TASAVVUFÎ AHLÂKIN UMDELERİ

Somuncu Baba

"Sûfî şahsiyet hesabî değil hasbî yaşayan insandır. Başkalarının onayına değil¸ Hakk'ın rızâsına muhtaç bir isimdir. Çünkü tasavvuf iddiâ makamı değildir. Tasavvuf¸ mensuplarını kalıbının adamı olmaya davet eder."


Tasavvufî ahlâk¸ İslâm ahlâkının süzülmüş ve içselleştirilmiş biçiminin adıdır.


Tasavvufî ahlâk¸ İslâm'ın ahlâkî ilkelerini candan ve samimiyetle benimsemenin göstergesidir.


Tasavvufî ahlâk¸ Kur'ân ve sünnetin hayat kılavuzu hâline dönüştürülmesi¸ İslâm'ın hayat kılavuzu hâline dönüştürülmesi¸ İslâm'ın ahlâkî hedeflerinin sözde bırakılmayıp teoriden pratiğe dönüştürülmesidir.


Sûfîlerin ahlâkî donanımlarını diğer Müslüman kitlelerinin ahlâkî dokularından farklı kılan ana hususiyet¸ ahlâkî hassasiyetlerindeki derinliktir. Biz bu makalemizde sûfî ahlâkın ana çizgilerini şu beş ana başlık altında ortaya koymak istiyoruz:



1. Tasavvufî Ahlâkın İslâmîliği Meselesi


Tasavvufî ahlâk kendi meşrûiyetini Kur'ân ve sünnetten almaktadır. Sûfî şahsiyet¸ ilâhî emirlerin mücessem şekle büründüğü dinamik bir şahsiyettir. Sûfînin sözleri¸ davranışları¸ programları¸ çizgileri ve hedefleri Kur'ân adamına yakışır söz¸ eylem ve programlardır. Dinî buyrukları merâsime indirgememek¸ dinî ibadet ve muâmelelerin şeklî dokusuna riâyetin yanında ibadet ruhunu bireyde ahlâkî ilkelerle görünür kılmaya çalışmaktır. Tasavvuf ahlâkının meseleleri ve temel esasları ilâhî buyruklarla ortaya konan husûsiyetlerdir. Kur'ân'ın öngördüğü sâlih amel¸ güzel haslet¸ ünsiyet eden ve ünsiyet edilen kimlik¸ Allah'ın hoşnutluğunu kazandıracak hareketler¸ birr ve takv⸠imanî meziyetler¸ fıtrata yolculuk¸ ruh asâletine sahip çıkmak sûfî şahsiyetin doğal kimlik dokusudur.


O sebeple tasavvufî ahlâkın adresini dışarlarda aramak¸ tasavvufî ahlâkı diğer mistik akımların çizgileriyle örtüştürmek¸ tasavvufî ahlâkı birtakım felsefi argümanlarla eş değer görmeye çalışmak¸ tasavvufu anlamamak¸ tasavvufa alan dışı kalmak demektir.



2. Tasavvufî Ahlâkın Yaşanan ve Tecrübe Edilen Ahlâk Olması


Sûfî şahsiyet hesabî değil hasbî yaşayan insandır. Başkalarının onayına değil¸ Hakk'ın rızâsına muhtaç bir isimdir. Çünkü tasavvuf iddiâ makamı değildir. Tasavvuf¸ mensuplarını kalıbının adamı olmaya davet eder. Tasavvufî gelenekte etiketlerin¸ isimlerin ve şöhretin arkasına saklanmak değil¸ esmânın ötesinde müsemmâya ermek esastır. Tasavvufta öğrenmek kadar uygulamak da esastır. Bilgiden eyleme¸ düşünceden projeye¸ inançtan amele doğru bir seyir vardır. Tasavvuf uygulamaya dayalı bir eğitimdir. Yaşayarak öğrenilen¸ tatbîk edilerek sonuç alınan bir ilimdir. Tasavvufta malumat yığını bir bilgi birikimine değil¸ değiştiren¸ dönüştüren ve şekillendiren bir bilgi birikimine ermek esastır. Bildiklerini uygulamaya sokarken dervişin bir bilenle yol alması¸ bir bilene eşlik etmesi¸ görerek öğrenmesi gerekmektedir. Satırlar arasındaki anlamları ortaya çıkarmak kadar sadırlar arasındaki anlam derinliklerini görmek esastır. Tasavvufta olmadan oldurulmuyor¸ yanmadan yakılmıyor¸ pişmeden kimse kemâle erdirilmiyor. Tasavvufta benimsenen ilkeler¸ yolun esasları¸ yolun erkânı ve yolun âdâbı bir bir yerine getirilir. İbadetlerin tadına ibadet yoğunluklu hayat yaşanarak erilir. Ahlâkî güzelliklere ahlâk öncüsü olunarak erişilir. Allah'ın rızâsına ilâhî güzellikler temâşâ edilerek erişilir. Merdivenin zirvesine basamaklar bir bir kat edilerek ulaşılır. Çünkü tatmayan bilmez.



3. Tasavvufî Ahlâkın Adanmışlık Ruhu Oluşu


Tasavvufî hakîkatler yaşanarak elde edilirken¸ yaşanan özgece hayatta samimiyet esastır. Ortaya konan güzel ameller¸ sergilenen iyi ahlâklar aslâ ileri maksatlardan ârî ve ilâhî güzelliklerden yoksun olamaz. Sûfî toprak gibidir. Toprağa her şey atılır¸ ama toprak¸ üzerine atılan her şeyi absorbe eder¸ damıtır¸ arıtır¸ çözümler¸ kendi mineralleri ile gübreye dönüştürür ve onda temiz kokulu¸ güzel görünümlü ve nezih tatlı gıdalar husûle getirir. Derviş de taşlansa da¸ kınansa da¸ kovulsa da dövülse de o hep kendisine yakışanı yerine getirir. Kötülüğe kötülükle değil¸ iyiliğe de kötülüğe de iyilik ile karşılık verir. Adaletten ayrılmak¸ fedakârlıktan uzak durmak¸ incinmek ve incitmekten hoşlanmaz. Tasavvufî ahlâk muhâtabını bütün olumsuzluklara rağmen olumlu kılmaya çalışır. Sûfînin tek hedefi rızâ-yı Bârî'dir. Kızıl-elması nefs-i mardıyye mertebesine ermektir. Allah'ın sevgisine nâil olmak için kendini Hak dâvânın Kıtmîr'i görür. Hak bildiği yoldan aslâ dönmek nedir¸ bilmez. Gerçeği uğruna adanmış bir ömür sürer. Kısırdöngü tartışmalar¸ basit beklentiler¸ çıkar ilişkileri¸ menfaat kavgaları¸ başkasının sırtından geçinme kolaycılığı¸ başkasını karalama handikapı¸ kendisini pazarlama dürtüsü¸ maskeli dolaşma karaktersizliği kendine pâye biçme çabası tasavvufî ahlâkta aslâ yer edinemez. Sûfî iyilikte bulunmakla görevlidir. Başkasının bilip bilmemesi¸ görüp görmemesi¸ takdîr edip etmemesi umurunda değildir. Onun için¸ Allah bilsin yeter der.



4. Tasavvufî Ahlâkın Arınma ve Donanma Çabası Olması


Tasavvuf ilmi¸ bir tür tasfiye ilmidir. Gönülden her türlü fâsid duyguları çekip çıkarmaktır. Kalbde Hak'tan gayri ne varsa bütün mâsivâyı söküp çıkarmaktır. Çünkü gönül¸ saçma duyguların çöplüğü olamaz. Gönül¸ kötü duyguların meskeni hâline gelemez. Sâfî kılınmayan¸ ilâhî nurlarla aydınlanmayan ve günah atıklarından arındırılmayan gönül¸ gülistana dönüştürülemez.


Cehâlet¸ atâlet¸ rezâlet¸ sefâhat¸ kibir¸ gurur¸ kin¸ garaz¸ öfke¸ cimrilik¸ savurganlık¸ gıybet¸ iftir⸠hırsızlık¸ içki¸ kumar¸ zin⸠fuhuş¸ yalancılık¸ yalancı şahitlik¸ haset ve öfke gibi her türlü zulmânî perdelerden sıyrılmak esastır. Günah bataklıklarını Hakikat Güneşi'nin mâneviyat ışınları ile mutlaka kurutmak gerekmektedir. Müslümanın kalbi günahla kararmış¸ kötülükle deforme olmuş¸ kötülükle aslından kopmuş hâle gelemez. Günah çukuruna batmış insandan zaten hayır beklenemez. O sebeple tasavvuf bir tahallî sistemidir. Kelime-i tevhîd okunurken önce nefyederiz. “La ilâhe” derken¸ önce ilah adına uydurulmuş bütün sahte putlara¸ bütün saçma otoritelere¸ bütün ilahlık taslayan sahte tanrılara¸ her türlü tâğûta reddiyede bulunuruz. “İllallah” ibaresiyle otoriteyi Allah'a¸ kulluğu Yaratan'ımıza¸ bütün üstünlükleri Rabb'imize ait görürüz. Kötülüklere karşı mesâfeli duruş sergilenirken¸ iyiliklere bürünmeye çalışırız. Günah paslarını tevbe ile dezenfekte eder¸ sâlih amel ve güzel ahlâkla gönlü cilalandırır¸ paklarız. İşte tasavvuf ahlâkı cehâleti ilimle¸ atâleti gayret ve çabayla¸ sefâhati asâletle¸ kibir ve gurûru tevazuuyla¸ öfkeyi hilmle¸ cimriliği cömertlikle giderme ve insanı yeniden diriltme¸ insanı koruma ve insanlığı yeniden inşâ etme sanatıdır.



5. Tasavvufî Ahlâk Bir Tahkik Ameliyesidir


Takvâ ile süslenen¸ sâlih amelle yoğurulan¸ güzel ahlâkla bezenen sûfîde zamanla hikmetler saçılmaya¸ bilgi kaynakları depreşmeye başlar. Tasavvufî ahlâkın hedefi bilen¸ hisseden¸ düşünen¸ idrâk eden ve akleden bireyler yetiştirmektir. Çünkü sûfînın bön¸ kaba¸ yoz¸ hırçın¸ câhil ve donuk olması düşünülemez. Tasavvufî ahlâk kişinin muhakkik olmasını hedefler. Taklitten tahkike¸ görünenden görünmeyene¸ ilimden irfana¸ bireysel kimlikten evrensel benliğe¸ bedenden rûha¸ maddeden mânâya¸ dünyadan ukbâya doğru yol almayı¸ kalite konumuna gelmeyi hedefler. Tasavvufî ahlâkta yatay düzeyde gelişen kimlikten ziyâde¸ dikey düzeyde derinlik kazanan kimlik inşâsı hedeflenir. Gündelik hayatın seyrine kaptırılan bir ömürden ziyâde¸ sonsuzluk kervanına katılan bir gönül imarına koyulur. Böylesi bir derinlik kişide keşf¸ ilham¸ müşâhede¸ mükâşefe¸ muhâdara ve muhâsebe duygularının işlevsel hale gelmesini sağlar.


Özetle tasavvufî ahlâk bir süreçtir. Bidâyetten nihâyete kemâl yolculuğudur. Hakîkate erme çabası¸ irfân medeniyetine kavuşma ameliyesi¸ hikmet salkımlarını derme çabasıdır. Yaşanarak idrâk edilen bir bilenin elinden aklına teslimiyet ve adanmışlık rûhu ile kat edilen bir yolculuktur. Dervişlik taç ve hırkadan ibaret olmayan¸ merâsimin ötesinde bir cevher ve özdür.


 


Dipnot



1. Abdullah Kahraman¸ Gönül İlim ve İrfan Ehli Darendeli Hacı Hasan Akyol Efendi¸ Nasihat Yayınları¸ Malatya 2015¸ s. 55-126.


2. Kahraman¸ Hacı Hasan Akyol Efendi¸ s. 126-128.


3. Kahraman¸ Hacı Hasan Akyol Efendi¸ s. 174-188.


4. Kahraman¸ Hacı Hasan Akyol Efendi¸ s. 171-174.


5. Kahraman¸ Hacı Hasan Akyol Efendi¸ s. 144.


6. Kahraman¸ Hacı Hasan Akyol Efendi¸ s. 152.


7. Kahraman¸ Hacı Hasan Akyol Efendi¸ s. 149.


8. Kahraman¸ Hacı Hasan Akyol Efendi¸ s. 188-209.

Sayfayı Paylaş