OTUZÜÇÜNCÜ HUTBE

Somuncu Baba

Muhterem Cemâat-i Müslimîn!

Allahu Teâlâ'ya şükürler olsun Ramazan-ı Şerîf'i idrâk etmiş bulunuyoruz. Maddî ve ma'nevî huzur ve rahat içinde böyle nice nice Ramazanlara erişmemizi Allah (c.c.)'tan dileriz. İkinci hicret yılı Şâbân ayının ortalarında¸ yani Bedir Gazâsı'ndan bir ay ve birkaç gün evvel farz kılınmış olan Ramazan orucu¸ bilindiği gibi¸ İslâm'ın beş şartından birisidir. Oruç; yalnız Müslümanlara değil¸ Hazret-i Âdem'den i'tibâren bütün peygamberlerin ümmetlerine de farz kılınmış ilâhî bir teessüstür. Ramazan orucu kitapla¸ yani Kur'ân-ı Kerîm&


Muhterem Cemâat-i Müslimîn!


Allahu Teâlâ'ya şükürler olsun Ramazan-ı Şerîf'i idrâk etmiş bulunuyoruz. Maddî ve ma'nevî huzur ve rahat içinde böyle nice nice Ramazanlara erişmemizi Allah (c.c.)'tan dileriz. İkinci hicret yılı Şâbân ayının ortalarında¸ yani Bedir Gazâsı'ndan bir ay ve birkaç gün evvel farz kılınmış olan Ramazan orucu¸ bilindiği gibi¸ İslâm'ın beş şartından birisidir. Oruç; yalnız Müslümanlara değil¸ Hazret-i Âdem'den i'tibâren bütün peygamberlerin ümmetlerine de farz kılınmış ilâhî bir teessüstür. Ramazan orucu kitapla¸ yani Kur'ân-ı Kerîm'le sabit olmuş bir farzdır.


Bakara Sûresi'nin 183. âyetinde Cenâb-ı Hak şöyle buyurmuştur: “Ey îmân edenler! Sizden öncekilerine farz kılındığı gibi¸ size de oruç farz kılındı.” (Bkz:2/Bakara¸ 183¸ 185¸ 187) Bakara Sûresi'nin 185. âyetinde şöyle buyuruluyor: “Ramazan ayı öyle bir aydır ki¸ insanlar için ayn-ı hidâyet olan¸ insanları doğru yola ulaştıran¸ hak ile bâtılı ayıran Kur'ân-ı Kerîm bu ayda inzal edildi. Öyle ise¸ sizden her kim bu ayı yolcu olmayarak görür¸ bu ayda bulunursa onu oruçla geçirsin. Her kim de bu ayda hasta yahut yolculuk hâlinde ise tutamadığı günler sayısınca¸ diğer günlerde kaza etsin. Allah size kolaylık irâde buyuruyor. Sizin için güçlük dilemiyor.” Oruç Bakara Sûresi'nin 187. âyetine göre¸ “Tanyeri ağarmaya başladığı zamandan¸ güneş batıncaya kadar¸ yemekten¸ içmekten¸ orucu bozan şeylerden¸ ibâdet niyetiyle nefsi alıkoymaktır.”


Azîz Cemâat-i Müslimîn!


Diğer bütün farzlarda olduğu gibi¸ Müslümanlar orucu da herhangi bir fâidesinden dolayı değil¸ Allah (c.c.)'ın bir emri olduğu için¸ Allah'ın emrini yerine getirmiş olmak için tutarlar. Bununla beraber orucun ferdî¸ içtimaî¸ ruhî¸ bedenî birçok faydaları vardır. Ez-cümle; mealini arz ettiğimiz 183. âyette de işaret buyrulduğu üzre¸ oruç sayesinde insan nefse ve nefsin arzularına hâkim olmak melekesini kazanır. Bi'n-netîce kötü meyillerden¸ kötü arzulardan¸ ma'siyet ve günahlardan¸ ma'nevî tehlikelerden sakınır¸ takva mertebesine erer. Takva¸ kuvvetli bir himayeye girerek¸ elem ve zarar verecek şeylerden sakınıp kendimizi iyice korumaktır. En kuvvetli vikaye ve himaye ise¸ Allah himâyesi¸ Allah (c.c.) vikâyesidir. Allah himayesine girenlerin de geçmiş günahları afv olunur. Bir hadîs-i şerîfte: “Kim Ramazan orucunu¸ inanarak ve Allah rızâsını gözeterek tutarsa¸ Allah da onun geçmiş günahlarını bağışlar.” buyrulmuştur.


Oruç insanı icâbında nefsin bütün arzularını yenebilecek bir irâde kuvvetine sâhib kılar. Günlük i'tiyâdların esaretinden kurtarır. İnsanı her türlü feragate¸ fedâkârlığa alıştırır. Açlık elemini duymak hususunda zenginle fakiri birleştirir¸ zenginlere fakirleri düşündürür¸ gururu giderir¸ günün birinde yiyecekten içecekten kalındığı zaman¸ açlığa¸ susuzluğa katlanmak kudretini kazandırır. Oruç insanı her hareketinde riyâsızlığa ve ihlâsa alıştırır. Oruca riya karışmaz. Nitekim bir hadîs-i şerîfte: “Oruçta riya yoktur.” buyrulmuş¸ Cenâb-ı Hakk'ın da şöyle buyurduğu Rasûl-i Ekrem'den rivayet olunmuştur: “Âdemoğlunun her amelinde kendisi için bir haz ve menfaat düşüncesi var¸ fakat oruç böyle değil. Oruçlu kimse¸ benim nzâm için yemesini¸ içmesini¸ cinsi ârzüsu-nu bırakmıştır. Onun ecrini de ben vereceğim.”


Allahu Teâlâ Hazretleri bu mübarek Ramazan-ı Şerîf hürmetine¸ Ramazan'ın ulvî kudretini takdîr edenlerden kıla. Amîn.

Sayfayı Paylaş