GERÇEK HUZURUN KAYNAĞI "ZİKİR"

Somuncu Baba

"Bedenle zikir Allah'ın bizlere vermiş olduğu ağız¸ göz¸ kulak¸ el ve ayak gibi bütün organlarımızı Allah'ın rızası dâhilinde kullanmakla¸ ibadetleri yapmak ve yasaklardan da sakınmakla olur."


nsan hayatı bir su misali akıp gidiyor. Saatlerin¸ günlerin¸ haftaların¸ ayların¸ yılların nasıl geçtiğini fark edemiyoruz adeta. Bu¸ ahir zaman alametlerinden olsa gerektir.


Mademki bu dünya fani¸ dünyada bulunan her şey fanidir; o hâlde bizler ebedî hayat olan ahirete yüzümüzü çevirmeliyiz. Ahiret hayatımız için hazırlık yapmalıyız.


Hayatımızı zikir¸ dua ve ibadetle geçirip bol bol salih amel yapmalıyız ki ahirette ebedi saadete nail olabilelim.


Zira Yüce Allah; “Ey iman edenler! Allah'ı çokça zikredin!”1 buyurarak daima Allah'ı zikredip her an O'nunla beraber olmamızı istemektedir.


Cenab-ı Allah Şuara Suresi 88-89. ayetlerde; “O gün¸ ne mal fayda verir ne de evlât. Ancak Allah'a kalb-i selîm (temiz bir kalp¸ iman dolu bir kalp) ile gelenler (o günde fayda bulurlar).” buyuruyor.


Bağdatlı Şair Ruhî de bu ayetlerdeki hakikati şu mısralarıyla dile getirmiştir:


Sanma ey hâce kim senden zer ü sîm isterler.


“Yevme la yenfeu” da kalb-i selîm isterler.


(Ey kişi¸ mal ve evladın bile fayda vermeyeceği hesap gününde¸ sanma ki senden altın ve gümüş isterler. Senden o gün ancak kalb-i selim isterler.)


Kalb-i selim¸ şüphelerden¸ şirkten temizlenmiş¸ ihlasla iman etmiş kalp demektir. Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde;


“Dikkat edin¸ cesette bir et parçası vardır ki o¸ salih (kötülüklerden arınmış) olursa bütün ceset salih olur; o bozuk olursa bütün ceset bozulur. İşte o et parçası kalptir.”2 buyurmuştur. Başka bir hadislerinde ise; “Allahu Teâlâ sizin görünüşlerinize ve mallarınıza değil¸ kalp ve amellerinize¸ yaptığınız ihlâslı ibadetlerinize bakar.”3 buyurmuştur.


Zikirle Kalplerimizi Cilalandırmalıyız


Kalp Allah'ın nazargâhıdır. Kalp¸ hata ve günahlar işlendikçe katılaşır ve hastalanır. Sonunda da Allah tarafından mühürlenir. Nitekim Sevgili Peygamberimiz bu hakikati bir hadislerinde şöyle dile getirmiştir: “Kul¸ bir günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta meydana gelir. Eğer o günahı hemen terk edip tevbe ve istiğfâr ederse kalbi cilâlanır¸ eski parlaklığına kavuşur. Böyle yapmaz da günah işlemeye devam ederse¸ siyah noktalar gittikçe çoğalır ve neticede kalbini büsbütün kaplar. İşte Allahu Teâlâ'nın: ‘Hayır¸ doğrusu onların işleyip kazandıkları (kötü) şeyler sebebiyle¸ kalplerinin üzeri pas tutmuştur.'4 diye beyan ettiği hâl budur.”5


O hâlde zikirle kalplerimizi cilalandırmalıyız. Zikir¸ “Allah'ı anlam¸ hatırlamak” anlamına gelmektedir. Zikir üç türlü yapılabilir: Kalp ile dil ile bedenle.


Kalp ile zikir; daima Allah'ın huzurunda olduğumuzu hatırlamakla¸ ihsan şuurunda yaşamakla olur. Nitekim Peygamber Efendimiz¸ “Cibril Hadisi” diye bilinen hadislerinde “İhsan¸ Allah'ı görüyormuş gibi ibadet etmendir. Her ne kadar sen O'nu görmüyorsan da şüphesiz O seni görmektedir.”6 şeklinde tarif etmektedir.


“Onların Gönülleri Allah'ın Zikriyle Sükûnete Erer.”


Dil ile zikir¸ Yüce Allah'ı güzel isimleri ile anmak¸ ona hamdetmek ve tesbih etmek şeklinde yapılabilir. Mesela¸ “Sübhânallâhi ve bihamdihî sübhânallâhil azîm. Lâ havle velâguvvete illâ billâh¸ lâ ilâhe illallâh…” gibi sözlerle daima Allah'ı zikretmeliyiz.


Çünkü Yüce Allah; “İnananlar¸ öyle insanlardır ki¸ onların gönülleri Allah'ın zikriyle sükûnete erer. Bilesiniz ki¸ kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur.”7 buyurmaktadır.


Bedenle zikir de Allah'ın bizlere vermiş olduğu ağız¸ göz¸ kulak¸ el ve ayak gibi bütün organlarımızı Allah'ın rızası dâhilinde kullanmakla¸ ibadetleri yapmak ve yasaklardan da sakınmakla olur.


Yüce Allah¸ “Siz beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin; sakın bana nankörlük etmeyin!”8 buyurmuştur.


Büyük müfessir Fahruddin Razî bu ayeti şöyle tefsir etmiştir: “Siz beni ibadet ve itaatle zikredin ki¸ ben de sizi rahmetimle zikredeyim. Beni dua ederek zikredin¸ ben de sizin dualarınızı kabul edeyim. Benim verdiğim nimetleri hamd ve senâ ile zikredin¸ ben de size nimetlerimi artırayım. Siz beni dünyada zikredin¸ ben de sizi ahirette zikredeyim…”9


Allah'ı çok zikretmek¸ insanın günahlarının affedilmesine ve Allah'a yaklaşmasına vesile olur. Allah'a yaklaşan insanda daima huzur içerisinde bulunur¸ dünya ve ahiret saadetine nail olur.


 


Dipnot


1. 33/Ahzab¸ 41.


2. Buhari¸ İman¸ 39.


3. Müslim¸ Birr¸ 34.


4. 83/Mutaffifîn¸ 14.


5. Tirmizî¸ Tefsîr¸ 83; İbnMâce¸ Zühd¸ 29; Ahmed b. Hanbel¸ el-Müsned¸ II¸ 297.


6. Buhari¸ İman¸ 37; Müslim¸ İman¸ 1.


7. 13/Rad¸ 28.


8. 2/Bakara¸ 152.


9. Er-Râzî¸ Mefâtihu'l-Gayb¸ IV¸143 vd

Sayfayı Paylaş