KUR'AN'IN VE PEYGAMBERİMİZ'İN DİLİNDEN MİSKİNLER

Somuncu Baba

“Miskinler¸ güzel ahlâk sahibi olmaları hasebiyle yoksullara örnek olabilecek şahsiyetlerdir.”


Günlük yaşamda miskinliğin ve yoksulluğun anlamlarının tam olarak bilin(e)memesine bağlı olarak zaman zaman bu iki ifadenin sanki birbirinin zıttı ve(ya) birbirlerinden çok farklı durumları açıklamak için kullanıldığı görülmektedir. Ancak bu yaygın anlayışın aksine her iki durum¸ ne birbirine tamamen zıt¸ ne de tamamen aynı durumlardır. Ancak¸ özetle şunu açıkça ifade edebiliriz. Yoksulların içinde kendilerini gizleyen bir grup vardır ki¸ İslâm bunları miskinler olarak tanımlamaktadır. Miskinlerin yoksulluğun görünmeyen yüzü olduğu ve gizli yoksullar olarak ifade edilen bu kesimin sosyal koruma kapsamına nasıl alınacağı konusu çoğu zaman unutulmuştur. Bu durum¸ özel bir sosyal grup olan miskinlerin toplum tarafından tam anlamı ile bilin(e)memesinden kaynaklanmaktadır. Bu bağlamda¸ miskinlere yönelik sosyal koruma sağlamak için öncelikle onların gerçek manada kim olduğunu bilmek ve yoksul ile miskin arasında ne gibi farklar olduğunu ortaya koyabilmek önem taşımaktadır. Yoksullar gibi miskinlerin de sosyal koruma kapsamına alınması gerektiği Kur'an-ı Kerim'de açıkça belirtilmiştir.1Miskinlerin¸ tıpkı yoksullar gibi¸ ihtiyaç sahibi oldukları ve ihtiyaçlarının giderilmesi gerektiği şu âyette açıkça belirtilmektedir:


“Yakınına¸ miskine ve yoldaalise kalmış yolcuya haklarını ver¸ fakat saçıp savurma.”2


Buna göre desteğe muhtaç insanlar olduğu anlaşılan miskinlerin gerçek konumlarını ve şahsî özelliklerini değişik psiko-sosyal boyutlarıyla ortaya koymak kamusal sosyal yardım politikaları açısından da önem arz etmektedir. Dolayısıyla bu yazımızda gerek geleneksel¸ gerekse modern döneme ait bakış açılarından miskinliğin ne olduğu¸ hangi yönleri ile yoksulluktan ayrıldığı ve iki sosyal olgunun çözüm yaklaşımları açısından nasıl ele alınabileceği konusu işlenmektedir.


Miskinlerin Yoksullardan Farkı Nedir?


Arapçada sükûnet kökünden türeyen miskin¸ Kur'an-ı Kerim'de tekil olarak 11¸ çoğul olarak (mesâkîn) 12 yerde geçmektedir.3 Klâsik kaynaklarda miskinler kimi zaman sağlıklı da olmakla beraber¸ işsiz güçsüz olmaları sebebi ile hiçbir geliri olmayan¸ günlük yiyecek-içeceklerini bulmakta dahi zorlanan¸ ancak bu durumlarını gizleyen¸ utandıkları için çevrelerinden yardım talebinde bulunamayan muhtaç durumda olan kişiler olarak tanımlanmaktadır.4 Yoksullar belirli bir şeye sahip olup zekât nisabı derecesinde mala bile malik olamayan insanlar iken miskinler hiçbir şeye sahip olmayan ve yaşamlarını sürdürmekte zorlanan insanlar olarak açıklanmaktadır.5


İslâmî kaynaklarda yoksullar ve miskinler hakkında verilen klâsik bilgilerin çoğu¸ her iki kesimin içinde bulunduğu maddî yetersizliklerin boyutuna yöneliktir. Mezhepler de¸ özellikle miskinler mi daha fakir yoksa yoksullar mı daha fakir konusuna yoğunlaşarak¸ farklı sonuçlara varmışlardır. Mesela¸ Hanefîlere göre miskinler¸ yoksullardan daha fakir ve daha kötü durumdadır. Şafiîlere göre ise tam tersine¸ yoksullar miskinlerden daha fakir ve daha kötü durumdadır.6


Bunun yanında mesela İbnu'l-Kasım ve Ashab-ı Mâlik¸ “Fakir ve miskinin aralarında bir fark yoktur¸ ikisi de birbirlerine eşittir.” demişlerdir.7 Netice itibariyle her iki grubu maddî boyutuyla derinlemesine kıyaslamak¸ ihtilaflı bir meseledir. Ancak kim daha fakir olursa olsun¸ asıl üzerinde durulması gereken mesele her iki kesimin de maddî yönden yetersiz olduğu gerçeğidir. Dolayısıyla yoksul veya miskin ayrımı yapmaksızın her iki kesime ihtiyaçları nispetinde sosyal yardımın yapılması İslâmî sosyal politikalar açısından zaruridir. Her iki kesimi sosyal koruma (zekât) kapsamına alma gereğini tespit etmekle birlikte miskinleri yoksullardan ayıran spesifik özelliklerini de belirlememiz gerekmektedir. Kur'an-ı Kerim¸ yüzsuyu dökerek halktan bir şey istemeyen onurlu fakirleri şu şekilde övmektedir:


“(Sadakalar) kendilerini Allah yoluna adayan¸ yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen fakirler içindir. İffetlerinden dolayı (dilenmedikleri için)¸ bilmeyen onları zengin sanır. Sen onları yüzlerinden tanırsın. Çünkü onlar yüzsüzlük ederek istemezler. Siz hayır olarak ne verirseniz¸ şüphesiz Allah onu bilir.”8


Kur'an-ı Kerim terminolojisinde miskinler¸ kendini Allah yoluna adama¸ şeref¸ dilenmeme¸ özveri¸ durumunu başkalarına bildirmekten utanma gibi ahlâkî erdemler ve sosyo-kültürel özellikler taşıyan şahsiyetli insanlardır. Miskinlerin¸ yoksullardan farklı olarak¸ en büyük özelliği¸ maddî yetersizliklerini ortaya koyup herhangi bir merciden yardım talep etmemeleridir. Diğer bir ifadeyle karakterleri ve mizaçları gereği miskinler¸ yoksulluklarını kimseye yük olmak istemedikleri için gizlemektedirler. Bu yönüyle miskinler¸ bugünün yoksulluk araştırmalarında genelde gizli veya sessiz yoksullar olarak bilinen fakirler kapsamına girmektedir.


Tasavvufta da fakirler¸ Allah'tan başka hiçbir şeye muhtaç olmayan¸ yoksul oldukları hâlde kendi hâlleriyle memnun olan züht ve takva içinde yaşayan kanaat sahibi insanlar olarak tanımlanmaktadır. Tasavvufta fakr¸ “farzları yerine getirmekten aciz kalma korkusu olmadıkça rızık isteğinde bulunmamak”¸ her şeyi Allah'a irca etmek¸ her şeyin gerçek sahibinin Allah olduğunu idrak etmektir.9


Sûfîler¸ Allah'tan fazlını ve ihsanını talep ettikleri için¸ ya dünyalık adına hiçbir şeye sahip değildir ya da dünyalık adına herhangi bir şey arzu etmemektedir. Sûfîlerin mal sahibi olmak istememelerinin ve mala düşkün olmamalarının iki önemli sebebi vardır. Birincisi¸ mal helal de olsa bunun hesabının zor verileceği endişesi¸ diğeri de dünya malının ibadetleri gölgeleyebileceği ve ihlâsa zarar verebileceği korkusudur.


Hz. Peygamber (s.a.v.) de bu doğrultuda miskinlerin haddizatında güzel ahlâk sahibi fakirler olduklarını şu hadis-i şeriflerinde beyan etmiştir:


Miskin¸ kendini bir-iki hurmanın¸ bir-iki lokmanın geri çevirdiği (kapı kapı dolaşarak) dilenen bir insan değildir. Miskin¸ ihtiyaç içerisinde bulunduğu hâlde istemeyen¸ durumu halk tarafından bilinmediği için yardım edilmeyen¸ iffet ve nezâfet (temizlik) sahibi mü'külmindir.”10


Demek ki bir miskin¸ ihtiyacını giderecek bir şey bulamayan ve gerçek durumunu anlayıp kendisine tasaddukta bulunacak biri çıkmayan¸ buna rağmen kalkıp halktan bir şey istemeyen vakarlı bir kimsedir.11


Miskinler¸ yardıma muhtaçlığın dışında ayrı ve kendilerine has güzel vasıflar taşıyan nev'i şahsına münhasır fakirlerdir. Miskinler¸ güzel ahlâk sahibi olmaları hasebiyle yoksullara örnek olabilecek şahsiyetlerdir. Bu bağlamda her yoksulun miskin olduğu söylenemezken¸ her miskinin sadece maddî yetersizlikler boyutuyla yoksul olduğunu söylemek mümkündür. Miskinler¸ maddî yetersizlik durumlarını genellikle kendi içlerinde yaşayan kişiler olup¸ çekingen bir yapı sergilemektedirler. Miskinler¸ bu suskun duruluşları ile diğer insanlardan yardım talep etmedikleri gibi durumlarını birilerine anlatma çabası içerisinde de değillerdir. Bu durumda içlerine kapanık yapılarının getirdiği etki ile de çoğu kez başkaları tarafından anlaşılamamaktadırlar. Yoksullar ise mağduriyetlerini anlatmak için çaba gösterebilmektedir. Miskinlerin yardım talep etmekten kaçınmaları en önemli etken olarak görülürken¸ böyle bir durum aynı zamanda miskinlerin yardıma muhtaç olmadıklarını göstermemektedir. Bilakiş dikkat ve rikkatle yapılacak sosyal incelemeler¸ birçok miskinin belki de yoksullardan daha muhtaç olduğu gerçeğini ortaya koyabilecektir.


 


Dipnot


1. 9/Tevbe¸ 60.


2. 17/İsr⸠26.


3. Türkiye Diyanet Vakfı¸ 2005¸ s. 183.


4. Seyyar¸ Ali; Ahlak Terimleri (Ansiklopedik Sözlük)¸ İstanbul: Beta Yayınları¸ 2003¸ ss. 288-299.


5. Ağırman¸ Cemal; “Yoksullukla Mücadelede Ahlaki ve Dini Eylem Olarak İnfakın Rolü”¸ Ed. Ahmet Emre Bilgili¸ İbrahim Altan¸ Yoksulluk Sempozyumu¸ İstanbul: Deniz Feneri Yayınları¸ 2003¸ s. 331.


6. Taşçı¸ Faruk; Sosyal Politika Ahlâkı¸ Ankara: Nobel Yayıncılık¸ 2012¸ ss. 139-141.


7. Talu¸ Mehmet; Dinî Meselelerimiz¸ İstanbul: Fatih Kitabevi¸ C. I¸ 1994¸ ss. 279-281.


8. 2/ Bakara¸273.


9. Altıntaş¸ Hayrani; Tasavvuf Tarihi¸ Ankara: Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yayınları No: 190¸ 1991¸ s. 124.


10. İmam Nevevi; Riyazü's-Salihin¸ (Terc.: Mehmet Emre)¸ İstanbul: Bedir Yayınevi¸ C. I¸ 1974¸ s. 309.


11. Buhârî-Ebû Abdillâh Muhammed b. İsmâîl el-Buhârî¸ Sahîhu'l-Buhârî¸ Çağrı Yayınları¸ İstanbul; 1401/1981¸ Zekât¸ 53.

Sayfayı Paylaş