DİNDE SAMÎMÎ OLMAK VE İHLÂS MEDENİYETİ

Somuncu Baba

"İhlâs¸ İslâm medeniyetini diğerlerinden¸ Müslümanı diğer
insanlardan ayıran en temel vasıflardan biridir. Zira insanı
insan olduğu için sahiplenen¸ himaye eden¸ kucaklayan¸
insanca hayat yaşaması için bütün imkânları seferber eden
sadece İslâm medeniyetidir."

Bugün bütün insanlığın muhtaç olduğu en temel değerlerden biri de ihlâstır. Çünkü her şeyiyle sun'îleşen dünyada ilişkiler de yapmacık¸ riyâ dolu ve samîmîyetten yoksun hale gelmiştir. Diğer insanlar bir tarafa¸ ihlâsa en fazla muhtaç olan Müslümanlardır. Çünkü Müslümanlar insanlık için tuz ve hava mesâbesindedir. Onlar bozulunca insanlık da bozulur. Bütün güzelliklerin temsilcisi Müslümanlardır¸ öyle de olmalıdırlar. Zira Hz. Muhammed (s.a.v.)'ın ümmeti¸ Kur'ân'ın ifadesiyle insanlık adına yaratılmış en hayırlı ümmettir. Temel misyonları¸ marufu korumak¸ yaşamak ve yaşatmak¸ münkeri yok etmek ve insanlığı ondan kurtarmaktır. Yine Hz. Peygamber (s.a.v.)'in ifadesiyle¸ "Sizden birisi bir münker gördüğünde onu eliyle düzeltsin¸ mümkün olmazsa diliyle¸ o da imkânsız olursa kalbiyle reddetme yoluna gitsin ancak bu imanın en zayıf derecesidir."[1]


Hz. Peygamber (s.a.v.) bir "sıdk" yani doğruluk peygamberiydi. Yaptığı her işte samîmî ve ihlâslı idi. Peygamber olarak¸ ordu komutanı olarak¸ toplum önderi olarak¸ baba olarak¸ kadı olarak¸ müftü olarak¸ eş olarak samîmî idi.


İnsanlar ona "Muhammedü'l-emin" derken¸ bunda onun insanlara samîmî¸ içten ve riyâsız yaklaşımının büyük payı vardı.


Hz. Peygamber (s.a.v.)'in mesajından rahatsız olanlar¸ ne yazık ki ona birçok olumsuz sıfatı yakıştırdılar. Fakat hiç kimse ona samîmîyetsiz ve riyâkâr diyemedi.


İhlâs¸ İslâm medeniyetini diğerlerinden¸ Müslümanı diğer insanlardan ayıran en temel vasıflardan biridir. Zira insanı insan olduğu için sahiplenen¸ himaye eden¸ kucaklayan¸ insanca hayat yaşaması için bütün imkânları seferber eden sadece İslâm medeniyetidir. İnsanlar arası ilişkilerde Müslümanlar birbirine yapmacık gülücükler dağıtmayı başkalarından öğrenmişlerdir. Çünkü Müslümanların kitabında içi başka dışı başka olmak yoktur. Mevlâna¸ "Ya göründüğün gibi ol ya da olduğun gibi görün." derken aslında ihlâslı davranmayı kastetmiştir.


İhlâs¸ samîmîyet demektir¸ samîmîyetse dinin özüdür.


İhlâs¸ kulu Allah'a bağlayan en samîmî yoldur.


İhlâs¸ şahısların mülâhaza ve takdîrinden korunabilmektir.


İhlâs¸ bir insan için ve bir Müslüman için en saf¸ en temiz¸ en içten¸ en tabii ve en doğal duygu ve davranışların adıdır.


İhlâs¸ Allah ile olan ilişkiye ve Allah için yapmamız gereken her şeye dünyalık ve riyâ karıştırmamaktır.


İhlâs¸ bir şeyi sadece Allah için¸ O'nun rızâsını kazanabilmek için yapmaktır.


İhlâs¸ yapılan amelleri şeytana pay vermeden kurtarabilme bahtiyarlığıdır.


İhlâs¸ sıdk (doğruluk) ve istikâmetin (dürüstlüğün) en yakın arkadaşı hatta bunların özüdür.


İhlâs¸ dindarlığı hedefine ulaştıran bir öz¸ bir arınmışlık ve mü'mini şeytânî tehlikelere karşı koruyan bir sigortadır.


Hz. Peygamber: "Ameller niyetlere göredir¸ her kese niyetinin karşılığı verilecektir."[2] buyurmuştur.


Kudsî bir hadiste şöyle buyurulur: "İhlâs benim sırrımdan bir sırdır. Onu kullarımdan sevdiğimin kalbine emânet olarak bırakırım."


Şu üç şey ihlâs alâmetidir: Buna göre bir kimse;


1. Yaptığı amelle ilgili olarak halkın övmesini ve yermesini eşit tutabilirse.


2. Amelde ameli görmeyi unutmuşsa. Yani çalıştığını görmeyip ucuba düşmekten kurtulmuşsa.


3. Amelin âhirette sevap getireceğini unutup sırf Allah için yapabilmeyi başarmışsa ihlâs sırrına ermiştir.


Meşhur sufilerden bazıları ihlâs konusunda şöyle demişlerdir:


Fudayl b. Iyad: "Ameli ve günah olan şeyleri halk için terk etmek riyâdır. Halka gösteriş için amel ve ibadet şirktir. İhlâs ise bu iki şeyden Allah'ın seni kurtarmasıdır."


Cüneydi Bağdadî: "İhlâs¸ Allah ile kul arasında bulunan bir sırdır; melek bilmez ki sevâbını yaza¸ şeytan bilmez ki ifsâd ede¸ hevâ ve heves bilmez ki saptıra."


Seyl b. Abdullah'a soruldu¸ "Nefse en ağır gelen şey nedir?" O da¸ "İhlâstır. Çünkü ihlâsta nefsin nasîbi yoktur." dedi.


Başta ibadetler olmak üzere bütün amellerin Allah'ın rızâsını gözeterek ve O'nun rızâsını kazanmak için yapılması esastır. Bu da ancak ihlâs ile mümkün olur. Çünkü yapılan ameller ancak ihlâs ile ulvî bir gayeye bağlanır ve ibadet vasfı kazanır.


İhlâs ile yapılan normal bir amel sayılırken¸ ihlâs ile yapılmayan ibadet bile ibadet olma vasfını kaybeder. Bu sebeple Allah katında amellerin kabul olmasının ve değerlendirmeyi hak etmesinin temel şartı ihlâstır.


İhlâs olmadan yapılan bir amel¸ başta riy⸠yani gösteriş olmak üzere¸ birçok olumsuzluğun gölgesinde kalır ve boğulur.


Beden için ruh ne ise ameller için de ihlâs odur. Yani ihlâssız amel özü olmayan kuru bir bitki ve sadece bir yorgunluktan ibaret kalır.


İhlâs kazanılması zor ancak kaybedilmesi kolay bir haslettir. Bunun için Zünnûn-ı Mısrî'nin şöyle dediği nakledilir:


"Bütün insanlar ölüdür¸ âlimler bundan müstesnâdır. Bütün âlimler uykudadır¸ ilmiyle amel edenler bunun dışındadır. İlmiyle amel edenlerin de aldanma ihtimali vardır¸ ancak ihlâslılar müstesnâdır. İhlâslılar da her an büyük bir tehlike ile karşı karşıyadırlar…"[3]


Kur'ân'a Göre İhlâs


Kur'ân on yerde "Dini Allah'a hâs kılanlar yani Allah'a samîmîyetle iman ve ibadet edenler ve dindarlıklarını bu samîmîyete bina edenler." ifadesini kullanır.


Bu âyetlerde geçen "ihlâs"¸ saf dindarlık¸ tevhîd inancının saflığını bâtıl inançlarla zedelemekten sakınma¸ yalnız Allah'a inanıp O'na kulluk etme¸ O'na güvenip¸ O'ndan dilekte bulunma anlamındadır. Kur'ân'ın ihlâsla ilgili âyetlerinde dikkat çekilen bazı hususlar şöyledir:


1.  Hz. Peygamber (s.a.v.) dinde ihlâslı olmakla emrolunmuştur: Şu âyetler bu durumu açıkça ifade etmektedir:


"Haberin olsun; hâlis (katıksız) olan din yalnızca Allah'ındır."[4]


 "De ki (ey Muhammed)¸ İçten bir inançla Allah'a bağlanarak yalnız O'na kulluk etmekle emrolundum."[5]


2.  Allah'a ibadetin ve Allah için yapılacak bir amelin kabul olmasının temel şartı ihlâstır. Yüce Allah şöyle buyurur:


"(Ey Rasûlüm) Şüphesiz ki Kitab'ı sana hak olarak indirdik¸ o halde sen de dini Allah'a hâs kılarak ihlâs ile kulluk et!"[6]


"De ki; ‘Ben dini Allah'a hâs kılarak ihlâslı bir şekilde O'na kulluk etmekle emrolundum."[7]


3. Kur'ân'a göre ihlâs peygamberlerin temel vasfıdır. Bazı peygamberlerin ihlâslı davranışlarının onları ne tür felaketlerden kurtardığı Kur'ân'da örnek olarak verilir. İlgili bazı âyetler şöyledir:


– Hz. Yusuf¸ büyük belâdan ve fitneden ihlâsı sayesinde kurtulmuştur:


"Andolsun ki¸ kadın ona meyletti. Eğer Rabbinin işaret ve îkâzını görmeseydi o da kadına meyletmişti. İşte böylece biz¸ kötülük ve fuhşu ondan uzaklaştırmak için (delilimizi gösterdik). Şüphesiz o ihlâslı kullarımızdandı."[8]


– Hz. Musa Firavnların amansız zulümlerine ihlâsı sayesinde direnmiştir:


"(Rasûlüm!) Kitap'ta Mûsâ'yı da an. Gerçekten o ihlâs sahibi idi ve hem rasûl¸ hem de nebî idi."[9]


– Peygamberlerin babası Hz. İbrahim'in en önemli sermayesi ihlâs olmuştur:


"(Ey Muhammed!)¸ Kuvvetli ve basiretli kullarımız İbrahim¸ İshâk ve Ya'kûb'u da an. Biz onları özellikle âhiret yurdunu düşünen ihlâslı kimseler kıldık."[10]


4. Kur'ân'a göre insanlığın amansız düşmanı olan şeytan sadece ihlâslı kullara zarar veremeyecektir. Zira Şeytan ihlâslı kullardan ümidini kesmiştir:


"(Bunun üzerine İblis:) ‘Beni yolun dışına attığın için¸ ben de¸ kuşkusuz¸ yeryüzünde (kötülükleri) onlara süsleyip bezeyeceğim ve muhakkak ki onların hepsini ayartıp yoldan çıkaracağım¸ Ancak içlerinden ihlâsa erdirilen kulların hâriç!' dedi. (Allah) şöyle buyurdu: ‘İşte bana varan dosdoğru yol budur.' Aslında¸ (zâten) yoldan çıkmış olup da (kendi irâdeleriyle) senin peşine takılanların dışında¸ Benim kullarım üzerinde senin bir nüfûzun olmayacaktır.”[11]


5.  Allah'a dayanmak¸ O'nu vekil kılmak ordularıyla üzerimize gelen şeytanın tuzaklarını boşa çıkarır:


"(Onlardan gücünün yettiği kimseleri dâvetinle şaşırt; süvarilerinle¸ yayalarınla onları yaygaraya boğ; mallarına¸ evlâtlarına ortak ol¸ kendilerine va'dlerde bulun. Şeytan¸ insanlara¸ aldatmadan başka bir şey va'detmez. Şurası muhakkak ki¸ benim (ihlâslı) kullarım üzerinde senin hiçbir ağırlığın olmayacaktır. (Onları) koruyucu olarak Rabbin yeter."[12]


6. İhlâs sahibi olanlar cehennem azâbından âzâd olurlar. Yüce Allah şöyle buyurur:


"Çekeceğiniz cezâ yapmakta olduğunuzdan başka bir şeyin cezâsı değildir. (Bu azaptan) Ancak Allah'ın hâlis kulları istisnâ edilecek."[13]


Sünnete Göre İhlâs


1. Hz. Peygamber (s.a.v.) dinin ihlâs¸ yani samîmîyet üzerine kurulu olduğunu ifade etmiş ve şöyle buyurmuştur: "Din nasîhattir." Bunun üzerine sahâbe "Kime?" veya "Kim için?" diye sormuş¸ o da şöyle demiştir: "Allah'a¸ Kitabına¸ Rasûlü'ne¸ Müslümanların (meşrû) idarecilerine ve bütün Müslümanlara."[14] Burada geçen "nasîhat"¸ dürüstlük¸ ihlâs ve samîmîyet olarak açıklanmıştır.


2. Hz. Peygamber (s.a.v.) duâda ihlâslı olmayı öğütlemiştir.[15]


3. İhlâs¸ Müslümanın kalbinin hiyânet etmeyeceği hususlardandır. Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Şu üç hususta Müslümanın kalbi hıyânette bulunmaz: Allah için ihlâs ile amel yapmak¸ devlet adamlarına samîmî surette tavsiye ve nasîhatte bulunmak ve her halukârda Müslümanların cemâatiyle beraber olmak."[16]


4. Yine Hz. Peygamber (s.a.v.) ihlâslı bir kalple iman edenin kurtuluşa ereceğini belirtmiştir.[17]


5. İhlâsla yapılan amel az da olsa sahibini kurtaracaktır. Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Dinde ihlâslı ol¸ böyle yaparsan az amel bile sana yeter."[18]


6. İhlâs¸ ilâhî yardımı ve zaferi çeker. Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurur: "Allah bu ümmete¸ zayıfların duâsı¸ namazları ve ihlâsları sebebiyle yardım eder."[19]


Fıkıhta ihlâs ibadetlerin mânevî rüknü sayılmıştır. İhlâsın zıddı riyâdır. Riyâ ile yapılan amelin de Müslümana Allah katında vebalden başka bir şey getirmeyeceği bilinmektedir.


İhlâs¸ zaferin müjdecisidir. Tarihte nice imkânı az ordular ihlâsları sayesinde imkânları kat kat fazla olanlara gâlip gelmişlerdir.


 


 


 






[1] Müslim; Kitabu'l-İman¸ 78.



[2] Buharî¸ İman¸ 41; Müslim¸ İmare¸ 155.



[3] Beyhakî¸ Şuabu'l-Îmân¸ Beyrut 1990¸ V¸ 345.



[4] 39/Zümer¸ 3.



[5] 39/Zümer¸ 11.



[6] 39/Zümer¸ 2.



[7] 39/Zümer¸ 11.



[8] 12/Yusuf¸ 24.



[9] 19/Meryem¸ 51.



[10] 38/Sâd¸ 45-46.



[11] 15/Hicr¸ 39-42. Ayrıca bk. 37/Saffât¸ 74¸ 128¸ 160¸ 169.



[12] 17/İsr⸠64-65.



[13] 37/Sâffât¸ 39-40.



[14] Müslim¸ İman¸ 95; Buhârî¸ İman¸ 42.



[15] Ebû Dâvûd¸ Cenâzi¸ 56.



[16] İbn Mâce¸ Mukaddime¸ 18.



[17] Müsned¸ 7/147.



[18] Hâkim¸ IV¸ 341.



[19] Nesâî¸ Cihâd¸ 43.

Sayfayı Paylaş