BOŞAMA VE BOŞANMA HAKKI

Somuncu Baba

"Boşama hakkının prensip olarak kocaya verilmesi¸
bunu istediği gibi¸ keyfî ve sorumsuz bir şekilde
kullanacağı anlamına gelmez. Zira boşama hakkı
gibi hassas ve tehlikeli bir emânetin kendisine teslim
edildiği bu koca boşamanın nasıl bir felaket olduğunun
bilincinde olan bir kocadır."


Ailenin Tanımı


Aile¸ insanların en yakınlarıyla birlikte oluşturdukları sıcak¸ samimî ve yakın birlikteliğin adıdır. En dar anlamıyla bu birliktelikte ana¸ baba ve çocuklar vardır. Çocuk olmasa da çekirdek bir aile ana ve babadan meydana gelir. Çocuklardan sonra halka genişleyeceği için geniş ailelere geçilir. Çekirdek ailedeki "çekirdek" kelimesini "tohum¸ ilk nüve" anlamında da alabiliriz. Bu durumda aile toplumun ilk hali ve atomu olur. Koca bir toplum çekirdek bir aile ile başlar. İslâmî değerlerimiz asırlar içerisinde kendi imkânlarıyla mutlu bir geleneksel aile yapısı oluşturmuştur. Ancak bugün geleneksel aile yapımızın çözüldüğü sıkça söylenmektedir.


Geleneksel Aile Yapımız Çözülüyor mu?


Günümüzde aile huzursuzluklarının giderek artmakta olduğunu üzülerek müşâhede ediyoruz. Bunu tasvir edenler geleneksel İslâm ailesinin çözüldüğünü söylüyorlar. Bu ailenin çözülmesinde dış etkenlerin olduğu muhakkaktır.


Dış Etkenler


İslâm dışı güçler bizi kendilerine benzetmeyi bir siyâset haline getirmiş¸ Müslümanları parçalamanın en önemli yolu olarak aileyi dağıtmayı hedef seçmişlerdir. Ülkemizde yapılan bilinçsiz taklîde dayalı bazı aile ve tele-vole programları da bu konuda çok etkili olmaktadır. Bu programlar adeta hukuk dışı cinsel hayatı teşvik etmekte¸ ebediyet anlayışı ve bir yastıkta kırk yıl idealine dayanan aile yapısını çekilmez olarak sunmaktadır. Yine bu programlarda boşanma en tabi bir işlem olarak sunulmakta¸ çok basit nedenlerle evlilik hayatının sona ermesi normal karşılanmaktadır. Hâlbuki ailenin yıkılması¸ Müslümanlar adına büyük bir felâkettir. Böyle bir işe ancak şeytânî duygulara sahip insanlar tevessül eder ve karı kocanın arasının bozulmasından ancak onlar mutlu olur. Bu gerçeği Hz. Peygamber (s.a.v.) bir hadislerinde şöyle dile getirmişlerdir: "Şeytan üssünü suya kurar ve ordularını insanların üzerine gönderir. Ordusu içinde insana en yakın olan en büyük kötülüğü yapandır. Nitekim elemanlarından biri gelir ‘Şununla uğraştım sonunda onu zinaya sürükledim.' der. Şeytan¸ ‘Bu yaptığın bir şey ifade etmez¸ çünkü sonunda o tevbe edebilir.' der. Sonra bir başkası gelerek karı ile kocanın arasını ayırdığını söyler. Şeytan onu tebrik eder ve ona şöyle der: ‘Aferin! Ne güzel iş başardın."[1]


Bu gün özellikle facebook ve benzeri sosyal medya olarak isimlendirilen¸ ancak aslında sosyal dedikodu ve sır ve özel hayat düşmanı sistem aileleri ciddi anlamda tehdit etmektedir.


İç Etkenler


Ailenin çözülmesinde iç etkenler de en az dış etkenler kadar önemlidir. Şunu da akıldan çıkarmamak gerekir ki¸ evlilik problemlerin kaynağı olmadığı gibi¸ hiç problemsiz de değildir. Hz. Peygamber (s.a.v.) dahi kendi hanımlarıyla zaman zaman¸ gerek kıskançlıklarından¸ gerekse bir kısım dünyevî taleplerinden kaynaklanan bazı problemler yaşamış ve onları sabırla¸ tahammülle ve örnek davranışlarıyla çözmüştür. Zira o¸ her konuda olduğu gibi¸ aile reisliği¸ ideal eş ve baba olma bakımından da en büyük önderimiz ve örneğimizdir. Sahâbenin de zaman zaman aile problemi yaşadığını ve çözüm için Hz. Peygamber (s.a.v.)'e mürâcaat ettiğini görmekteyiz. Bazı kadınlar¸ kocalarının kendisini dövdüğünü¸ ihmâl ettiğini¸ mizaç uyuşmazlığı yaşadıklarını; erkekler de hanımlarının başka erkeklere karşı serbest davrandıklarını şikâyet etmişler ve Hz. Peygamber (s.a.v.)  her birine uygun tavsiyelerde bulunmuştur.


Geleneksel Ailede Ne Vardı?


Geleneksel ailemizde ne vardı ki¸ bugün bir yıkılmadan veya çözülmeden söz ediyoruz. Geleneksel aile yapımıza sevgi¸ muhabbet¸ saygı¸ merhamet¸ vef⸠tahammül¸ sır saklama¸ aşk ve komşu hukuku gibi üstün değerler hâkimdi. Günümüzde bunların önemli ölçüde aşındığına şahit olmaktayız. Bu aşınma da ailede çözülmelere sebep oluyor. Elbette bu tek taraflı değil. Bunda eşlerin her ikisinden kaynaklanan sebepler var.


Eşler Arasında Sıkça Rastlanan Şikâyetler


1. Eşin inatçı olması (Sadece kendi görüşünü beğenip eşiyle istişare etmemesi)


2. Kıskançlık-Yalancılık


4. Erkeğin eşine yardımcı olmaması


5. Eşlerin birbirinin ailesine saygı göstermemesi


6. Kocanın kötü ahlaklı olması ve eşine kötü davranması


7. Eşin çok cimri olması-Eşlerin savurgan olması ve alış-verişe doymaması (kanaatsizlik)-Erkeğin¸ hanımının tüm gelirine el koymak istemesi-Hanımın özenti içinde olması ve bunu tekrarlaması


9. Eşin ihmalkâr olması


10. Evlilik hayatının monotonlaşması ve bıktırıcı hale gelmesi


11. Evliliklerde denkliğe dikkat edilmemesi


12. Evliliğin ne olduğu bilinmeden¸ yeterince olgunlaşmadan ve getireceği sorumluluk kavranılmadan bu işe girişmek (küçük yaşta)


13. Ailenin¸ evlilik kararına ve aile hayatına ya çok müdahil ya da çok ilgisiz olması


14. Ebediyet mantığının yerini zihinlerde gizli geçici heves ve planların alması


15. Kadın ve erkeğin sosyal rollerinin sabitlenmesi ve güncellenememesi


16. Erkek çocuk tutkusu


17. Karşılıklı saygısızlık 


18. Eşitlik ve üstünlük iddiası


Bu şikâyetler uygun yollarla ortadan kaldırılmazsa süreç eşleri boşamaya götürmektedir.


Geçimsizlik ve Boşanma


Evlenme¸ ulvi gayeler için oluşturulan beraberliğin adıdır. Bir evlilik beklenen gayelere hizmet etmiyorsa¸ zorlayıp hayatı zehir etmenin bir anlamı yoktur. Evliliğe teşvik eden âyet ve hadisler imkân dâhilinde onun basit sebeplerle bozulmayıp devam ettirilmesini önermişlerdir. Başka çare kalmadığında boşanmanın tabii ve zorunlu bir yol olduğunu ifade eden Allah ve Rasûlü¸ evliliğin aksine boşanmayı asla teşvik etmemişlerdir. Boşanma¸ hemen erkeğin iki dudağı arasında bir sözle gerçekleşen bir işlem olmayıp belli hukuku bulunmaktadır. Kur'ân¸ boşanmadan önce başvurulması gereken bir takım yollar önerir. Her şeyden önemlisi aile meselelerinin mahkemeden önce tarafların ailelerinden oluşan hakemler vasıtasıyla çözülmesini emreder. İlgili âyet şöyledir: "Eğer karı-kocanın aralarının açılmasından korkarsanız¸ erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin. Bunlar barıştırmak isterlerse Allah aralarını bulur; şüphesiz Allah her şeyi bilen¸ her şeyden haberdar olandır."[2]  


Hz. Peygamber (s.a.v.)  bir hadislerinde boşamayı¸ Allah katında en sevimsiz helal olarak nitelendirmiştir.[3]


İslâm talâk hakkını prensip olarak kocaya vermiştir. Bazı durumlarda da kadının boşama hakkına ortak olması (tefvîz) kabul edilmiştir. Ayrıca kadın bazı durumlarda mahkemeye başvurarak boşanma talebinde bulunabilir. Yine kocasıyla anlaşarak verdiği bir bedel karşılığında evliliği sona erdirebilir. Buna muhâlea adı verilir.


Talak Hakkı


Boşama hakkının prensip olarak kocaya verilmesi¸ bunu istediği gibi¸ keyfî ve sorumsuz bir şekilde kullanacağı anlamına gelmez. Zira boşama hakkı gibi hassas ve tehlikeli bir emânetin kendisine teslim edildiği bu koca boşamanın nasıl bir felaket olduğunun bilincinde olan bir kocadır. Ona boşamanın ne kadar tehlikeli¸ yeri göğü titreten ve zulme sebep olan bir şey olduğunu gösteren dinî hükümler vardır. Bu hükümler onun kararını ve iradesini kayıt altına almaktadır. Bu sebeple sorumluluk sahibi olması gereken bu koca¸ elindeki boşama hakkını asla bir tehdit¸ baskı ve üstünlük aracı olarak kullanamaz. Bundan dolayı da genelde tekrar edildiğinin aksine¸ kadının boşanması erkeğin iki dudağı arasında değildir. Şayet eşlerde sorumluluk bilinci olmazsa o zaman boşama hakkı erkeğin iki dudağı arasından alınır¸ kadının iki dudağı arasına konulmuş olur. İslâm bu hakkı kocaya verirken¸ duygusallık yapılarak yerli yersiz kullanılmasına engel olmayı hedeflemiştir. Tarihî veriler bize göstermektedir ki¸ İslâm hukukunda boşama hakkının kocaya verilmiş olması¸ hiçbir zaman İslâm toplumlarında boşanmaları hızlandırmamıştır. Aksine¸ toplumda yerleşik hale gelmiş bulunan dinî anlayış ve eğitim aile bağlarını güçlendirici ve keyfi boşamaları önleyici bir fonksiyona sahip olmuştur.[4] Fakat kadına özgürlük adıyla mahkemelerin gösterilmesi boşanmaları hızla artırmaktadır. 


 





 






[1] Müslim¸ Sıfatü'l-münâfıkîn¸ 67.



[2] 4/Nis⸠35.



[3] Ebû Davud¸ Talak¸ 3; İbn Mâce¸ Talak¸ 1.



[4] Bk. İnanç¸ İbâdet ve Günlük Yaşayış Ansiklopedisi¸ IV¸ 244.

Sayfayı Paylaş