YÜZYİRMİSEKİZİNCİ HUTBE

Somuncu Baba

Ağaç dikenin uhrevî mükâfatı büyük olduğu gibi lüzumsuz yere ağaç kesenin vebali de büyüktür. Şu hadîs-i şerîfe dikkat buyurun; “Eğer birinizin elinde dikeceği bir hurma fidanı bulunurken kıyamet kopsa¸ firsatı varsa¸ o ağacı yine diksin.” diye buyurmuş ve ağaç dikmenin ehemmiyetine işaret etmişlerdir.

Muhterem Müminler!
Mevlâ'mızın biz kullarına ihsan ettiği sayısız nîmetlerden birisi de ağaçtır. Ağaç: gölgesiyle safa¸ meyvesiyle gıda¸ odunuyla ısı¸ ürünüyle sınaî ve ticarî bir maddedir. Ağaç¸ her şeyi ile faydalı bir nîmettir. Evimizin çatısından kapısına kadar¸ hayâta göz açan çocuğun beşiği de¸ hayâta veda eden kişinin tabutu da ağaca ihtiyaç göstermektedir. Ağacın faydaları çok cepheli ve yaygındır. Ağaç¸ yağmurların zamanında ve düzenli olarak yağmasına vesîledir. Ağaç¸ Rabbimizin bir rızık sofrasıdır. Allâhu Teâlâ o sofrada biz kullarına çeşitli nîmetler ikram etmektedir. Ağaçsız yamaçların toprakları selle gidip¸ zayi olur. Ağaç¸ esen rüzgârın hızını keser. Yolların tozunu süzer ve havayı bize gönderir. Ağaç aynı¸ zamanda bir sağlık kaynağı¸ endüstri ve ticaret maddesidir. Ağacın ehemmiyetini müdrik bulunan milletler¸ gerek sınaî sahada gerekse ticarî alanlarda büyük ilerleme kaydetmişlerdir. Cenâb-ı Hak bir âyet-i kerîmede buyuruyor ki: “Onda türlü meyveler¸ tomurcuktu hurma ağaçları¸ samanlı daneler ve hoş kokulu nebatlar vardır.” (Rahman¸ 11-12)
Ağaçsız bir ülkenin sıcağı fazla ve soğuğu sert olur. Ağaçlı beldelere bol ve bereketli yağmur düşer. Bu yüzden çayırlar bollanır¸ hayvancılık gelişir ve ürünler ormana sebep olur.
Ebû'd-Derdâ (r.a) Şam'da ağaç dikmekle meşgul olduğu sırada yanına bir şahıs geldi ve aralarında şöyle bir konuşma geçti:
– Sen Rasûlullah'ın ashabından olduğun hâlde böyle işlerle mi meşgul oluyorsun¸ dedi. Ebû'd-Derdâ:
– Acele etme; beni bekle seninle konuşacağım.
– Ben Rasûlullah'ı şöyle söylerken işittim. “Kim bir fidan dikerse onun meyvesinden gerek insan gerekse Allah'ın yarattığı her hangi bir canlı yedikçe onu diken kimse için bir sadaka ecri yazılır.”
Diğer bir hadîs-i şerifte: “Kim bir ağaç dikerse Allahu Teâlâ o ağaçtan meydana gelecek meyve miktannca diken kimseye ecir ve sevab yazar.” diye buyurulmuştur.
Ağaç dikenin uhrevî mükâfatı büyük olduğu gibi lüzumsuz yere ağaç kesenin vebali de büyüktür. Şu hadîs-i şerîfe dikkat buyurun; “Eğer birinizin elinde dikeceği bir hurma fidanı bulunurken kıyamet kopsa¸ firsatı varsa¸ o ağacı yine diksin.” diye buyurmuş ve ağaç dikmenin ehemmiyetine işaret etmişlerdir.
Rivayete göre yaşlı bir adam ağaç dikmekle meşgul iken ülkenin padişahı oradan geçiyordu. Yaşlı zâtın bu hâli hoşuna gitti. Kendisine:
– Ey ihtiyar ağaç dikiyorsun¸ ama meyvesini ne zaman yiyeceksin¸ dedi. İhtiyar şu cevabı verdi:
– Biz bizden evvelkilerin diktiklerinin meyvesini yiyip onlara duâ ediyoruz. Bizden sonra gelecek nesiller de bizim diktiklerimizden yesinler¸ bize duâ etsinler.
Yaşlı adamın bu cevabı hükümdarın çok hoşuna gider. Ve vezirine:
– İhtiyara bir kese altın ver¸ der. İhtiyar keseyi alınca:
– Başkalarının diktikleri senelerce sonra meyve verir¸ benimki ise şimdi meyve verdi¸ dedi.
Yine cevap padişahın hoşuna gitti. İkinci bir kesenin verilmesini emretti. Bu sefer ihtiyar;
– Padişahım herkesin diktiği senede bir defa meyve verir¸ benimki ise senede iki defa meyve verdi¸ dedi.
Cenâb-ı Hak¸ bizleri yararlı¸ kâmil kullarından eylesin. Amîn.

Sayfayı Paylaş