SULTAN AHMED HAN

Somuncu Baba

İstanbul'un manevî büyüklerinden Azîz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri Osmanlı döneminde sekiz padişah devrini idrak etmiş bir Allah dostudur. Allah dostlarının Osmanlı hükümdarlarına mânen himmet geleneğine uygun olarak Hüdâyî Hazretleri¸ sultanların âdil¸ gayretli ve mâneviyat bakımından zinde olmaları için büyük himmetler sarf etmiştir.

Bir gün Sultan Ahmed Han¸ Hüdâyî Hazretleri'ne kıymetli bir hediye göndermişti. Fakat Hazret-i Hüdâyî kabul etmedi. Bunun üzerine Sultan Ahmed¸ aynı hediyeyi devrin şeyhlerinden Abdülmecîd Sivâsî Hazretleri'ne gönderdi.


İstanbul'un manevî büyüklerinden Azîz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri Osmanlı döneminde sekiz padişah devrini idrak etmiş bir Allah dostudur. Allah dostlarının Osmanlı hükümdarlarına mânen himmet geleneğine uygun olarak Hüdâyî Hazretleri¸ sultanların âdil¸ gayretli ve mâneviyat bakımından zinde olmaları için büyük himmetler sarf etmiştir.


Bir gün Sultan Ahmed Han¸ Hüdâyî Hazretleri'ne kıymetli bir hediye göndermişti. Fakat Hazret-i Hüdâyî kabul etmedi. Bunun üzerine Sultan Ahmed¸ aynı hediyeyi devrin şeyhlerinden Abdülmecîd Sivâsî Hazretleri'ne gönderdi. Abdülmecîd Sivâsî Hazretleri'nin hediyeyi kabul etti. Bir ziyaret esnasında: “Efendim! Ben bu hediyeyi daha evvel Hüdâyî Hazretleri'ne göndermiştim. Kabul buyurmamıştı. Fakat siz kabul buyurdunuz!” dedi. İfadelerdeki nükteyi anlayan Sivâsî Hazretleri de şu manidar cevabı verdi: “Sultanım! Hazret-i Hüdâyî bir ankadır ki¸ lâşeye tenezzül etmez!” Bu cevaptan memnun olan Sultan¸ bir müddet sonra Hüdâyî Hazretleri'ne uğradı ve: “Efendim! Sizin kabul etmemiş olduğunuz o hediyeyi Abdülmecîd Efendi kabul buyurdu.” dedi. Hazret-i Hüdâyî de mütebessim bir çehre ile: “Sultanım! Abdülmecîd Efendi bir deryadır. Koca deryaya bir damlacık mâsivâ kiri düşmesi¸ onun sâfiyetine zarar vermez!” buyurdu. Bu menkıbe¸ iki büyük Allah dostunun birbirlerine olan muhabbet ve tazimlerini¸ göstermektedir. Hüdâyî Hazretleri'nin pek meşhur olan kerametlerinden biri de¸ Sultan Ahmet Camii için tertip edilen bir törene yetişmek için gayet fırtınalı bir havada hiçbir kayıkçının denize açılamadığı bir zamanda kendi kayığına atlayıp birkaç müridiyle Üsküdar'dan salim bir şekilde karşıya geçmesidir. Allahu Teâlâ'nın izniyle kayığın takip ettiği yol¸ gayet süt liman olmuş ve dört bir yanda şâha kalkmış dalgalar bu Allah dostunun kayığına hiçbir zarar vermemişti. Hâlen Üsküdar ile Sarayburnu arasındaki bu yola “Hüdâyî Yolu” denir. Bilen kayıkçılar¸ şiddetli fırtınalarda bu yolu takip ederler.


Bu sayımızda¸ Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil ‘Mahpeyker Kösem Valide Sultan' başlıklı makalesinde¸ ‘Hüsn-i cemali¸ aklı ve zekâsı¸ hayrat ve hasenatıyla meşhur ve saliha bir valide sultandı.' dediği Kösem Sultanı bütün yönleriyle anlatıyor. ‘Tarihin Derinliklerindeki Osmanlı İhtişamı: Sultan Ahmet Camii' başlıklı yazısında ise Resul Kesenceli Sultan Ahmet Camii'nin yapılış öyküsünü sizlerin istifadesine sunuyor. Yine Mustafa Özçelik ‘Söz Mülkünde Bir Padişah başlıklı yazısında Padişah I. Ahmet'in ne denli güçlü bir şair olduğunu dile getirmeye çalışıyor. ‘Sultan I. Ahmet' başlıklı makalesinde de M. Nihat Malkoç Sultan I. Ahmed'in farklı yönlerine değiniyor.


Dergimizde ayrıca Prof. Dr. Ali Akpınar ‘Hz. Zekeriyâ'nın (a.s.) Geri Dönmeyen Duâsı'¸ Prof. Dr. Ramazan Altıntaş ‘Tekfir Olgusu ve Sonuçları'¸ Prof. Dr. Kadir Özköse ‘Nefsin Mertebeleri'¸ Prof. Dr. Enbiya Yıldırım ‘Nefsi Öncelemek'¸ Prof. Dr. Abdullah Kahraman ‘Fâiz Hassasiyeti ve Müslümanlar' başlıklı yazılarının yanında diğer yazarlarımız bir birinden güzel yazılarını sizler için kaleme almışlardır. Okunup istifade edilmesi dileklerimizle…


 


Sultan Ahmad I


As one of the spiritual leaders in Istanbul¸ Aziz Mahmud Hudâyî was a Wali who lived in the eras of eight different Ottoman Sultans. As the tradition of the Walis to pray for the Ottoman Sultans¸ he also prayed for them so that they could be fair¸ studious¸ diligent and spiritually active.


The relation between Sultan Ahmad I and Aziz Mahmud Hudayi firstly started with a popular dream analysis.


Aziz Mahmud Hudayi could catch the opening ceremony of Sultan Ahmad's Mosque (The Blue Mosque) with some of his followers¸ sailing from Üsküdar in a quite stormy day by his own boat¸ when nobody¸ even the fishermen¸ could sail. The route between Üsküdar and Sarayburnu is still called as “Hudayi Route”. Today¸ in stormy days¸ some fishermen who know this route¸ follow it while sailing.


In this issue¸ Prof Dr. Ahmet Şimşirgil has an article about “Mahpeyker Kosem Valide Sultan” that gives all the details about her.

Sayfayı Paylaş