SOMUNCU BABA HAZRETLERİ'NİN NASİHATLERİ-6: İNSANLARIN ELİNDEKİLERDEN ÜMİTLERİNİ KESSİNLER

Somuncu Baba

“De ki:
Yarattığı şeylerin şerrinden¸
Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden¸
Düğümlere üfüren-kadınların şerrinden¸
Sabahın Rabb'ine sığınırım.”
(113/Felak¸ 1-4)


Mü'min¸ Sadece Allah'a Güvenip Sığınır


Kâinattaki tek güç ve hüküm sahibi¸ şüphesiz ki âlemlerin Rabb'i olan Yüce Allah'tır. Bu sebepledir ki mü'min¸ yaşadığı sürece sadece Allah'a güvenip sığınır¸ sadece O'na ibadet eder ve sadece O'ndan medet umar. Dünya hapishanesinde darlandığı zaman gönlünü Rabb'ine açar ve her türlü ihtiyacını¸ sıkıntısını kâinatın yegâne hâkimi olan Yüce Mevlâ'ya havale eder.


İslâm dini¸ kula kulluk eden sistemlerin hepsini tasfiye ederek insanların sadece Allah'a kulluk etmesini vaz eden bir dindir.


İslâmiyet'te mü'min¸ sadece Allah'ı dost ve vekil edinmekle mükelleftir. Dara düştüğü zaman sığınacağı tek liman¸ Yüce Allah'ın şefkati ve merhametidir. Bu sebepledir ki bu uçsuz bucaksız rahmet ummanında ne sihrin¸ ne büyünün ne de düğümlere üfüren kadınların hiçbir güçleri¸ etkileri ve tesirleri yoktur.


Gelip geçici olan şu fani dünyada bir Müslüman için en tehlikeli durum; hırsına yenilmek¸ tamahkârlık çukurunda boğulmak¸ çoklukla övünmek ve bedenî şehvetlerine mağlup olmaktır. Bu durumda olan insanlar parayı¸ malı ve mülkü bir imtihan vesilesi değil de iftihar abidesi olarak baş tacı yapmaktadır. Hayatı Yüce Rabb'imizin buyrukları doğrultusunda değil de dünya sevgisini gönüllerine nakşeden bir anlayışın esaretinde yorumlayan günümüz insanlığı¸ zaruri ihtiyaçlarından daha fazla servet talebinde bulunmakla kalmamış¸ bunun neticesinde dünyevî emellerine ulaşabilmek için başkalarına el açmaya da mahkûm olmuştur.


Modern çağın bu en büyük yangını ne yazık ki Müslümanları da hızla kuşatmış ve ateş çemberinin içine almıştır.


Bu yangın¸ sahip olmadığı şeyleri ele geçirmeye heveslenmekle başlayıp sahip olduğu şeyleri artırabilmek arzusuyla daha da alevlenen ve isteklerinden bazılarına kavuşabilmek için her işi mubah görmeye başlayan iflah olmaz bir ateş sarmalıdır. Bu şehvet bataklığı¸ biz insanları hak etmeden kazanmaya ve hatta bu gayeye ulaşmak için yalvarıp dilenmeye dahası da malın mülkün hizmetçisi ve kölesi hâline getirmeye ayarlanmıştır.


Şimdi İslâm'ın aydınlığında kendimize şu suali sormanın zamanıdır; “Dünyanın değeri ne kadardır ki bir Müslüman kendi şerefini onun rehini hâline getirsin ve aklıyla¸ gönlüyle dünyaya mahkûm olsun?”


Hasbüna'l-lahü veni'me'l-vekil


Bir Müslüman için her türlü yardımın kaynağı ve başvurulacak yegâne merci¸ Allahu Teâlâ'dır. Fatiha Suresi 4. ayet-i kerimede ifadesini bulan “Yalnızca sana ibadet eder ve yalnız senden yardım dileriz.” ilahî buyruğunun muhatabı olan Müslüman'ın Allahu Teâlâ'dan başkasından yardım dilemesi söz konusu dahi olamaz.


Âlemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz'in ve yaşadıkları asırlarda onun yolunun yılmaz savunucuları ve takipçileri olan gönül sultanlarımızın nasihatleri¸ Yüce Rabb'imizin bu temel prensibinin insanların yüreklerinde ve yaşadıkları toplumlarda yeşerip filizlenmesini temin etmek içindir.


Hz. Aişe Annemiz'den rivayet edilen bir hadis-i şerifte Sevgili Peygamberimiz'in; “Allah'ım! Temiz¸ hoş ve mübarek ismin hakkı için senden istiyorum.” diye dua buyurduğu rivayet edilmektedir.


Osmanlı'nın manevî mimarlarından birisi olan ve insanlığın kurtuluşuna dair nasihat parıltıları günümüze kadar ulaşan¸ göz ile gönül ışığının mükemmel yansımaları Anadolu'nun her köşesinde maneviyat iklimlerini demleyen Somuncu Baba Hazretleri'nin arkadaşlarına ve yolundan gidenlere tavsiyelerinden altıncısı olan “İnsanların elindekilerden ümitlerini kessinler.” nasihatini bu manada değerlendirmek lazımdır.


Şeyh Hamid-i Velî Hazretleri gibi gönül erleri asırlar boyunca Yüce Rabb'imizin emir buyurdukları ve Sevgili Peygamberimiz'in bizzat yaşayarak İslâm toplumlarına ve bütün insanlığa önder oldukları eşsiz ilahî buyrukların kültürümüz ve medeniyetimiz için vazgeçilmez temel taşlardan birisi olmaları için hizmette bulunmuşlardır.


Onların bu samimi gayretleri neticesinde bu eşsiz coğrafyada “Bize Allah (c.c) yeter¸ o ne güzel vekildir.” ilkesi yerleşip kökleşmiş ve Müslümanların gönül yangınlarına savrulma tehlikesi bertaraf edilmiştir.


Güvensizlik çölünün seraplarından Müslümanı güvenilir limanlara taşıyan bu yaklaşım¸ kör kuyular misali insanın gözünü ve gönlünü karartan bu dünyanın tehlikelerinden¸ ışığı çağları aşan bir mana erinin aydınlık dergâhına sığınmak ve nurun kaynağına doğru sabırla¸ sebatla¸ ümitle ve güvenle yol almaktan başka nedir ki?


Rasûlullah Efendimiz'in Az ve Öz Tavsiyesi


Sevgili Peygamberimiz'i nashabıyla birlikte olduğu bir vakittir. Peygamber Efendimiz¸ sahabilere¸ İslâm'ın temel prensipleri hakkında bilgiler vermekte ve onları eğitmektedir. Tam o esnada bir kişi yanlarına gelerek Efendimiz'e şöyle der: “Ya Rasûlallah! Bana öz ve kısa bir şekilde tavsiyede bulunun.”


Peygamber Efendimiz bu suale karşılık olarak o kişiye şöyle buyurur:


“Namaza kalktığın vakit dünyaya veda edecek birisi gibi namazını kıl. Yarın özür dilemek zorunda kalacağın bir söz söyleme ve halkın elindekilerden de kesinlikle ümidini kes.” 


Sevgili Peygamberimiz'in bu sözleri¸ namazı huşuyla kılmanın ve sözlerine azami surette dikkat etmenin yanında dünya hayatında karşılaştığı her türlü zorluk¸ rızk ve geçim dâhil her türlü sıkıntıda insanlardan medet ummayı terk ederek sadece Allah'a dayanıp güvenmeyi salık vermektedir. Bu hadis-i şeriften anlıyoruz ki “halkın elindekilerden ümit kesmek” insanları başkalarına el açacak bir kölelik zihniyetinden kurtarıp Yüce Allah'ın sonsuz rahmet ve mağfiret limanına kavuşturacak¸ imanî ve toplumsal anlamda kurtuluşa sevk edecek temel bir ölçüdür.


Mal¸ mülk ve lüks şehvetinin insanlığı inim inim inlettiği bir asırda bütün talepleri Yüce Rabb'imize çeviren bu yaklaşım¸ Sevgili Peygamberimiz'in yol göstericiliğinde gönül sultanlarımızın da yolundan gidenlerinin kalplerine nakış nakış işlediği bir hakikat olagelmiştir.


Her türlü hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine¸ yaratılmış bütün mahlûkatın rızkının Rabb'imizin elinde olduğuna iman eden bir Müslüman¸ gözünü ve gönlünü diğer insanların üzerinden çekecek ve bu sayede ruhumuzun kafeste olduğu dünya hapishanesinden hürriyetlerin diyarı olan Yüce Mevlâ'mızın huzuruna kanatlanacaktır. Nitekim Peygamber Efendimiz İbn Abbas'a yaptığı bir nasihatinde şöyle buyurur: 


“Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste. Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile. Şunu bil ki¸ bütün insanlar el birliğiyle sana bir fayda ve menfaat sağlamak isteseler¸ Allah'ın sana yazdığından fazla bir şey sağlayamazlar. Aynı şekilde bütün insanlar el birliğiyle sana bir zarar vermek isteseler¸ Allah'ın sana takdir ettiği zarardan fazlasını yapamazlar.” 


Mü'min¸ Allah'ın Yardımına Karşı Ümitvar Olmalıdır.


İnsan için şu fani hayatta dünyevî lezzetler olduğu gibi acılar ve sıkıntılar da vardır.


Bir yolcu olan insanoğlu¸ dünyalık seyahatlerinde olduğu gibi gönül yolculuğunda da inişlerle¸ çıkışlarla karşılaşabilir. Sağlıklı olduğu vakitler gibi hastalıklarla¸ gençlik enerjisiyle dolu olduğu günler gibi ihtiyarlığın çaresizlikleriyle de karşılaşabilir. Çok güçlü olduğu günler de yaşar¸ takatinin kesildiği anlara da şahit olabilir.


İnsan¸ iyi günlerinde dostluk gösterenlerin kötü günlerinde kendisini yapayalnız bıraktığına pek çok kereler şahitlik edenlerin yürek yakan anılarını dinleyerek büyür. Aynı şekilde zenginlik¸ para¸ makam ve mevki katlarında refah içinde yaşarken alabora olan nice hayatların hikâyeleri dolanır ahalinin arasında. Böyle durumlarda insan¸ kime el uzatsa geri çevrilir¸ kimden medet umsa suratına kapılar kapatılır.


Yalnızlığın¸ kimsesizliğin acısını tatmayan yoktur bu dünyada aslında.


İşte böyle anlarda karşılık beklemeyen bir dost sese ve bir şifalı nasihat nefesine ne kadar da ihtiyacımız olur.


Yüce dinimiz İslâm¸ karşılaştığı hiçbir durumda ye'se ve ümitsizliğe düşmesini istemez insanoğlunun. Zira mü'min¸ dünyevî hırslarına ve gelecek kaygılarına düşmeden Rabb'ine yönelmeyi ve sadece ondan yardım istemeyi bilen kişidir. Yine mü'min¸ insanlardan gelenin kendisine vereceği zillete karşılık Yüce Allah'tan gelenin kendisine kazandıracağı izzetin farkındadır. Ve samimi bir Müslüman bilir ve inanır ki Allah¸ kendisine daha güzelini¸ daha hayırlısını hem dünyada hem de ahirette verecektir.


Arkadaşlarının ve yolundan gidenlerin göklerin rahmet ırmaklarından istifade ederek kendilerini bereketli gül bahçelerine çevirmeleri için onları nasihat yağmurlarıyla sulayan gönül sultanlarımızdan biridir Somuncu Baba Hazretleri. Ve o¸ “İnsanların elindekilerden ümitlerini kessinler.” tavsiyesiyle bu güzel coğrafyada mutlu insan¸ mutlu ve huzurlu toplum oluşturabilmenin çabasına gönüllü yazılmış ve bu mümbit coğrafyayı ilâhî emirlerin bereketiyle daha mamur hale getirmeyi hedeflemiştir.


Bizlere düşen bu nasihat yağmurlarında ıslanmak ve gönlümüzü arındırmak değil midir?

Sayfayı Paylaş