İTİKÂF, HAC, CİHÂD VE KURBANIN HİKMETLERİ

Somuncu Baba


İtikâfın Hikmeti


İtikâf¸ akıllı¸ bulûğ çağına gelmiş veya temyiz kudretine sahip bir Müslümanın beş vakit namaz kılınan bir mescidde ibadet niyetiyle bir süre durmasıdır. İtikâf¸ Kur'an ve sünnetle sâbit bir ibâdettir. Kur'an'da Ramazan ayının gecelerinden söz edilirken: “… Camilerde itikâfta iken de hanımlarınıza yaklaşmayın…”1 buyurulur. Başka bir âyette itikâf ibadetinin daha önceki ümmetlerde de yapıldığına işaret edilir.2 Hz. Peygamber (s.a.v.)'in özellikle Ramazan içinde ve Ramazan'ın son on gününde itikâf yaptığını bildiren çeşitli hadis-i şerifler vardır. Meselâ Hz. Âîşe'nin şöyle dediği nakledilmiştir: “Rasûlullah (s.a.v.) Ramazan'ın son on gününde itikâf yaparlardı. Bu durum vefat zamanına kadar bu şekilde devam etmiştir. Daha sonra Hz. Peygamber (s.a.v.)'in zevceleri itikâfı sürdürmüşlerdir.3


Ebû Hanîfe'ye göre içinde beş vakit namaz kılınan her mescidde itikâfta bulunmak caizdir. Ebû Hanîfe ve İmam Mâlik'e göre itikâfın nâfile olarak en azı bir gündür. Ebû Yusuf en az süreyi¸ bir günün yarıdan çoğu olarak belirlerken İmam Muhammed¸ itikâf için bir saati de yeterli bulur. Mesciddeki itikâf erkeklere mahsustur. Kadınlar evde mescid edindikleri bir yerde itikâfta bulunabilir.


İtikâf üçe ayrılır:



1. Vâcip olan itikâf: Adak olan itikâf vâciptir. Bu¸ en az bir gün olur ve gündüz oruçla geçirilir.


2. Sünnet olan itikâf: Ramazan'ın son on gününde itikâfa girmek sünnettir.


3. Müstehab (mendub) olan itikâf: Vâcip ve sünnet olan itikâfların dışında itikâfa girmek müstehabdır. Bunun belirli bir vakti yoktur. Hatta mescide giren kimse çıkıncaya kadar itikâfa niyet ederse orada kaldığı sürece itikâfta sayılır. Bu itikâfta oruç şart değildir.


Kadının itikâfa girebilmesi için kocasının iznini alması şarttır.


İtikâf sırasında kötü ve çirkin söz söylememek¸ Ramazanın son on gününü ve cemâati kalabalık olan mescidi tercih etmek¸ itikâf günlerinde Kur'an¸ hadis¸ Allah'ı zikir ve ibadetle meşgul olmak ve temiz elbise giyip güzel kokular sürünmek itikâfın âdâbındandır.


İtikâfın meşrû olmasındaki hikmet ve maslahata gelince¸ bu pek önemlidir. Rasul-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz Medîne-i Münevvere'ye hicretinden sonra âhirete göçüşlerine kadar her Ramazan'ın son on gününü itikâf ile geçirirlerdi.


İhlâs ile yapılan bir itikâf¸ amellerin pek şereflisi sayılmaktadır. Bu sayede kalpler bir müddet olsun¸ dünya işlerinden uzak kalır ve Hakk'a yönelir. Birer Beytullah olan mescidlerden birine şu şekilde devam eden bir mü'min çok kuvvetli bir kaleye sığınmış¸ Kerim olan ma'bûdunun feyiz ve yardım kapısına sığınmış olur.


İslâm büyüklerinden Atâ demiştir ki: “İtikâf yapan¸ ihtiyacından dolayı büyük bir zatın kapısında oturup dilediğini elde etmedikçe ‘Buradan ayrılıp gitmem.'¸ diye yalvaran bir kimseye benzer ki¸ Allah'ın bir mâbedine sokulmuş¸ beni bağışlamadıkça buradan ayrılıp gitmem demektir.”


Bir mü'minin her gün azalmakta olan hayat günlerinden faydalanarak böyle kutsal bir yerde bir zaman ebedî ve ezelî yaratıcısına olanca varlığı ile yönelir. Böyle saf bir kalp ve temiz bir dil ile ibadette bulunması¸ mânevî bir zevke dalması ne büyük bir nimettir. İtikâf yapan bir kimse¸ bütün vakitlerini ibadete¸ namaza ayırmış demektir. Çünkü fiilî olarak namaz kılmadığı vakitlerde de mescid içinde namaza hazır bir haldedir. Bu bekleyiş ise namaz hükmündedir.4


Haccın Hikmetleri


Haccın meşrûiyetinde pek çok hikmet vardır. Bunları kısaca şöyle ifade edebiliriz: Hac; İslâm'ın izzetini¸ Müslümanların birliğini ve kardeşliğini ortaya koymaya vesiledir. Her taraftan gelip toplanmış olan Müslümanlar¸ birbirinden çok istifâde edebilirler. Hac¸ çok faydalı ve kudsî bir seyâhattir. Orada toplanmış¸ dünya elbisesinden soyulmuş¸ beyaz ihramlara bürünmüş olan muazzam bir kitle¸ büyük haşirden bir numûne teşkil eder. Hacda¸ nefsi öldürme vardır. Her hacı¸ ailesinden ve alışmış olduğu kimselerden ayrılmış¸ zevklerini ve şehvetlerini bırakmış¸ çöllere düşerek kendisini bir takım tehlikelere atmış fedakâr bir Müslümandır. Arafat¸ arasattan bir numûnedir. Hacer-i esved'i selamlamak da mîsâk günündeki ahdi yenilemek demektir. Hac âleminde¸ “Ölmeden evvel ölünüz.” sırrı tecellî eder. Bu ölümü tercih sebebiyle de insan için güzel bir hayat yüz gösterir¸ bir rûhî canlılık tecellî eder¸ sonsuz ilâhî lütuflara nâiliyet meydana gelir.5


Cihâdın Hikmetleri


Müslümanların değerlerini korumaları¸ bağımsızlıklarını elde etmeleri¸ zilletten kurtulmaları¸ zulme son vermeleri için bütün çeşitleriyle cihâd kaçınılmaz olabilir. Cihâd her zaman ve her durumda fiilî ve silahlı mücâdeleyi ifade etmez. Silahlı savaş yoluyla cihâd¸ Kur'ân ve sünnette ifadesini bulan cihâdın anlamlarından sadece biridir. Hatta Hz. Peygamber (s.a.v.)'in ifadesine göre¸ nefisle yapılan cihâda göre küçük cihâddır. Esas büyük cihâd nefisle yapılandır.


Cihâdın en özlü ifadesi¸ İslâm ile insanlar arasındaki engeli kaldırmaktır. Bu da değişik vesîlelerle olabilir. Cihâd; Allah'ın adının ve dininin yüceliğini dünyaya yaymaya¸ İslâm varlığını muhâfazaya¸ yüce peygamberlerin gönderilişlerindeki gayeyi gerçekleştirmeye vesîledir. Onların gönderilişlerindeki gaye¸ kulları Hak yoluna davet¸ âlemi bozulmaktan koruma¸ insanları ebedî kötülüğe ve cehennemlik olmaya sebep olan küfürden kurtarmaktır.


Cihâdda Hakk'ın düşmanlarını cezalandırma¸ Allah'ın dostlarının sînelerini arındırma ve süsleme vardır. Bir yönüyle bakılırsa cihâda¸ kullara eziyet ve işkence¸ memleketleri tahrip de vardır. Fakat cihâd¸ daha çok bir maslahatı içerdiği için meşrû bulunmuştur. Her işin hükmü¸ kıymeti¸ neticelerine ve âkıbetlerine göredir. Hızır (a.s.)'ın bir takım fakirlere ait bir gemiyi tahrip etmesi¸ hasta bir şahsın acı bir ilâç içmesi birer güzel âkıbeti elde etmeye dayanır.


İlâhî nimetlerle dolu bir âlemin ebedî hayat ve saâdetine kavuşmak için de fanî hayatı Hak yolunda fedâ etme yönü tercih edilir. Bir gazi her halde iki güzellikten¸ iki nimetten biriyle nasiplenmiş olur. Bu¸ ya ganîmetle sevâba nâiliyettir veya akıl sahiplerinin gıpta edecekleri şehidliktir.


İmam Ali (r.a.) demiştir ki: “Ölüm her halde kesin olarak gelecektir. Artık ölümün Allah yolunda olması daha iyi ve daha evlâdır.”


Hâsılı¸ yurdunu ve mukaddesâtını müdâfaa için cihâd meydanına atılan bir mü'minin yaşaması da ölmesi de gıptalara şâyandır.6


Kurbanın Hikmeti


Vâcib olan kurban görevi¸ Hak yolunda fedakârlığın bir alâmetidir. Yüce Allah'ın verdiği nimetlere karşı yapılan bir şükürdür. Bunun sonucu da sevâba ulaşmak ve bir takım belâlardan korunmaktır.


Şu gerçek de bilinmeli ki¸ insanların ihtiyaçları için yeryüzünde yüz binlerce hayvan kesiliyor. Fakat bunlardan yalnız durumları yeterli olanlar yararlanıyor. Kurban Bayramı'nda ise¸ Hak rızâsı için birçok hayvan kesiliyor. Bunların etlerinden ve derilerinden çok fakir kimseler de yararlanıyor. İktisâdî olan mesele¸ dinî ve ahlâkî bir mâhiyet kazanıyor. Şahıs menfaati yerine toplumun menfaati bulunmuş oluyor. Bunun için kurban kesilmesi¸ İslâm'a ait insânî ve sosyal büyük bir fedakârlık demektir.7


 


Dipnot



1. 2/Bakara¸ 187.


2. 2/Bakara¸ 125.


3. Ahmed b. Hanbel¸ Müsned¸ II¸ 67¸ 129; bk. Buhârî¸ İ'tikâf¸ 1-18; Müslim¸ İ'tikâf¸ 1-6; Ebû Dâvud¸ Ramazân¸ 3; Savm¸ 77.


4. Bilmen¸ Büyük İslam İlmihali¸ 324.


5. Bilmen¸ Hukûk-ı İslamiyye¸ I¸ 205; a.mlf.¸ Büyük İslam İlmihali¸ 375-376.


6. Bilmen¸ Hukûk-ı İslamiyye¸ I¸ 205-206.


7. Bilmen¸ İlmihal¸ 410.

Sayfayı Paylaş