HUZUR VE SÜKÛNUN ADRESİ DARENDE

Somuncu Baba

“Otuz yapraklı gül şehri olarak nitelenen Darende¸ asırlardan beri devam eden o doyumsuz maneviyat iklimiyle gönüllere bayram neşvesi sunmaktadır. Malatya’ya gidip de Darende’ye uğramayan yok gibidir. Bu huzurlu topraklar adeta bir mıknatıs gibi kendisine çeker sizi. Bir de bakarsınız ki Allah dostlarının uğrak yeri olan Darende’desiniz.”

er yıl binlerce hak ve hakikat dostunun uğrak yeridir Darende. Burayı kıymetli kılan büyük Allah dostu Somuncu Baba/Şeyh Hamîd-i Velî Türbesi’nin de bulunduğu Zaviye Mahallesi’dir. Zaviye Mahallesi deyip de geçmeyin. Burası huzurun ve sükûnun membaıdır.

 

Zaviye Mahallesi

 

Zaviye Mahallesi’ni ziyaret eden herkes burada huzura ve sükûna kavuşur. Buradaki heybetli kanyonlar ve şelâleler ziyaretçilerini tefekküre ve tezekküre davet eder. Zaviye’de tarih¸ kültür¸ din ve tabiat bir arada arz-ı endam eder. Bu yönüyle bu belde bir cazibe merkezi olma özelliği taşımaktadır. Huzur burada hem yaşanmakta hem de yaşatılmaktadır.

 Somuncu Baba Hazretleri’nin burayı ikametgâh olarak seçmesinden sonra bu küçük yerleşim yeri ha(l)k nazarında büyük bir manevî kıymet kazanmıştır. Zira Zaviye Mahallesi bir ilim ve irfan yuvasıdır. Uzun senelerden beri burada gönüller tamir¸ zihinler ise inşa edilmektedir. Bir gönül sultanı olan Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi¸ 1914-1990 yılları arasında¸ son nefesine değin burada yaşamış¸ talebelerine Hakk’ın ve hakikatin yolunu göstermiştir. Onun soluklandığı bu manevî iklim bugün de gönülleri şâd etmektedir.

Tarihî İpek Yolu’nun üzerinde yer alan Darende¸ bir ilim¸ irfan ve kültür şehridir. Burası Osmanlı Devleti döneminde yetiştirdiği paşalar¸ devlet adamları ve âlimleriyle ünlenmiştir. Darende¸ yalçın kayalıkların haşmetli görüntüsüyle bir tabiat harikasıdır. Buranın Tohma Kanyonu¸ Kudret Havuzu ve Günpınar Şelalesi gibi doğal güzellikleri görülmeye değerdir.

 

Otuz Yapraklı Gül Şehri

 

Otuz yapraklı gül şehri olarak nitelenen Darende¸ asırlardan beri devam eden o doyumsuz maneviyat iklimiyle gönüllere bayram neşvesi sunmaktadır. Malatya’ya gidip de Darende’ye uğramayan yok gibidir. Bu huzurlu topraklar adeta bir mıknatıs gibi kendisine çeker sizi. Bir de bakarsınız ki Allah dostlarının uğrak yeri olan Darende’desiniz. Toprağın suyla buluştuğu bu yemyeşil memlekete geldiğinizde Darende’nin çıkışında bulunan Zaviye Mahallesi’nde soluklanırsınız. Burada bütün yüzler mütebessimdir. İslâm kardeşliği biyolojik kardeşliklerin çok üstünde bir değerdir. Oradaki insanlar kırk yıllık dostunuz gibi karşılar sizi.

Son devrin önemli mürşitlerinden biri olarak kabul edilen Osman Hulûsi Efendi¸ Somuncu Baba’dan sonra Darende’ye¸ özellikle de Zaviye Mahallesi’ne büyük bir manevî değer katmıştır. Bir mutasavvıf şair olan Hulûsi Efendi¸ yazdığı tasavvufî şiirlerle adından sıkça söz ettirmiştir. Onun şu şiiri çerçevelenip asılacak kadar kıymetli ifadeler içermektedir:

 

“Âlemi sen kendinin kölesi kulu sanma/Sen Hak için âlemin kölesi ol kulu ol//Nefsin hevâsı için mağrur olup aldanma/Yüzüne bassın kadem her ayağın yolu ol//Garazsız hem ivazsız hizmet et her canlıya/Kimsesizin düşkünün ayağı ol eli ol//Allah için herkese hürmet et de sev sevil/Her göze diken olma sümbülü ol gülü ol//İncitme sen kimseyi kimseye incinme hem/Güler yüzlü tatlı dil her ağızın balı ol//Nefsine yan çıkıp da Kâbe’yi yıksan dahi/İncitme gönül yıkma ger uslu ger deli ol//Güneş gibi şefkatli yer gibi tevazulu/Su gibi sehâvetli merhametle dolu ol//Gökçek gerek dervişin sanı yoksula baya/Suçluların suçundan geçip hoş görülü ol//Varlığından boşal kim yokluğa erişesin/Sözünü gerçek söyle Hulûsi’nin dili ol”

 

Darende’de İlim ve İrfan Medeniyeti

 

Dağların ortasında korunaklı bir kale gibi duran¸ Darende ilim ve irfan medeniyetimizin bugün de en canlı örneklerinden biridir. Orada betonun soğuk yüzünü göremezsiniz. Burada sadece insanlar değil¸ binalar da sanki şahs-ı manevisiyle tebessüm eyler size. Halvetiye Tarikatı’nın Ahmediye şubesinin Sinaniye kolu kurucusu Ümmî Sinan’ın şu şiirini çok severim: “Seyrimde bir şehre vardım/Gördüm sarayı güldür gül/Sultanının tâcı tahtı/Bağı duvarı güldür gül//Gül alırlar gül satarlar/Gülden terazi tutarlar/Gülü gül ile tartarlar/Çarşı pazar güldür gül//Toprağı güldür¸ taşı gül/Kurusu güldür¸ yaşı gül/Has bahçenin içinde/Servi çınarı güldür gül//Gülden değirmeni döner/Onun ile gül öğünür/Akar suyu döner çarkı/Bendi pınarı güldür gül//Al gül ile kırmızı gül/Çift yetişmiş bin bahçede/Bakışırlar hâre karşı/Hârı ezharı güldür gül//Ümmî Sinan gel vasfeyle/Gül ile bülbül derdini/Yine bu garip bülbülün/Âh u figanı güldür gül” Ümmî Sinan bu dörtlüklerini sanki Darende için söylemiştir.

Bilindiği gibi yedi bin senelik kadim bir tarihe sahip olan Darende’nin kapıları Hz. Ömer’le İslâm’a açılmıştır. Somuncu Baba¸ hac farizasını yerine getirdikten sonra Tohma Çayı’nın kenarındaki Darende’ye¸ Zaviye’ye kurar dergâhını. Burada kabul eder akın akın gelen talebelerini. Tohma Çayı’nın ruhlara inşirah neşvesi katan su sesleriyle zikir ve Kur’an sesleri birbirine karışarak bambaşka bir ahenk oluşturur. Bu ilâhî armoni ruhlardaki kiri ve pası silip temizler. 1412 yılına kadar manevî hizmetlerine aralıksız devam eden Somuncu Baba burada son nefesini verir. Ömrünün en bereketli yıllarını geçirdiği Tohma Çayı’nın kenarına defnedilir. Cenazesini Ankara’nın manevî dinamiklerinin başında gelen talebesi Hacı Bayram-ı Velî kıldırır. Oğlu Halil Taybî de ölünce babasının yanına defnedilir. Sağlığında yüzlerce âlim yetiştiren Somuncu Baba’nın manevî tesiri asırlar boyunca¸ bugüne dek¸ devam eder. Onun manevî soyunu devam ettirenler¸ hizmet yarışını büyük bir aşkla sürdürmektedir.

 

Manevî Bir Cazibe Merkezi

 

Kayısı diyarı Malatya’nın giriş kapısı olan Darende’yi manevî bir cazibe merkezi hâline getiren Somuncu Baba lâkabıyla bilinen Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri’dir. Darende demek Somuncu Baba/Şeyh Hamid-i Veli demektir. Onun ardından¸ son yüzyılda burada manevî hizmetleri yürütenleri de unutmamak lâzımdır. Zira hizmet halkası devam ediyor.

Külliye¸ Darende’nin başında som altından bir taç gibidir. Külliye¸ Darende’ye vurulan manevî bir mühürdür. Somuncu Baba Türbesi’nin bulunduğu 600 yıllık camii 14. yüzyıl tarihî eserlerindendir. 1596 yılında onarılmıştır. Minaresi¸ Şeyh Hamid-i Veli neslinden Abidin Paşa tarafından 1685 yılında yaptırılmıştır. Külliye¸ 1990-2000 yılları arasında Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün izni ile Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Vakfı tarafından restore edilmiştir. Külliyenin içerisinde bulunan balık kuyuları ve daha sonra yapılan havuzdaki balıkların Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri’nin zamanından kaldığına inanılmaktadır. Titizlikle korunmakta olan balıklar¸ Somuncu Baba’nın hatırası olarak özenle yaşatılmaktadır.

Zaviye Mahallesi’ni farklı ve özel kılan Somuncu Baba Külliyesi içerisinde inşa edilen Yeni Cami¸ göze ve gönle hitap eden görüntüsüyle mü’minleri kendisine çekmektedir. Kesme taştan yapılan bu yeni cami¸ kadim ve özgün mimarisiyle¸ geçmişe nazire yapılmış gibi dik¸ diri ve iri durmaktadır. Caminin insan ruhunu rahatlatan bambaşka bir yapısı ve havası vardır. Bu yeni mabedin şahsına münhasır durumu onu diğer ibadet mekânlarından ayırmaktadır. Pencerelerinin özgün mimarisi ve sayıca çokluğu camiyi benzerlerine nazaran çok daha aydınlık kılmaktadır. Caminin tavanına baktığımızda sıra dışı bir mimarî yine bizi kendine çekmektedir. Tavandaki bu farklı geometrik şekiller insana sonsuzluk hissi vermektedir.

Zaviye’ye¸ Somuncu Baba Külliyesi’ne gidip de Somuncu Baba Tanıtım Merkezi Müzesi’ni gezip görmeden olmaz. Buradaki kadim objeler ziyaretçilerine sanki zamanda uhrevî bir yolculuk yaptırmaktadır. Söz konusu eşyalar bizi farklı dünyalara götürmektedir.

 

Dünden Bugüne¸ Bugünden Yarına

 

Somuncu Baba Külliyesi’nin duvar taşlarıyla birebir uyumlu olan avludaki şık mermerler mekâna çok farklı bir güzellik ve masumiyet katmaktadır. Bu mermerler Tohma Çayı etrafındaki tabiî kayalarla da bütünlük ve uyum arz etmektedir. Bunlar hep ince hesaplarla yapılmış mimarî ayrıntılardır. Yeni inşa edilen Taç Kapısı sanki ecdadın heybetini ve haşmetini bugünkü nesillere hatırlatmak için yapılmıştır. Dünden bugüne¸ bugünden yarına bir köprü vazifesi gören Selçuklu ve Osmanlı karışımı bu klasik mimarî¸ gözü ve gönlü okşamaktadır. Aynı güzellikler külliyedeki ek cami bölümünde de bizi karşılamaktadır.

Somuncu Baba Külliyesi’nin türbe bölümünde ziyaretçileri duygulandıran pek çok şey mevcuttur. Bunların başında Somuncu Baba Hazretleri/Şeyh Hamid-i Veli’nin mübarek kabri (sandukası) gelmektedir. Mütevazı bir hayat yaşayan¸ ömrünü İslâm’a ve ihsana vakfeden bu Allah dostu¸ bu mekânda dirileceği vakti¸ kıyamet gününü büyük bir sükûnetle bekler gibidir. Bu uhrevî havada kılınan namazların bambaşka bir manevî lezzeti hâsıl olmaktadır. Külliyenin hazire bölümüne girdiğinizde sanki sırlanmış bir âleme girdiğinizi hissedersiniz. Buranın küçük kareciklerden oluşan ahşap tavanı görülmeye değer bir detaydır.

Balıklı Kuyular ve Kudret Havuzu¸ Hasbahçe’si¸ Hamidiye Çarşısı¸ Tohma Çayı ve heybetli kanyonlarıyla Darende’ye¸ Zaviye’deki Somuncu Baba Külliyesi’ne mutlaka uğramalısınız.

 

Sayfayı Paylaş