YÜZOTUZBİRİNCİ HUTBE

Somuncu Baba

“Ey îmân edenler! Eğer siz Allah'a (Allah'ın dinine) yardım ederseniz O da size yardım eder¸ ayaklarınızı kaydırmaz.” (47/Muhammed¸ 7.)

Muhterem Cemâat-i Müslimîn!

Bu hutbemizde vücut sağlığı ile ilgili olarak İslâmiyet'in tedâviye verdiği ehemmiyetten bahsedeceğiz. Kur'ân-ı Kerîm başımıza gelen her musibete kendimiz sebep olduğumuzu haber vermektedir. Öyle olunca sağlığımızı tehdit eden hastalıkların sebebini de kendi dikkatsizlik ve ihmalkârlığımızda aramamız¸ sağlığımızı korumak için birtakım sağlık tedbirlerine başvurmamız gerekmektedir. Bu¸ ih

“Ey îmân edenler! Eğer siz Allah'a (Allah'ın dinine) yardım ederseniz O da size yardım eder¸ ayaklarınızı kaydırmaz.” (47/Muhammed¸ 7.)


Muhterem Cemâat-i Müslimîn!


Bu hutbemizde vücut sağlığı ile ilgili olarak İslâmiyet'in tedâviye verdiği ehemmiyetten bahsedeceğiz. Kur'ân-ı Kerîm başımıza gelen her musibete kendimiz sebep olduğumuzu haber vermektedir. Öyle olunca sağlığımızı tehdit eden hastalıkların sebebini de kendi dikkatsizlik ve ihmalkârlığımızda aramamız¸ sağlığımızı korumak için birtakım sağlık tedbirlerine başvurmamız gerekmektedir. Bu¸ ihtiyat tedbirlerini almamız hakkında verilen umumî mahiyetteki İlâhî emrin de bir îcâbıdır.


Herhangi bir yerde bulaşıcı bir hastalık zuhur ettiği zaman orada bulunanların dışarı çıkmamaları¸ dışarıdakilerin de oraya girmemeleri husûsundaki tavsiye-i nebeviyye sağlık tedbirleri bakımından ne kadar mühimdir.


Bulaşıcı hastalıklara karşı tavsiye buyrulan ve Avrupa'da ancak son asırlarda tatbik edilmeye başlanan bu karantina usûlünün doğrudan doğruya İslâmiyet'in eseri olması bu konuda bizim için ne kadar ibretlidir.


Cemâat-i Müslimîn!


Medîne-i Münevvere'ye bîat için gelen heyetlerden birinde bir cüzzamlı da vardı. Hey'et âzâları birer birer gelip Peygamberimize bîat etmişler¸ sıra cüzzamlıya gelince¸ Peygamberimiz ona elini uzatmaksızın;  "Sen dur¸ seninle bîatımız hâsıl olmuştur." buyurarak bulaşıcı hastalıklardan korunmanın lüzum ve ehemmiyetini açıkça göstermişlerdir.


Muhterem Cemâat!


Hastalıklardan ne derece sakınmamız lâzımsa; tutulduğumuz hastalıktan kurtulmak için de o derece çareler araştırmamız lâzımdır. Hastalıklarımızı tedâvi ettirmemiz husûsunda Peygamberimizin müteaddid emirler ve tavsiyeleri vardır. Peygamberimiz (s.a.v.) her hastalığın bir devâsı bulunduğunu ilacı ele geçince her hastalığın şîfâ bulacağını¸ yalnız ihtiyarlık ve ölümden kurtulmaya çare olmadığını haber vermiştir.


İslâmiyet'te tıp ilminin din ilminden önce sayılmasının elbette bir sebep ve hikmeti vardır. Tıp tarihi ile meşgul olanlar bilirler ki hicretin daha ilk asrı içinde¸ İslâm memleketlerinde muntazam hastahâneler yapılmış¸ buralarda¸ millet ve din farkı gözetilmeksizin her hastanın tedâvisi yapılmıştır. Bu¸ İslâmiyet'te vücut sağlığına ve tedâviye verilen ehemmiyeti göstermeye kâfi gelir sanırım.

Sayfayı Paylaş