TÜRK DENİZCİLİĞİNE FARKLI BİR BAKIŞ KAPTAN-I DERYA ÇAKA BEY

Somuncu Baba

"Çaka Bey¸ Ege'nin iktisadî ve askerî kaynaklarından Bizans'ı mahrum etmek amacıyla yapılacak mücadelenin denizde donanmayla olacağını¸ Bizans'ın karada yenemediği ve durduramadığı Türkleri denizden mağlup etmeyi deneyeceğini¸ bunun için de eninde sonunda Bizans ile denizde karşılaşacağını biliyordu."


1071 tarihinde Anadolu'ya gelerek¸ kısa bir süre sonra denizlere ulaşarak ilk donanmasını oluşturan¸ uyguladığı taktikler ile Ege adalarından birçoğunu ele geçiren ilk Türk Kaptan-ı Deryası Çaka Bey'i anlatmaya çalışacağız bu yazımızda. Orta Asya'dan göçe başlayan Türkler¸ Hazar Denizi'nin kuzey ve güneyinden yol bularak Afrika'ya¸ Ön Asya'ya¸ Doğu Avrupa'ya yayılmış ve Doğu Roma İmparatorluğu'nun sınırlarına kadar ulaşmışlardır. Selçuklu Hükümdarı Alparslan¸ 26 Ağustos 1071'de Bizans İmparatoru Romanos Diogenes'u Malazgirt'te yenmek suretiyle Ön Asya'da Türk hâkimiyetinin temellerini atmış¸ Türk akıncılarına Anadolu'nun yolunu açmıştı.


Alparslan'ın ölümünden sonra yerini oğlu Melikşah'ın (1072–1092) alması üzerine¸ Kutalmışoğlu Süleyman Bey¸ Kızılırmak'ın ötesindeki Bizans kontrolündeki toprakların fethine koyulmuştur. Kutalmışoğlu Süleyman Bey¸ Bizans'ın kontrolündeki Anadolu topraklarına fethe başladıktan kısa bir süre sonra İznik'i alarak¸ Anadolu Selçuklu Devleti'nin başkenti yaptı (1075) İznik'in başkent yapılması Türklerin bundan sonra denizlere yönelik bir politika takip edeceğini göstermesi bakımından çok önemlidir.


Kaptan-ı Derya Çaka Bey


1078–1079 senelerinde Oğuzların Çavuldur Boyu'na mensup Çaka isminde genç bir Türkmen Bey'i¸ Bizanslıların eline esir düştü. Çaka Bey Türk ordusunda önemli bir yere sahip olmasından dolayı¸ ne öldürüldü ne de esir muamelesi gördü ve doğrudan doğruya İmparatora takdim edildi. İmparator¸ Çaka Bey'e çok fazla iltifatta bulundu¸ sıkı kontrol altında tutarak sarayında alıkoydu¸ hediyeler¸ nişanlar verdi. Çaka Bey'in¸ Bizans sarayındaki bu itibarlı mevkii¸ 1081 yılına kadar devam etti. Bu esir hayatı¸ Çaka Bey için Latince ve Grekçe'yi iyi öğrenmesi¸ iyi tahsil görmesi ve Bizans'ı içeriden iyi tanımasını sağladı. Çaka Bey¸ zaman ve zemini iyi ayarlayarak kaçmayı başardı¸ Anadolu'daki akıncıların başına geçerek Bizans'a karşı mücadele bayrağını açtı. Kısa sürede kuvvetleriyle¸ İzmir'e yüklendi ve burayı Bizanslılardan temizledi¸ İzmir'e Türk bayrağını dikerek beyliğini kurdu ve İzmir'in ilk Türk hâkimi oldu. Çaka Bey¸ kıyı boylarına ayak basar basmaz her sahada besleyici bir unsur olan denizlerin¸ aynı zamanda Türklerin mücadeleci ve akıncı ruhlarını da tatmin edeceğini hissederek denizlere açılmaya karar verdi. Çaka Bey¸ Ege'nin iktisadî ve askerî kaynaklarından Bizans'ı mahrum etmek amacıyla yapılacak mücadelenin denizde donanmayla olacağını¸ Bizans'ın karada yenemediği ve durduramadığı Türkleri denizden mağlup etmeyi deneyeceğini¸ bunun için de eninde sonunda Bizans ile denizde karşılaşacağını biliyordu.


Çaka Bey¸ ilk iş olarak arzu ettiği donanmaya sahip olmak amacıyla ustalar buldu¸ İzmir'de ve sonra Efes'te birer tersane meydana getirerek kısa sürede kürek ve yelkenle hareket eden¸ üstleri kapalı kırk parça gemi denize indirildi. Böylece ilk donanma vücuda getirilmiş oldu. Bu dönemde¸ Bizans sıkıntılı bir dönem yaşıyordu¸ kuzeyden Peçenek Türkleri¸ güneyden de İznik Türk Beyliği sıkıştırıyordu¸ buna birde denizden Çaka Bey eklenmişti¸ İmparator Aleksios Komnenos¸ siyasî manevralarla bu zor durumdan kurtulmaya çalışıyordu. Çaka Bey 1089 yılında denize açılmıştır. Bu ilk açılış hem eğitim hem de Çaka Bey'in Ege'de yapmayı tasarladığı fetihlerin planlamasına yol açacak bir keşif seferi olacaktı. Çektiri ve yelkenli olan yaklaşık kırk parçadan oluşan donanması Ege adalarından bir kısmını vurarak bu ilk seferinden büyük bir ganimetle döndü. Bizanslılar hemen donanmalarını Ege'ye yollayarak Türk donanmasını gördükleri yerde imha etmeleri emrini aldılar.


Bizans Donanmasına Darbe


Bizans donanmasının Çandarlı açıklarından güneye doğru indiğini haber alan Çaka Bey¸ Bizans donanmasını karşılamak üzere tekrar denize açıldı. Türklerin ilk deniz savaşı olan Koyun Adaları Muharebeleri (19 Mayıs 1090) zaferle sonuçlandı. Çaka Bey¸ Bizans'ı bu ilk muharebede tarttıktan sonra akınlarını genişletti ve Bizans'ı sırasıyla Sisam ve Rodos Adalarından kovarak¸ hâkimiyet kurdu. Bizans İmparatoru¸ intikam alabilmek için sefer hazırlıklarına büyük önem verdi. Yirmi çektiri ve elli yelkenliden oluşan bir filo hazırlattı ve filoya on bin kara askeri yerleştirdi. Bizans 12 Ekim 1091 akşamı Sakız Adası'na demirledi.


Bizans filosunun adaya asker çıkardığı haberini alan Çaka Bey¸ hemen harekete geçti¸ bu haberi alan Bizans filosu da Türk filosunu denizde karşılamak için demir aldı. Türkler düşmana¸ ilk deniz muharebesini kazanmış oldukları Koyun Adaları civarında rastlamış olmalarını bir uğur sayarak seviniyorlardı¸ düşmana bir an evvel rampa olmak istiyorlardı. Gemiler yaklaştıkça heyecanları daha da artıyordu¸ fakat bu sevinç ve heyecan yerini kısa bir süre sonra şaşkınlığa bıraktı. Çünkü Bizans gemileri ani olarak bir tiramola ile rüzgârı değiştirip Sakız Adası'na doğru kaçmaya başladılar. Bizans gemileri¸ korku ve şaşkınlık içinde birbirleriyle yarış edercesine¸ Sakız Adası'nın güneyinde bulunan ıssız bir koya daldılar ve birbirlerini çiğnercesine kaçtılar. Çaka Bey filosundan tek gemi feda etmeden¸ tek levent kaybetmeden Bizans gemilerini yok etmenin çaresini buldu. Ayırdığı üç beş gemi ile liman ağzına abluka koyarak geri kalan gemilerini Sakız Kalesi'nin altına demirledi ve yakınlarına siper kazdırarak bu askerlerine mevzi aldırdı.


Yaptırdığı birçok ateş kayığı ile Bizans gemilerini zahmetsizce yok ettiler. Bizans kuvvetlerinin feci durumunu haber alan İmparator Aleksios Komnenos¸ intikam alabilmek için hazırlattığı yüz on parçadan oluşan Bizans armadasını kayınbiraderi Dukas'ın komutasında Şubat 1092'de İstanbul'dan hareket ettirdi. Çaka Bey¸ filosundaki elli geminin korsanlık faaliyetleri nedeniyle dağılmış olması yüzünden bu armada ile elindeki az bir güçle yakalanmamak ve bu muazzam gücü ancak baskın tarzında bir hareketle zarar verebileceğine inandığı için gece hücumu tertiplemek üzere denize açıldı. Bizans filosu¸ otuz bin askerini adaya çıkardı¸ bunları gören adadaki diğer firari kuvvetler de cesaretlendiler¸ adadaki sekiz bin mevcutlu Türk kuvvetleri dağlık bölgelere çekilerek savunmaya devam ettiler. Bu savunma¸ günlerce devam eden taarruzları neticesiz kıldı. Bu arada¸ Çaka Bey¸ filosunu toparlamış¸ bir gece baskını ile adadaki Bizans filosuna son darbeyi vurmak üzere hazırlık yapıyordu ki buna lüzum kalmadı. Bizans kuvvetlerini geri çekmek zorunda kaldı. Artık denizlerde ciddi ve güçlü bir rakipleri vardı.


Bizans'ın Oyunu ve Çaka Bey'in Vefatı


I. Kılıçarslan (1092–1107)¸ Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah'ın ölümünden sonraki taht kavgasından faydalanarak¸ İsfahan'dan kaçıp İznik'e gelmiş ve 1092'de Anadolu Selçuklularının başına geçmişti. Çaka Bey¸ Ege Denizi'nde tam bir hâkimiyet sağlamıştı¸ beyliğinin askerî gücünü¸ iktisadî bünyesini denizlerle besliyor¸ aynı zamanda koca Selçuklu Türkiye'sinin de deniz cephesini İzmir Beyliği koruyordu.


Çaka Bey'den yediği darbeleri hazmedemeyen¸ ayrıca gücünü de bilen İmparator eğer Çanakkale'yi ele geçirirse Bizans'ın nefes borusunu tıkamış olacağını bildiği için papa nezdinde teşebbüslere girişti. İmparator¸ Selçuklular¸ Peçenekler ve Çaka Bey karşısında çok müşkül durumda kalınca 1091 senesinde Papa II. Urbain'e müracaat ederek Haçlı yardımı istemiştir. Hazırlattığı seksen bin kişilik ordu ve iki yüz gemiden oluşan koca Bizans armadasını İstanbul'dan 1094 sonbaharında hareket ettirdi. Bu arada Çaka Bey¸ kızını I. Kılıçaslan'a vererek akrabalık bağı kurmuş ve ortak düşmana karşı anlaşmıştı. Ayrıca Peçeneklerle de anlaşan Çaka Bey artık Bizans'ın üzerine gidebilirdi. İzmir Bey'i Çaka'nın senelerdir mücadelesinde temel tuttuğu¸ Çanakkale'yi ele geçirip¸ Trakya'ya atlamak ve oradan İstanbul'u zapt etmek yolundaki amacı damadı I. Kılıçaslan tarafından da uygun görüldü. Çaka Bey üçlü sıkıştırma planı ile Bizans tam kıskaca alınıyordu¸ buna göre kuzeyden Peçenek Türkleri¸ güneyden Anadolu Selçuklu Devleti¸ Çanakkale yolu ile de denizden Çaka Bey tarafından Bizans kuşatılacaktı. I. Kılıçaslan Bizanslıların taarruza geçerek Marmara sahillerini işgale başlamaları karşısında Çaka Bey ile müttefik olarak onlara karşı hücuma geçti. Çaka Bey de¸ İzmir'den Çanakkale istikametinde ilerledi. Çaka Bey'in bu harekâtı İmparator Aleksios Komnenos'u telaşlandırdığı gibi bu genişleme Marmara sahillerini hâkimiyeti altında tutan I. Kılıçaslan'ı da kendi sultanlığının emniyeti ve otoritesi açısından endişelendiriyordu.


Bizans bu kıskaçtan İmparator Aleksios Komnenos'un siyasî oyunlarıyla kurtulmasını bilmiştir. Zira İmparator önce Balkanlardaki Kuman Türklerini elde ederek Peçenek Türklerinin üzerine saldırtmış ve Levunion'da (29 Nisan 1091) imha ettirmiştir. Diğer taraftan da I. Kılıçaslan ile kayınpederi Çaka'nın arasını açmayı başarmış ve ikisi arasındaki dayanışmayı yıkmıştır. Hatta bu konuda Aleksios'un¸ I. Kılıçaslan'a bir elçi ile mektup gönderdiği ve bu mektupta Çaka'nın kendisini sultan olarak gördüğünü ve bu seferin Bizans üzerine değil kendisini ortadan kaldırmak için İznik üzerine olduğu yalanlarına sığınmıştır. Çaka Bey'in daha sonra 1093'te bir davet sırasında damadı I. Kılıçaslan tarafından öldürülmesiyle Bizans amacına kavuşmuştur.


Sonuç


Çaka Bey'in savaş sahnesinden çekilmesinden sonra 1096 senesinde başlayıp 1272 senesine kadar devam eden Haçlı Seferleri Selçuklu Türklerinin deniz ile olan ilişkisine iki asra yakın büyük bir darbe indirmiştir. 1096 senesinde Anadolu Türklüğünü ve dolayısıyla İslâm'ı hedef alan “Haçlı Seferleri”nin başlaması¸ Türkleri Anadolu'nun içlerine çekilmeye mecbur bırakmış ve hatta bu durum başkentin İznik'ten Konya'ya nakledilmesine sebep olmuştur. XVI. yüzyılın sonlarında İlhanlı saldırısı karşısında zayıflayan Selçuklu Devleti'nin yıkılmasından sonra ise Batı Anadolu'da bu devletin yıkıntıları üzerine Aydın¸ Saruhan ve Karesi Beylikleri de Ege Denizi'nde akın tipi hareketler icra ederek Çaka Bey'den yaklaşık iki asır sonra Türk denizciliğini canlandırmaya çalışmışlardır. Bu arada ardı arkası kesilmeyen muazzam bir Haçlı istilası başlamıştır. Bizans İmparatoru Aleksios Komnenos¸ Marmara ile Ege sahillerini eline geçirdiği gibi¸ Türk Beylikleri'ni birbirleri aleyhine kışkırtmaktan da geri kalmamıştır. Fakat Haçlı komutanları Aleksios Komnenos'e ne kadar teminat vermiş olurlarsa olsunlar¸ Haçlı belası Bizans'ın üzerine de bir kâbus gibi çökecek¸ Latinler yarım yüzyıl İstanbul'u sömüreceklerdir. Hatta Fatihin İstanbul'u fethi sırasında Ortodoks Bizans “İstanbul'da Latin külahı görmektense Osmanlı sarığını tercih ederiz.” diyecektir.


 


Bibliyografya


Akdes Nimet Kurat¸ İzmir ve Civarındaki Adaların İlk Türk Beyi Çaka Bey (M.S. 1081-1096)¸ Ankara¸ 1966.


Erdoğan Merçil¸ Müslüman Türk Devletleri Tarihi¸ İstanbul¸ 1985.


İsmail Hakkı Uzunçarşılı¸ Osmanlı Devleti'nin Merkez ve Bahriye Teşkilatı¸ Ankara¸ 1984.


View MichaelLevçenko¸ Kuruluşundan Yıkılışına Kadar Bizans Tarihi¸ (Çev: Maide Selen; Yay. Hz: Yaşar Selçuk) ¸ İstanbul¸ 1999.


OsmanTuran¸ Selçuklular Zamanında Türkiye¸ İstanbul¸ 1993.


Osman Turan¸ Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi Tarihi¸ C. II¸ İstanbul¸ 1979.


Raşit Erer¸ Türklere Karşı Haçlı Seferleri¸ İstanbul¸ 1993.

Sayfayı Paylaş