DARENDELİ ES-SEYYİD OSMAN HULÛSİ EFENDİ'NİN (K.S.) SOHBET MECLİSLERİ

Somuncu Baba

"Osman Hulûsi Efendi'de sohbet¸ tarîkatının en önemli irşat usulüdür. Sohbet ashâbın Rasûlullah'ın huzurundaki yetişme tarzıdır. Sohbette halka teşekkülü esastır. Sohbette helalleşmek¸ yüzleşmek¸ müdâvimlik¸ tekâmül ve gelişim vardır."


Bir mürşid-i kâmil olarak Osman Hulûsi Efendi Hazretleri kâmil olduğu kadar mükemmildi. Kemâle ermiş şahsiyet olarak müntesiplerini kemâle erdirme gayretine bürünmüş bir şahsiyetti. Ömrünü insan yetiştirmeye adamış¸ sevenlerinin istikâmet üzere yaşam sürmelerini hedeflemiş¸ İslâm'ın sâfiyetine erme derdini gütmüş aşk ehli bir mânâ eriydi. Meclisleri¸ zor zamanda çıkış yolları arayan sevenlerinin bir irfân sofrasıydı. Her fırsatta muhataplarının ermesini¸ olmasını ve kıvâma gelmesini hedefleyen Osman Hulûsi Efendi¸ bir mürşit olarak bu işi rastgele değil mensup olduğu Nakşbendiyye-i Hâlidiyye'nin irşad usullerine sadâkat göstererek gerçekleştirirdi. Biz bu makâlemizde onun meşîhat görevini sürdürürken müritlerine uyguladığı seyr ü sülük usullerinden sohbet usulünü ele alacak ve onun sohbet meclislerini değerlendirmeye çalışacağız.


Nakşbendiyye tarîkatının pîri Şâh-ı Nakşbend¸ “Tarik-ı mâ der-sohbet'est/Bizim yolumuz sohbet yoludur.” sözü ile Nakşbendilikteki sohbet esasına dikkat çekmiş¸ tarîkatını sohbet esası üzerine tesis ettiğini belirtmiştir.1 Bu gerçeğe dikkat çeken İhramcızâde İsmail Hakkı¸ “Bizim tarîkatımız sohbet üzere kurulmuştur.” diyerek ihvânına her defasında sohbet meclislerine iştirâki tavsiye etmiş¸ deruhte ettiği sohbet meclisleri muhabbet ve irfân adresi olmuştur.2 İhramcızade'nin aşk fırınında pişen Osman Hulûsi Efendi de aynı duygu ve çizgiyi müritlerine yaptığı nasîhatlerinde şu şekilde dikkat çekmektedir:


“Yolumuz sohbet yoludur. Bir kimse gûşe-i vahdette yirmi yıl ibadet ü tâat etse¸ beri tarafta sohbetlere devam etse¸ sohbette öyle bir an gelir ki¸ gûşe-i vahdette yirmi yılda alamadığını bir anda alır. Yani yirmi yıllık yolu bir anda kat eder. Onun için sohbetlere devam etmek şarttır. Sohbette iki gönül Allah için bir araya gelse¸ Cenab-ı Hakk'ın fûyûzâtı oraya tecellî eder. O iki kişinin alış verişinden sohbette bulunan diğerleri de istifade ederler. Sohbetlerin devamında insân-ı kâmil olarak husûle gelir. Onun için sohbetlere devam ediniz.”3


Muhtereme eşleri Hacı Naciye Hanımefendi¸ “Gece sabahlara kadar ihvanların evlerinde sohbet olur¸ semaver yanar; ateş üzerinde porselen demlik içerisinde çay hazırlanır; varsa şeker¸ yoksa dut kurusu veya kara üzüm kurusu ile çay içer ilâhi okurlardı.”4 sözleriyle tertip edilen sohbet meclislerinin hâlet-i rûhiyesinden açık beyanda bulunmaktadır. Sohbetlerine ikram eşlik eder¸ sohbetlerinde sıcaklık husûle gelir¸ sohbetlerinde nazar eğitimi verilir¸ sohbetlerinde hemhal olma ve hemdil hâline bürünme çabası güdülürdü. Onun sohbetlerine ham gelenler olgun gönüller hâline gelmesi için huzur atmosferi vücûda getirilirdi.


Hulûsi Efendi'nin ziyâretine giden bir muhibbi¸ sohbet esnasında Osman Hulûsi Efendi'ye sorar: “Efendim âhirette de böyle beraber olup¸ sohbetinizde bulunacak mıyız?” Osman Hulûsi Efendi de şöyle buyurur: “Bir gün Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz ashâbıyla sohbet ederlerken¸ sahâbeden biri sordu: ‘Ya Rasûlallah (s.a.v.)¸ kıyâmet ne zaman kopacak?' Rasûlullah (s.a.v.) da ona¸ ‘Kıyamet için hazırlığın nedir?' diye sordu. O sahâbe şöyle cevap verdi: ‘Hazırlığım muhabbet-i Allah (c.c.)¸ muhabbet-i Rasûlullah (s.a.v.)' deyince¸ Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz iki elinin şahâdet parmaklarını birleştirerek: ‘O hâlde kişi sevdiği ile beraberdir.'5


Gönül hasretinin dinlendirildiği ve muhabbet ortamının tesis edildiği sohbet meclislerine iştirâk eden ihvânın mürşidinin huzurunda takınması gereken sohbet âdâbına sıklıkla vurgu yapan Hulûsi Efendi¸ yer yer hatırlatmalarda bulunarak¸ mürîdânın sohbet sırasında mürşidinin söylediklerini can kulağıyla dinlemesini¸ sohbetten gereğince feyiz alamayınca öncelikle kusuru kendi nefsinde aramasını¸ nefsine hoş gelmedi veya nefsine ağır geldi diye mürşidinin telkinlerine itirazda bulunmamasını¸ sohbet bitiminde çok oturmayıp izin istemesini¸ sohbet meclislerinde edebe uymayan hal ve tavırlardan uzak durmasını¸ lüzumsuz konuşmalardan uzaklaşmasını¸ sohbet esnasında dizüstü oturarak halkaya dâhil olmasını¸ okunan ilâhileri can kulağı ve huşû içerisinde dinlemesini¸ tarîkatın pîrleriyle rûhânî irtibat tesis etmesini¸ sohbet meclisinde kendi nefsine paye çıkarmayı değil¸ nefsinin kusurlarını tamir etmeyi¸ ihvânı arasında kendi za'fiyetini görmesini tavsiye etmektedir.6


Dîvân'ındaki sohbet redifli gazelinde bizleri sohbetin hakkını vermeye¸ sohbet ortamında sahip olmamız gereken husûsiyetleri şu şekilde dile getirmektedir:


Âsârına dil bağlamadan etmedi zâhir


Ol dürr-i yetîmin demini der yem-i sohbet



Her varı fedâ eylemeden kılmadı bâhir


Feyz-i nazarın tâlibine her dem-i sohbet



Her bir edebin mektebidir gir taleb eyle


Ger âkıl isen âdem eder âdemi sohbet



Ashâb-ı Nebî işlediler bu işi akdem


Bilsen ne şerefdir şeref-i akdem-i sohbet



Ma'nâda ne var cânı fedâ etme denir mi


Bir demdeki cân bahş ede câm-ı Cem-i sohbet


Peymânesi Kevser yeridir ravza-i Cennet


Ol niyyet ile girsen olup mahrem-i sohbet



Bîgânelik etme oturup bezm-i safâda


Allâh'dan utan sen de olup hemdem-i sohbet



Cân zevkine yet nefsi bırak tâlib-i Hakk ol


Her derdine dermânın ola merhem-i sohbet



Yâ Rabb n'ola Hulûsi-i bî-çâre vü âvâre zelîli


Hâk-i der-i dergâhın ede ekrem-i sohbet.7


Mürşidi İhramcızade'nin¸ “Sükûtumuzu anlamayan sohbetimizi hiç anlayamaz. Söz ile olsaydı bu işi herkese söylerdik.”8 sözünü müritlerine hatırlatan Osman Hulûsi Efendi sohbet meclislerinin sûretâ ve âdet olsun diye toplanmasını değil¸ sohbetin mânâsına giriftar olunmasını istemektedir. Merâsime indirgenen yaklaşımları uygun görmemekte¸ sohbet meclislerinde hakikat arayışının gerçekleşmesini tavsiye etmektedir. Sözün süslenmesini değil¸ sözün gerçeği beyânını önemsemektedir. Sohbetlerin her türlü lakırdılardan uzak tutulmasını¸ sohbet meclislerinde gıybet¸ iftir⸠yalan¸ dedikodu¸ haset¸ lâf u güzâf¸ beyhûde konuşmalar olmamasını hâssaten tembih etmektedir. Sohbetlere besmele¸ hamdele ve salvele ile başlanıp okunan Asr Suresi'yle tamamlanmasını istemektedir. Hak dostlarının sözleri ile meclisin anlamlı kılınmasını¸ okunan ilâhilerle sohbet meclisinin donukluktan uzak tutulmasını¸ sözden daha çok tesir edecek sükût hâlleriyle irfân sohbetlerinin gerçekleştirilmesini istemektedir.


Özetle Osman Hulûsi Efendi'de sohbet¸ tarîkatının en önemli irşat usulüdür. Sohbet ashâbın Rasûlullah'ın huzurundaki yetişme tarzıdır. Sohbette halka teşekkülü esastır. Sohbette helalleşmek¸ yüzleşmek¸ müdâvimlik¸ tekâmül ve gelişim vardır. Sohbette canların susamışlığını hikmet pınarlarından takdim edilen aşk kadehleriyle teskin etme durumu vardır. Sohbette mürîdânın mürşidiyle hemhal olması¸ dertlerini teskin edip dermana ermesi vardır. Sohbetler ilim¸ irfân ve hikmet meclisleridir. Sohbetler dem vaktidir. Sohbetlerde gönüller yıkanır¸ nefsin kabalıkları düzeltilir ve rûhun sâfiyeti sağlanır. Sohbetle uzun yollar kısalır ve menzil-i maksûda erme sağlanır. Sohbette vahdet iksîri sunulur¸ ayrılık ve başkalıklar bir bir giderilir¸ yerine uhuvvet bilinci aşılanır. Sohbet fedakârlık meclisidir. İhvânın paylaşım kültürünün ve dayanışma rûhunun perçinlendiği has bahçelerdir. Sohbetler zikir meclisidir. Gönlün safâ bulması ve dünya ve âhiret saâdetinin peşinde koşulmasıdır. Sohbet ehlinin meclisi yârân meclisidir. Erenlerin meclisine varanlar hem bedel öderler hem de nimete mazhar olurlar. Osman Hulûsi Efendi¸ bu özelliklere sahip sohbet meclislerinin kurulmasını¸ toplumun ıslâhını¸ bireylerin kemâlini hedeflemiş¸ ömrü boyunca ihvânına hikmet telkininde bulunarak muhabbet ortamının tesisine çalışmıştır.


 


Dipnot



1. Kadir Özköse & Halil İbrahim Şimşek¸ Altın Silsile'den Altın Halkalar¸ Nasihat Yayınları¸ Ankara 2009¸ s. 248.


2. Lütfi Alıcı¸ İhramcızade İsmail Hakkı Toprak Efendi Hayatı¸ Şahsiyeti ve Eserleri¸ Somuncu Baba Araştırma ve Kültür Merkezi Yayınları¸ Ankara 2001¸ s. 74.


3. İsmail Palakoğlu¸ Gönüller Sultanı es-Seyyid Osman Hulusi Efendi¸ Somuncu Baba Araştırma ve Kültür Merkezi Yayınları¸ Ankara 2004¸ s. 180.


4. Osman Hulusi Ateş'in eşi¸ Naciye Ateş ile yapılan röportaj.


5. Buhârî¸ Edeb 96;  Müslim¸ Birr 165. Ayrıca bk. Tirmizî¸ Zühd 50; Daavât 98.


6. Palakoğlu¸ Osman Hulusi Efendi¸ s. 185


7. Es-Seyyid Osman Hulusi Ateş¸ Dîvân-ı Hulusi-i Dârendevî. haz. Mehmet Akkus ve Ali Yılmaz¸ Nasihat Yayınları¸ 3. Baskı¸ İstanbul 2006¸ s. 25


8. İhramcızade İsmail Hakkı Toprak Efendi Hayatı¸ Şahsiyeti ve Eserleri¸ s. 75

Sayfayı Paylaş