla milletin arasına nifak sokuldu. Özellikle eğitim konusunda büyük bir yozlaşma yaşandı ve bize yabancı nesiller yetiştirdik. Dışa bağlı bir ekonomi¸ ilim ve fen hayatı¸ sosyal bilimlerde zamanın şartlarına uygun hareket edememe¸ en önemlisi de dinî eğitim konusunda sağlıklı bir eğitimi gerçekleştirememe neticesinde bünyemizde zayıflıklar ve boşluklar oluştu. Birliğimiz çözülme tehlikesiyle yüz yüze geldi. Bu elverişli ortamda ise her türlü yok edici virüs bünyeye nüfuz etti. Böylece malum sonuçla karşı karşıya kaldık.


Ama hesap edilemeyen bir şey vardı. O da onca yozlaşmaya rağmen derinlerde¸ özde olan ruha bir şey yapılamadı. Onu önce Allah sonra millet korudu. Böylece görünüşte çözülmeye yüz tutan millet¸ mukavemet silahlarını yeniden kuşanarak yeni bir millî mücadele verdi ve ihanet şebekesinin hevesini kursağında bıraktı. Millet¸ bu mücadeleyi çıplak elle tanklara¸ uçaklara¸ silahlara karşı durarak kazandı. İşte burada yeniden İstiklal Marşı'na dönebiliriz. Orada saydığımız dört temel unsurun yanı sıra “aile”¸ “şehitlik”¸ “ezan” gibi değerlere de vurgu yapılmaktaydı. Bir de “Canavar” teşbihiyle neye ve kime karşı olunacağının da işareti verilmekteydi. İşte bunlardan dolayı İstiklal Marşı¸ bu mücadelenin dün de bugün de bu ruhun en iyi yansıtıcısı olan bir metindi.


İşte bu metinde olan her değer¸ bu süreçte yeniden ateşlendi. Ezan ve salâ sesleri insanları vatan müdafaası için sokaklara¸ meydanlara çıkardı. Ölümü göze alarak çıktılar evlerinden. Ellerinde bayraklar¸ dillerinde tekbir sesleri¸ yüreklerinde vatan sevgisi¸ devletsizliğin ne manaya geldiğini bilen bir bilinçle destansı bir mücadele verildi. Şimdi bu zaferin haklı olarak sevinç ve onurunu yaşarken evet¸ bir kez daha demeliyiz ki¸ sebepler üzerinde yoğunlaşalım. Devlet ve millet olarak ciddi bir muhasebe sürecine girelim. Zira biliyoruz ki başa gelen her felaket bir imtihandır. Bir ikazdır. Olup bitenden ders almak gerekir.


Şunları söyleyebiliriz özetle: Sağlıklı bir din eğitimi¸ yerli ve millî bir eğitim¸ milletle devletin güçlü rabıtası¸ sürekli dikkat ve teyakkuz hâlinde olmak¸ içten ve dıştan gelebilecek her türlü saldırıya karşı mukavemetimizi hep diri tutmak kısacası İstiklal Marşı'nda ifadesini bulan bütün değerleri hepimiz için ortak değerler bilip onları hayatımızda rehber edinmek işin esasını teşkil etmektedir.


Anadolu'yu Bize Vatan Kılanlar


Unutulmamalıdır ki¸ bu topraklara ruh üfleyen kahramanlar¸ şehit ve gazilerle Anadolu'yu bize vatan kıldılar. Bu topraklar¸ bize Battal Gazi'nin¸ Şeyh Edebali'nin¸ Yunus Emre'nin¸ Ahi Evran'ın¸ Fatih'in¸ Yavuz'un emanetidir. Onların döneminde de bu tür tehlikelerle karşılaşılmıştı. Haçlı Seferleri¸ Moğol saldırıları¸ Babailer ayaklanması bugünkü saldırganlıklarla aynı hedefleri taşımaktaydı. Ama başaramadılar. Yaralandık ama ölmedik. Bugün de öyle oldu/olacak. Ama tekrar belirtmek gerekiyor ki; neden oldu sorusunun cevabı doğru verilmeli¸ muhasebe ve tevbe süreçlerinden sonra İstiklal Marşı'nda ifadesini bulan değerlerle çelişmeyen yeni bir yol haritasıyla yolculuğumuza devam etmeliyiz. Allah¸ bize önemli bir şans verdi. Bizi parçalamak isteyenler¸ bizi daha da birleştirdiler. Vatan'ın sadece bir toprak parçası olmadığı¸ bayrağın ne manaya geldiği¸ ezanın¸ salânın bizi neye çağırdığı¸ devletin ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşıldı.


Rabb'imiz¸ bize bir kez daha lütfetti. Bize kim olduğumuzu hatırlattı. Nasıl bir millet olmamız gerektiğini bir kez daha görmemizi sağladı. Buna göre esas olan bizim Millî Mücadele dediğimiz ruhtur. O ruh bizim kimliğimizdir. O ruh bir olanda birleşmenin adıdır. Var oluş şartımızdır. O ruhtan yoksun kalmaktır asıl felaket. Devlet ve millet olarak bu ruhu tek kılavuz olarak görmek ve her şeyimizi¸ işimizi¸ sözümüzü¸ niyetimizi¸ çalışmamızı buna göre şekillendirmemiz¸ yürütmemiz gerekiyor. Değilse bir paralel yapı bertaraf edilir ama tedbirler alınmaz ve o ruhtan uzaklaşılırsa yeni paraleller her zaman karşımıza çıkar. Üstelik bu yapılar sadece devlet yönetimi açısından değil aynı zamanda din¸ kültür¸ sosyal hayatımız için sürekli bir tehdittir. Öyleyse vakit¸ Millî Mücadele ruhunu bilinçli olarak her dem diri tutma¸ birlik olma¸ çalışma zamanı. Allah¸ yar ve yardımcımız olsun.

Sayfayı Paylaş