OSMANLI ASTRONOMİSİNİN ZİRVESİ: TAKİYÜDDİN

Somuncu Baba

"Takiyüddin Efendi¸ Sultan III. Murad'ın takdirini kazanarak önce 1571'de Müneccimbaşı Mustafa Çelebi'nin vefatıyla boşalan Müneccimbaşılık görevine tayin edildi. Hoca Saadeddin Efendi ve Sokullu Mehmed Paşa'nın destekleriyle Osmanlı'nın ilk rasathanesi olan "İstanbul Rasathanesi"ni¸ Galata-Saray'ı civarında Cihangir ve Tophane sırtlarında kurdu."


Osmanlı'nın¸ ilk astronomi âlimi Kadızâde Rûmî; ilk gerçek astronomi âlimi Ali Kuşçu kabul edilirken¸ astronomi ilminin zirvesi/güneşi olarak da Takîyüddîn Râsıt (1521-1587) kabul edilir. Eğitimini Mısır¸ Şam ve İstanbul'da tamamladıktan sonra Mısır'daki bazı medreselerde müderrislik yaptı. Yavuz Sultan Selim zamanında İstanbul'a döndü ve ilim tarihine geçen keşif ve eserlerini burada gerçekleştirdi.


İlk Osmanlı Rasathanesi


Takiyüddin Efendi¸ Sultan III. Murad'ın takdirini kazanarak önce 1571'de Müneccimbaşı Mustafa Çelebi'nin vefatıyla boşalan Müneccimbaşılık görevine tayin edildi. Hoca Saadeddin Efendi ve Sokullu Mehmed Paşa'nın destekleriyle Osmanlı'nın ilk rasathanesi olan “İstanbul Rasathanesi”ni¸ Galata-Saray'ı civarında Cihangir ve Tophane sırtlarında kurdu. 6 Haziran 1575 tarihli belgeden anlaşıldığına göre gözlemevi aslında 1575'te kurulmuş; fakat âletlerin ve bölümlerin tamamlanması 1577'yi bulmuştur. Meraga ve Semerkant Rasathanelerinden sonra İslâm âleminin 3. büyük rasathanesi olarak görülmüştür.


Rasathane kurulmadan önce rasat hesaplamaları eski ziclere göre düzenleniyordu ve her zaman doğru sonuçlar vermiyordu. Yeni gözlem ve hesaplamalar yapılabilmesi için ilmî bir müesseseye ihtiyaç vardı. Sultan III. Murad bunu gördü ve Takiyüddin'e¸ rasathanenin yapımında kullanmak üzere 10 bin akçe¸ açıldıktan sonra ihtiyaçları için 46 bin akçe ve kendisine de 3 bin akçe maaş tahsis etti. Ayrıca Padişah¸ Şehnâme'sinde belirttiğine göre Takiyüddin'e yardım etmek amacıyla 15 ilim ehli personel ile hizmetlerini görmek için 5 kişi görevlendirdi.


III. Murad¸ Takiyüddin'e verdiği beratta¸ rasathanenin kuruluş amacını¸ öyküsünü ve sunulan maddî imkânları şöyle açıklamıştır: “Namaz¸ oruç¸ hac gibi farizaların edası için vakit ve saatlerin bilinmesi önemli işlerden sayılmak gerektiği halde¸ geçmiş zamanlarda yetişmiş bazı büyük âlimler tarafından hazırlanmış ziclere göre tanzim olunan takvimlerle iktifa olunarak¸ aslında güç bir iş olan¸ yeni rasat yoluna gidilmedi. Ecdad-ı izamımdan (büyük atalarımın) hiçbirisine nasip olmayan bu önemli iş¸ saltanatım zamanında başarılmış oldu… Heyet (astronomi) ve nücum (yıldız) bilginlerinin en ulusu¸ hikmet ve takvim erbabının baş tacı¸ Güneş ve Ay menzillerinin ve 12 burcun bilgisine vakıf¸ rasat ilminin en önemli mümessili (temsilcisi) Takiyüddin… Rumeli'nde 10 bin akçe zeamete ilaveten Konya Sancağı Ereğli nahiyesinde 46 bin akçe zeametin rasat hizmetine tahsis olunduğu beyan olunur.”


Kullandığı ve İcat Ettiği Âletler


Rasathane¸ sabit ve taşınabilir durumdaki birçok gözlem aracıyla donatıldı. Bunların bir kısmı eski âletlerin geliştirilmiş şekli olduğu gibi bir kısmı da bizzat Takiyüddin tarafından ilk defa icat edilmiştir. “Âlât-ı Rasadiye Li Zic-i Şehinşahiye” isimli¸ yazarı meçhul kitapta tanıtılan¸ rasathanedeki âletlerin isimleri şöyledir: Zâtü'l-Halak (Halkalı Araç)¸ Libne (Duvar Kadranı)¸ Zâtü's-Semt ve'l İrtifâ (Azimut Yarım Halkası)¸ Zâtü's-Şu'beteyn (Cetvelli Araç)¸ Rub-ı Mıstar (Tahta Kadran)¸ İtidal Halkası¸ Zât'ül-Sakbeteyn (İki Delikli Araç)¸ Zâtü'l-Ceyb (İki Delikli Cetvel)¸ Zâtü'l-Evtâr (Kirişli Araç)¸ Müşebbehetü bi'l-Monâtık (Sextant)¸ Bengam-ı Rasad (Mekanik Saat)¸ Sindî CetVelî.


Türkiye'de astronomiyle ilgili en fazla ilmî çalışma yapanlardan biri olan Prof. Sevim Tekeli¸ İstanbul Rasathanesi'ndeki araçların¸ Danimarkalı astronom Tycho Brahe'nin (1546-1601) rasathanesindekilerle boy ölçüşebilecek seviyede olduğuna dikkat çekmiştir. Adnan Adıvar'ın konuyla alakalı serdettiği ilmî tespitler¸ Takiyüddin'in rasathanesinin daha ileride olduğuna işaret etmektedir: “Yunan çağından beri her rasathanede inşa edilen araçlar bir yana bırakılarak¸ özellikle Duvar Kadranı¸ Azimut Yarım Halkası¸ Sextant ve Mekanik Saat ele alınarak Takiyüddin rasathanesinin önemi belirtilebilir ve Tycho Brahe'nin rasathanesiyle kıyaslanabilecek nitelikte olduğu ortaya konabilir.”


Takiyüddin'in kullandığı Libne (Duvar Kadranı) ve Zâtü's-Semt ve'l İrtifâ (Azimut Yarım Halkası)¸ Tycho Brahe'nin rasathanesi kuruluncaya kadar Avrupa'da bilinmiyordu. Müşebbehetü bi'l-Monâtık (Sextant) ve Zâtü'l-Evtâr âletlerini İslâm âleminde ilk defa Takiyüddin kullandı. Kendi icat ettiği “Bengam-ı Rasad” adlı mekanik saatle gözlem yapmayı¸ Doğu'da ve Batı'da yine ilk o başlattı. Böylece Takiyüddin¸ astronomi ilminde çok önemli bir aşama kaydetmiştir.


Brahe mi Takiyüddin mi?


Âlet yapma ve kullanma önceliği ve üstünlüğünün Takiyüddin'de olduğu ilim adamlarının ekseriyeti tarafından tasdik edilmiştir. Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu'nun tahlilleri bu noktada oldukça isabetlidir: “Takiyüddin Brahe ile karşılaştırıldığında daha net ve dakik rasatlar yaptığı ortaya çıkmaktadır. Ayrıca rasathanesinde bulunan bazı âletler¸ Brahe'nin âletlerinden daha üstündür. Ancak Takiyüddin rasatlarını tamamlayamazken¸ Brahe uzun süre rasat yapmış ve 777 yıldızın yerini tespit etmiştir.”


Konuyla ilgili bilim tarihi otoritelerinden Prof. Fuat Sezgin'in görüş ve tespitleri şöyledir: “Takiyüddîn'in rasathanesinde kullanılan âletler¸ Merağa Rasathanesi'nde kullanılan âletler örnek alınarak yapılmıştı. Brahe tarafından kurulan rasathanenin âletleri de Merağa Rasathanesi'nden alınmıştı… Takiyüddin'in kullandığı âletlerle Brahe'nin kullandığı âletler arasında büyük benzerlik vardır. Avrupalılar maalesef Brahe'nin 10 âleti birden icat ettiğini savunma garabetine girmektedirler. Hâlbuki bir insan 10 âleti birden bire icat edemez ki! Brahe bunların üçünü Takiyyüddîn'den¸ yedisini Merağa Rasathanesi'nden öğrenip tatbik etmiştir.”


Prof. Muammer Dizer'in tespitleri ise şu şekildedir: “Brahe ve Takiyüddin'in âletleri arasında şayanı hayret derecede bir benzerlikle karşılaşıyoruz. Tycho çok sayıda gözlem aracı yapmış ise de¸ birçoğunu (Batlamyus'un) Almageste'de söz edilen âletlerle aynı grupta toplamak mümkündür. Böylece geriye 1-2 özgün gözlem aracı kalmaktadır. Takiyüddin ise¸ her gruptan birer âlet yapmıştır. Libne'si¸ Tycho'nun Duvar Kadranı'na; Zâtü's-Semt ve'l İrtifâ'sı da¸ Büyük Azamet Halkası'na tekabül eder.”


Zaten Brahe¸ Takiyüddin'in eserlerini okuduğunu¸ ondan ilham aldığını ve başarılarının büyük kısmını ona borçlu olduğunu 1598'de yazdığı “Astronomiae Instauratae Mechanicae” (Gözden Geçirilmiş Mekanik Astronomi) isimli eserinde dile getirmiştir.


Rasathanenin Talihsizliği


Osmanlı astronomisinin “güneşi” olarak nitelendirilen bu rasathane ne yazık ki¸ 1580 yılında tam olarak bilinemeyen sebeplerden ötürü talihsiz bir şekilde kapatılmıştır. Ayvansaraylı Hafız Hüseyin'in yazdığı “Hadikat'ül Cevami” adlı kitapta geçen bilgiyi esas alırsak¸ kısmen yıkılmış ve metruk bir biçimde kalmıştır.


11 Eylül 1577'de görülen kuyruklu yıldızı rasat edip¸ Padişah III. Murad ve Şeyhülislam Aziz Efendi'ye sunduğu rapor üzerine¸ rasathanenin ve burada yapılan çalışmaların¸ o sırada baş gösteren veba salgını gibi uğursuzluk getirdiğine inanılmasının yıkımda rol oynadığı iddia edilse de¸ Salih Zeki¸ Muammer Dizer gibi konunun uzmanı bilim adamlarınca ispat edilemeyen bir görüş şeklinde nitelendirilmiştir. Yıldızın görüldüğü yıl ile rasathanenin kapatıldığı yıl arasındaki zaman farkı bunun en büyük delillerindendir. Şeyhülislam Kadızâde Ahmed Şemseddin Efendi'nin fetvasının¸ yıkıma cevaz verdiği ileri sürülse de¸ fetvanın aslı bulunamadığından ihtiyatla yaklaşılmaktadır.


Hesaplar ve Eserlerinin İlmî Değeri


*Meraga ve Semerkant astronomi ekollerini şahsında birleştirmiş; yeni geliştirdiği teknikler ve âletler vasıtasıyla gözlemlerinde yeni uygulamalar ve astronomi problemlerinde orijinal çözümler getirmiştir.


*Rasathanede ilk olarak Uluğ Bey Zic'indeki yanlışları düzeltmeye gayret etmiştir. Güneş ve Ay tutulmaları ile çeşitli gözlemler yapmıştır. Güneş ile ilgili cetvellerini tamamlayabilmişse de Ay ile ilgili cetvelleri tamamlayamamıştır. 


*Tycho Brahe ve Kopernik gibi Güneş parametrelerinin (değişkenlerinin) hesabında “üç gözlem noktası” yöntemini kullanarak doğru neticelere erişmiştir. Her üç astronomun¸ Güneş'in eksantrisitesi (dış merkezliği) ve apojesinin (genişleme) hareketiyle ilgili ölçümleri şöyledir: Eksantrisite: Takiyüddin¸ 2° 0'; Tycho Brahe¸ 2° 9' 2''; Kopernik¸ 1° 56'. Apoje: Takiyüddin¸ 63″; Tycho Brahe¸ 45″; Kopernik¸ 24″. Güneş parametrelerinin 16. yüzyılda en doğru hesabı¸ Takiyüddin tarafından tespit edilmiştir.


*Meyl-i külliyi (gökcisminin yörüngesinden tam sapması) 33° 26' 48″ olarak bulmuştur. Bu hesap¸ günümüzdeki değerden sadece 36 saniye küçüktür. Tycho Brahe ise bunu iki misli hatayla¸ 1' 46″ olarak bulmuştur. Takiyüddin¸ Güneş'in sapmasını 2.5 saniye farkla 1° 55' 9.3″ olarak hesaplarken¸ Brahe ise 3-4 kat hatayla hesap etmiştir.


*Gök cisimlerinin meridyen geçişlerini saatle tespit etmesi¸ rektesansiyon (ekvatoryal koordinat sisteminin iki açısından biri) tayinleri ve çok duyarlı âletlerle gözlem yapması Takiyüddin'i¸ gerçek astronomlar arasına sokmaya yetecek ilmî delillerdendir.


*Meridyenler arası zamanı ilk defa ölçen; Güneş¸ Ay ve yıldızların doğuş yerlerini; yıldızların enlem¸ boylam¸ doğuş ve eğim metotlarını ilk defa ortaya koyan ve kullanan Takiyüddin'dir. Sidret'ül Münteha'da açıkladığı üzere “Bengam-ı Rasad” saatini kullanarak yıldızların ekvatoryal koordinatlarını bulmuştur.


*Müşebbehetü bi'l-Monâtık (Sextant) âletini kullanarak iki yıldız arasındaki açı uzaklığını ölçmesi¸ uygulamalı astronomi alanında atılmış en önemli adımlardandır. Bu âletle¸ Koç Takımyıldızı içindeki iki yıldızın açı uzaklığı ölçülmüştür.


Teleskop Kullandı mı?


Bilindiği üzere teleskop¸ uzaktaki nesneleri yakınlaştıran optik bir âlettir. Takiyüddin¸ “Kitâbu Nûr-i Hadakati'l-Ebsâr ve Nûr-i Hadîkati'l-Enzâr” (Göz ve Bakış Bahçelerinin Işığı Üzerine Kitap) adlı eserinde bundan şu şekilde bahsetmiştir: “Ben uzakta bulunmaları nedeniyle görülemez eşyayı en ince ayrıntılarıyla gösterebilen ve ortalama uzaklıkta bulunan gemilerin yelkenlerini bir ucundan tek bir gözle baktığımızda görebileceğimiz ve Yunanlı bilginlerin yapıp¸ İskenderiye Kulesi'ne yerleştirmiş olduklarına benzer bir billur (mercek) yaptım.”


Prof. Hüseyin Topdemir ve Prof. Yavuz Unat'ın bilimsel çalışmaları buna ışık tutmaktadır. Teleskopun bulunduğu en erken tarih¸ 1600'lü yıllardır. Astronomik amaçlı kullanımı 1609'da Galilei (1564-1642) tarafından gerçekleştirilmiştir. Takiyüddin ise söz konusu kitabını 1574 başlarında yazmıştır. Ancak Takiyüddin'in belirttiği yerde böyle bir âletin olduğuna dair kayıt bulunamamıştır. Takiyüddin'in kullandığı âletin teleskop olmayıp¸ bir gözlem borusu (sighting tube) olma ihtimali daha yüksektir.


 


Kaynakça:


Süheyl Ünver¸ İstanbul Rasathanesi¸ Ankara¸ 1969; Sevim Tekeli¸ “Nasîrüddin¸ Takiyüddin ve Tycho Brahe'nin Rasar Âletlerinin Mukayesesi”¸ A.Ü. Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Dergisi¸ Sayı: 3-4/1958; Adnan Adıvar¸ Osmanlı Türklerinde İlim¸ İstanbul¸ 1982; İrfan Yılmaz¸ Yitik Hazinenin Kâşifi Fuat Sezgin¸ İstanbul¸ 2014; Muammer Dizer¸ Takiyüddin¸ Ankara 1990; Ekmeleddin İhsanoğlu¸ Osmanlı Astronomi Literatürü Tarihi¸ c.1¸ İstanbul¸ 1997; Yavuz Unat¸ “Takiyyüddîn ve İstanbul Gözlemevi”¸ Türkler¸ c.11¸ Ankara¸ 2002; Hüseyin Topdemir¸ Takîyüddîn'in Optik Kitabı¸ Ankara¸ 1999.

Sayfayı Paylaş