HELÂL GIDA SERTİFİKASYONU

Somuncu Baba

“Helâl gıda konusunda bu gün Müslümanlar ciddî sıkıntılar çekmektedirler. Artan dünya nüfusuna anında yiyecek yetiştirme gayreti ve her şeyi herkesin yemesini isteme arzusu bazen helâl terazisini de şaşırtmaktadır. Helâl ve temiz olmayı değil¸ sadece parayı düşünen ve gözleri maddeden başka bir şey görmeyenler¸ dünyayı küçük bir köy haline getirmişlerdir.”

Müslümanın bu dünya hayatında bir imtihan içinde olduğu malumdur. Kendisine sunulan maddî ve mânevî lütuf ve imkânlar hep bu imtihanı başarmasına yöneliktir. Ancak bazı insanlar yaratılış gayesini hiç unutmaz ve ezelde Allah'a verdiği sözde durarak bu dünya hayatının geçici olduğunu aklından çıkarmaz. Aynı zamanda her gün imtihanda olduğunu da unutmaz. Yaptığı her işte¸ yakaladığı her fırsatta¸ kazandığı her nimette ve kaybettiği her imkânda içinde olduğu imtihanın etkisi mutlaka vardır. Bazı insanlar da imtihanda olduğunu unutarak hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünyaya ve nimetlerine sarılır. Açgözlü bir anlayış ve doymayan bir hırsla âdetâ ne bulursa saldırır. Ona dışarıdan bakanlar sanki şöyle söylediğini düşünürler: “Helâl-haram ver Allah'ım¸ senin kulun yer Allah'ım!” Bu şekilde hareket edenler yediklerine ve içtiklerine de pek dikkat etmezler. Çünkü onlar için önemli olan midelerini doldurmaktır. Bunlar yaşamak için yemez¸ âdetâ yemek için yaşarlar. İşte bu durumda olan insanlar Müslüman kimliği taşıyor olsalar da¸ Müslüman sorumluluğundan yoksundurlar. Çünkü Müslüman¸ her hareketinde imtihan içinde olduğunun farkında olarak¸ sorumluluğunu idrâk ederek takvâ kıvamında yaşar. Ya fiilen müttakîdir¸ ya da takvâ özlemi çeker. Bir an önce de ona ulaşma gayreti içindedir. Bu sebeple yiyip içtiklerine dikkat etmek ve bu konuda hassas davranmak da takvâ sahibi¸ sorumluluk bilincine sahip Müslümanların görevidir. Zira helâl ve temiz gıda sâlih amelin teşvikçisidir. Haram ve şâibeli gıdalar ise takvâ damarlarını tıkayan zararlı kistler mesâbesindedir.


Günümüzde gıda maddelerine değişik amaçlarla birçok kimyasal madde karıştırılmaktadır. Bunların bir kısmı tatlandırıcı¸ bir kısmı renklendirici¸ bir kısmı ise ürünün raf ömrünü uzatmaya yöneliktir. Bunun sonucunda bir gıda maddesinin helâl mi haram mı olduğunu tesbit etmek Müslümanlar bakımından zorlaşmaktadır. En azından bu ürünler şüpheli hale gelmektedir. Müslümanın imkân dâhilinde şüpheden kurtulması gerekir. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.v.) şüpheli şeylerden kaçınmış ve kaçınmayı emretmiştir.


Helâl gıda konusunda bu gün Müslümanlar ciddî sıkıntılar çekmektedirler. Artan dünya nüfusuna anında yiyecek yetiştirme gayreti ve her şeyi herkesin yemesini isteme arzusu bazen helâl terazisini de şaşırtmaktadır. Helâl ve temiz olmayı değil¸ sadece parayı düşünen ve gözleri maddeden başka bir şey görmeyenler¸ dünyayı küçük bir köy haline getirmişlerdir. Teknolojik imkânlar onlara bu fırsatı fazlasıyla vermiştir. Küçük bir köy olan dünyayı da kendi bahçelerinden¸ kendi ürünlerinden ve mâmûlâtlarından beslemek istemektedirler. Bunun için de helâli harama karıştırıp süslü ambalajlar içinde satmaktadırlar. Zaten zehir üzerine biraz tatlı ekilerek pazarlanır.


Helâl gıda konusundaki tereddütler gerek yurt içinde ve gerekse yurt dışında yaşayan Müslümanlar açısından da geçerlidir. Yurt dışında yaşanan bu sıkıntılar zaman zaman kendi ülkemizde de yaşanmaktadır. Aldığımız peynirin¸ sütün¸ yumurtanın¸ etin¸ tavuğun hangi şartlarda ve nasıl üretildiği bilinmediği zaman insanın iştahı kaçmaktadır. Elbette sorumlu Müslümanın iştahı kaçmalıdır da. Fakat bunun bir çaresi olmalı. Her ürünü herkesin imalat hanesine giderek inceleme imkânı yoktur. Özellikle gayrimüslim ülkelerde bu imkân daha da kısıtlıdır. Bundan dolayı Müslümanları rahatlatmak ve yanlışa düşmelerini önlemek amacıyla belli bir zamandan sonra “Helâl Gıda Sertifikası” adı altında bir sertifika icat edilmiştir. Bunun amacı¸ gıda maddeleri konusunda tereddüt yaşayan Müslümanlara yardımcı olmaktır. Bunu daha önce Yahudileri kendilerini inançlarına uymayan gıdalardan korunmak için icat ettikleri söylenmektedir. Çünkü yiyecekler konusunda hassas olan Yahudiler “koşer” etiketi taşımayan gıda ve özellikle et ürünlerini yememektedirler. İşte bu hassasiyeti Müslümanların da göstermesi gerektiğini düşünenler Müslümanların yemesinde sakınca bulunmayan ürünler için de helâl damgası vurulmasını düşünmüşlerdir. Doğru işlediğinde olması gereken bu işlem¸ bazen kötüye kullanılsa da güzel bir adımdır. Kötüye kullanılmaya açık olması¸ kötü niyetli ve sömürme amacı taşıyanlarca kullanılmasıdır. Bunlar aslında İslâm'a göre câiz olmayan madde ve karışımlar taşıyan ürünlere de bu damgayı vurabilirler. Hatta böyle yapanlar da olmuştur. Fakat kötüye kullanılması bunun prensipte kötü olmasını gerektirmez. O zaman bu alana Müslümanların sahip çıkarak sertifika verme işini bizzat ele almaları gerekmektedir. 


Teknolojinin verdiği imkânlar sebebiyle¸ günümüzde Müslümanların gönül rahatlığı ile bir yiyeceği tüketmesi dünyanın her yerinde problem olmaya başlamıştır. Bunun en temel sebebi¸ gıdaların içerisine katılan ve dinen helâl olmayan veya helâlliğinde şüphe olan maddelerdir. Bu yurt dışında yani gayrimüslim ülkelerde yaşayan Müslümanlar için daha ciddi bir problemdir. Çünkü kendi ülkesinde en azından farklı alternatifler bulma imkânı bulunan Müslümanlar şartlarını bilmedikleri ülkelerde sıkıntı yaşamaktadırlar. Bunun için bir gıda maddesinin dine aykırı olmayan unsurlar taşıdığının ürünün üzerine yazılması tüketici açısından bir kolaylık olmaktadır. Belli zamandan sonra ihtiyaca binâen bunun bazı ülkeler tarafından sertifikaya bağlandığını görmekteyiz. İlgili uzmanların incelemesi neticesinde bir gıda maddesi dînen yenilmesi haram olan bir madde içermiyorsa buna “helâl” damgası vurulmaktadır. Bu şekilde dine uygun üretim yapan firmalar da üretimlerinin haram maddeler içermediğini ve ürünlerinin İslâmî usullere uygun olduğunu göstermek için “Helâl Gıda Sertifikası” almaktadırlar. Bu sertifikayı veren kurum¸ kimya mühendisi¸ gıda mühendisi¸ tıp doktoru ve din âlimlerinden oluşturduğu bir uzman ekiple çalışmaktadır. Onların verdiği “Yenebilir.” ve “Dine aykırı unsur taşımamaktadır.” raporuna binâen de firmalara helâl gıda sertifikası vermektedir. Elbette bu sertifikayı veren kurum bundan para almaktadır. Çalıştırdığı ekip ve işlettiği kurumu ayakta tutmak için buna ihtiyacı da vardır. Bu anlamda alınan ücret de dînen helâldir. Zira alınan ücret meşru bir işe karşılık alınmaktadır. Fakat burada sertifikayı veren kuruma çok büyük sorumluluklar düşmektedir. Mesel⸠bir firmanın üretim aşamalarını bir defa inceledikten sonra ona helâl gıda sertifikası verilmektedir. Aynı firma başka zamanlar helâl olmayan katkı maddesi kullanabilir. Böyle bir ihtimal ve şüphe her zaman mevcuttur. Bunun için helâl gıda sertifikası veren firmalar bir anlamda sertifika verdikleri firmalara şehâdet etmektedirler. O zaman kendileri şehâdet ettikleri üretici firmaları periyodik olarak kontrol etmeleri de gerekmektedir. Aksi halde işin sadece parasal yönü ön plana çıkar ki¸ bu da dini anlamda ciddi bir vebaldir. Bir de şuna dikkat etmek gerekir¸ bir ürün üzerinde helâl sertifikası yazması her zaman ve her ülkede onun gerçekten helâl olduğunu göstermez. Çünkü bir takım tecrübeler bu işin istismâr edildiğini de göstermiştir. Bazı ülkelerde helâl gıda sertifikası veren kimi gayrimüslim firmaların¸ domuz mâmûlü içeren bazı ürünlere “helâl” damgası vurduğu tesbit edilmiştir. Bunun için tüketici Müslümanın bu noktada da hassas davranması¸ sertifikayı veren firmayı da araştırması gerekmektedir.


Türkiye'de de bazı firmaların helâl gıda sertifikası verdiği bilinmektedir. Bu firmalar Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan da yardım almaktadırlar. Ancak bu konuda en sağlıklı yolun bu işi Gıda¸ Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı'nın birlikte ve resmi yollarla yapmalarıdır. O zaman ticarî endişeler ve bu işi çeşitli hileli işlere alet etme düşüncesinin de önü kapanmış olur.

Sayfayı Paylaş