KUR'AN'IN YASAKLADIĞI GÖSTERİŞ

Somuncu Baba

"İyiliği insanlar görsün ve kendisini övsünler diye yapanlar¸ ibadet ve kulluğa Allah rızasından başka unsurlar katmaktadırlar ki bu duygu ve eylem ayet-i kerimelerde kınanmaktadır."


“Ve bunlar Allah'a ve ahiret gününe inanmadıkları hâlde mallarını¸ insanlara gösteriş için sarf edenlerdir. Bir kimsenin arkadaşı şeytan olursa o ne kötü bir arkadaştır!”1


Bu ayet-i kerime¸ Bedir günü Müslümanlarla savaşmak üzere yola çıkan Kureyş Ordusu'nun iaşesini sağlayan Mekkeli müşriklerin ileri gelenleri hakkında nazil olduğu söylenir.2 Aynı zamanda İbn Abbâs¸ Yahudiler veya münafıklar hakkında nazil olduğunu da söylemiştir. Ancak âyet-i kerimedeki “insanlara gösteriş için” kaydı¸ sanki ayetin münafıklar hakkında indiğinin bir karinesi gibidir ki¸ en doğrusunu Allah bilir.3


Ayetin Açıklaması:


Bu ayette¸ Nisa Suresi'nin ana konuları arasında bulunan toplum düzeni ile bu düzenin harcı durumundaki yapıcı sosyal ilişkiler¸ yakından uzağa doğru insanlara iyi davranmak¸ maddî ve manevî yardımda bulunmak¸ bunları gösteriş için değil¸ sırf Allah rızası için yapmak ve böylece toplum hâlinde dünya hayatını yaşarken de bir olan Allah'a kulluğu gerçekleştirmek tavsiye ve teşvik edilmektedir.


Allah'a başkasını ortak koşmak (şirk) birisi inançta¸ diğeri amelde ve davranışta olmak üzere iki çeşittir. İnançta şirk¸ Allah'tan başka bir varlığın ilah olduğuna veya Allah'a mahsus sıfatlardan bir kısmını taşıdığına inanmakla olur. Amelde şirk ise¸ ibadeti ve kulluğu Allah'a tahsis edip¸ yalnız O'nun için yapacak yerde¸ başka varlıkları da O'na ortak kılmakla gerçekleşir.


İyiliği insanlar görsün ve kendisini övsünler diye yapanlar¸ ibadet ve kulluğa Allah rızasından başka unsurlar katmaktadırlar ki bu duygu ve eylem bu ayet-i kerimede kınanmaktadır.


İnsanlara Gösteriş Olsun Diye İyilik Yapma


“Görmek” anlamındaki re'y kökünden türeyen riyâ (riâ')¸ hadislerde ve ahlâka dair eserlerde “saygınlık kazanma¸ çıkar sağlama gibi dünyevî amaçlarla kendisinde üstün özellikler bulunduğuna başkalarını inandıracak tarzda davranma” şeklinde açıklanır.4


Yine riya¸ “Allah'tan başkasının hoşnutluğunu kazanma düşüncesiyle amelde ihlâsı terk etme”5; “Allah'a itaat eder görünerek kulların takdirini kazanmayı isteme”6; “ibadeti Allah'tan başkası için yapma¸ ibadetleri kullanarak dünyevî çıkar peşinde olma; Allah'ın emrini yerine getirmek maksadıyla değil insanlara gösteriş olsun diye iyilik yapma”7; “insanların görmesi ve takdir etmesi için ibadeti açıktan yapma”8 vb. şekillerde tanımlanmıştır.9


Hz. Peygamber (s.a.v.)¸“Ümmetim için gizli şirk ve şehvetten kaygı duyuyorum.” demiş¸ “Sizden sonrada hâlâ şirk olacak mı?” sorusuna¸ “Evet¸ fakat güneşe¸ aya¸ taşa ve puta tapmak şeklinde olmayacak¸ insanlar ibadetlerini riya için yapacaklar.” cevabını vermiştir.10Bir kutsî hadiste Cenâb-ı Hak¸ “İşlediği bir amelde benden başkasını bana ortak koşan kişiyi de onun şirkini de reddederim.” buyurmuştur.11 Rasûl-i Ekrem (s.a.v.)riyayı “küçük şirk” diye nitelemiş¸ Allah'ın kıyamet gününde insanlara amellerinin karşılığını verirken gösteriş için ibadet ve hayır yapanlara¸ “Ey riyakârlar! Dünyada amellerinizi gösteriş olsun diye kimin için yaptıysanız gidin onu arayın¸ bakalım bulabilecek misiniz?” şeklinde hitap ederek onları huzurundan kovacağını bildirmiştir.12Diğer bir hadiste¸ dünyada Allah'ın kendilerine nimetler ihsan ettiği kimselere uhrevî hesap sırasında bu nimetlere karşılık ne gibi ameller işlediklerinin sorulacağı¸ bunlardan bazılarının şehid oluncaya kadar O'nun uğrunda savaştıklarını¸ bazılarının O'nun rızası için ilim öğrendiklerini¸ Kur'an okuduklarını¸ bazılarının da O'nun rızası için cömertçe hayırlar yaptıklarını söyleyecekleri¸ ancak bu amelleri gerçekte gösteriş için yaptıklarının kendilerine bildirileceği ve sonunda hak ettikleri cezaya çarptırılacakları belirtilmektedir.13 Bir hadiste de ibadet ve hayırlarıyla şöhret peşinde olanların gizli kötülüklerinin Allah tarafından teşhir edileceği¸ riya ile amel edenlerin riyakârlığının açığa vurulacağı ifade edilmektedir.14


Büyük mutasavvıf Hâris b. Esed Muhâsibî riyanın ağır ve hafif derecelerinin bulunduğunu belirtir. Ağır olanı¸ kulun Allah için yapılması gereken ameli insanlara gösteriş için yapması¸ hafif olanı da sırf Allah için yapılması gereken ibadeti hem Allah'ın hem kulların hoşnutluğunu kazanmak için ifa etmesidir.15


Riya duygusunun dışa yansımasının beş şeklinden söz eden Muhâsibî bunları beden¸ dış görünüş¸ söz¸ amel ve sosyal çevreyle ilişkilere dindarlık süsü verme diye sıralamaktadır. Bir kimsenin ahiret endişesi taşıdığını göstermek için yüzüne kederli bir görüntü vermesi; oruçlu olduğu bilinsin diye sesi kısılmış¸ gözlerinin feri sönmüş bir hal takınması; âbidler ve zâhidler gibi saçı başı dağınık görünmesi; konuşmalarında hikmet sahibi¸ âlim ve zikir ehli bir kimse olduğu izlenimi uyandırmaya çalışması; rükû ve secde gibi rükünlerde uzun süre durarak namazı uzatması¸ keza oruç ve hac gibi ibadetlerinde titiz bir dindar görüntüsü sergilemesi; ilim ve din ehlinden olduğunu¸ ilimde ve dinde yüksek bir mertebede bulunduğunu hissettirme kamacıyla âlimler ve âbidlerle düşüp kalkması bu beş şeklin örnekleri arasında yer alır. Muhâsibî dünya hayatına düşkün kişilerde sayılan beş yolla gösteriş yaptığını ancak dindarlık süsü verilerek yapılan riyakârlığın bundan daha kötü olduğunu belirtir.16


Gazalî'ye göre ise riyanın dört derecesi vardır: Birincisi¸ riyanın en ağır olanıdır. Riya ile yaptığı ibadette hiç sevap niyeti yoktur. İnsanların yanında abdestsiz bile namaz kıldığı halde¸ yalnız kaldığı zaman hiç kılmayan kimse gibi. Bu namaz sırf insanlara gösteriş içindir¸ hiçbir hayrı yoktur.


Sonuç olarak; Allahu Teâlâ ne şekilde olursa olsun ibadet etmeyi değil¸ hâlis bir şekilde ve yalnız kendisi düşünülerek ibadet edilmesini emretmektedir. Bu sebeple¸ riya karıştırarak ibadet edenler O'nun emrini yerine getirmemiş ve sorumluluktan kurtulmamış olurlar. Yaptığı her türlü iyiliğin karşılığında Allah Teâlâ'dan sevap¸ rahmet ve cennet isteyen kimseler¸ yaptıkları ibadet¸ hayır ve hizmette yalnız Allahu Teâlâ'yı düşünmeli¸ yalnız O'nu görmeli¸ yalnız O'nun hatırını saymalı ve yalnız O'na yaranmaya çalışmalıdırlar. Yoksa amellerini gösteriş için yapanların cehennem ateşiyle cezalandırılacakları hiçbir zaman unutulmamalı.


 


Dipnot


1. 4/Nisa¸ 38.


2. Taberî¸ Câmiu'l-Beyân¸ V.192.


3. Buhâri¸ Tefsîru'l-Kur'ân¸ 4/1; bk. Bedreddin Çetiner¸ Esbab-ı Nüzul¸ Çağrı Yayınları: 1/275.


4. İslâm Ansiklopedisi¸ Riya md.¸ c.¸ 35¸ s.¸ 137.


5. Et-Ta'rîfât¸ Riy⸠md.


6. Gazzâlî¸ III¸ 297.


7. Kurtubî¸ V¸ 422; XX¸ 212.


8. İbn Hacer¸ XXIV¸ 130.


9. İslâm Ansiklopedisi¸ Riya md.¸ c.¸ 35¸ s.¸ 137.


10. Müsned¸ IV¸ 124.


11. Müsned¸ II¸ 301¸ 435; Müslim¸ Zühd¸ 46; İbnMâce¸ Zühd¸ 21.


12. Müsned¸ V¸ 428¸ 429.


13. Müsned¸ II¸ 322; Müslim¸ İmâre¸ 152; Nesâî¸ Cihâd¸ 22.


14. Müsned¸ V¸ 270; Buhârî¸ Rikak¸ 36¸ Ahkâm¸ 9; Müslim¸ Zühd¸ 47¸ 48.


15. Er-Ri'âye li-hukûkıllâh¸ s. 163- 178.


16. İslâm Ansiklopedisi¸ Riya md.¸ c.¸ 35¸ s.¸ 138.

Sayfayı Paylaş