AKŞEMSEDDİN HAZRETLERİ

AKŞEMSEDDİN HAZRETLERİ

Akşemseddin Hazretleri, Osmanlı’nın yükselme döneminde hayat sürmüş, İstanbul’un manevî fâtihi unvanını hak etmiş ve Peygamber Efendimiz’in kutlu fetih müjdesine nail olmuş bir Allah dostudur. Osmanlı’nın hem kuruluş hem de yükseliş dönemlerini görmüş olması, yaşamış olduğu çevrenin siyasî, kültürel, dinî ve tasavvufî yapısından büyük oranda etkilenmiş ve yaşadığı döneme silinmez izler bırakmıştır. Akşemseddin Hazretleri’nin manevî gayretleri ile padişahın da siyasî liderliğinde İstanbul, 1453 yılında fethedilerek Bizans Devleti tarihe karışmıştır. Bu mühim hadisenin en yakın ve önemli tanıklarından biri olan Akşemseddin,  1389 yılında Yıldırım Bayezid’in tahta oturması ile birlikte hayata gözlerini açmış, 1459 tarihinde 70 yaşında iken Göynük’te vefat etmiştir.

Osmanlı’nın şekillenmeye başladığı ve 2. Mehmet ile birlikte şahlandığı bu siyasî   ortamda yaşayan Akşemseddin, tarihe adını ‘Fâtih’in Hocası’ ve ‘İstanbul’un manevî fâtihi’ olarak kazımıştır. Osmanlı siyasî hayatına İstanbul’un fethi gibi çok önemli bir konuda katkıda bulunan Akşemseddin, Hacı Bayram’ın, İstanbul’un fethinin Fâtih ile Akşemseddin’e nasip olacağı müjdesi doğrultusunda, Fâtih’i cesaretlendirmiş, Osmanlı siyasî tarihinde çok önemli bir yere sahip olmuştur. Akşemseddin’in, Hacı Bayram-ı Veli’ye intisab edene kadar yani yaklaşık kırk yaşına kadar müderrislik yapmaya devam ettiğini bilinmektedir. Devrinin okutulan tüm ilimlerine vakıf olmasının yanında, zamanının bilgilerine aşina çok iyi bir tıp doktoru olduğuna dair birçok kaynakta kayıtlar bulunmaktadır. Akşemseddin’in hekimliğine dair Menâkıbnâme’de Fâtih Sultan Mehmet’in kızlarından birini tedavi etmesi ile ilgili rivayet mevcuttur.

Akşemseddin, Türkçe olarak kaleme aldığı Makâmât-ı Evliya adlı eserinde evliyâların makamlarından bahsetmektedir. Bu eser mürşid ve mürid kimdir, velayet makamı nedir, velîlerin dereceleri nelerdir, tasarruf sahipleri kimlerdir gibi konuları ele alan bir eserdir. Akşemseddin, eserin girişinde, rüyasında Hz. Muhammed (s.a.v.)’i gördüğünü ve O’nun kendisine evliyaların makamlarını gösterdiğini, bu sebeple de bu kitaba “Makâmât-ı Evliya” adını verdiğini söylemektedir. Akşemseddin’e göre varlığın kaynağı Allah’tır. Tüm varlıklar O’nun tecellisidir. Allah dışındaki tüm varlıklar bir hayaldir ve O’nun bir yansımasından ibarettir. Âlem bir hayal ve seraptır.  Akşemseddin Hazretleri’ne göre, hikmet sahibi kimse her eşyanın mahiyetini bilir. Kendi eserlerinde savunduğu görüşlerle ilgili öncelikle varsa Kur’an ayeti daha sonra sünnet ve hadiste bir karşılığı varsa o rivayeti daha sonra ise sahabenin söz ve davranışlarından, tabiînin söz ve davranışlarından son olarak da önde gelen din âlimlerinin söz ve davranışlarından örnekler vermeye gayret etmiştir. Kullandığı bu metodla ne denli bir ehlisünnet ve’l-cemaat âlimi olduğunu da bizlere göstermiş olmaktadır. Nitekim Akşemseddin Hazretleri bir eserinde “Bizim ilmimiz kitap ve sünnete bağlı bir ilimdir.” demektedir.

Kitap ve sünnet üzere bir hayat geçirmeniz temennisi ile…

 

Aksemseddin

Akşemseddin Hz. ,who was born in 1389, lived in the 14th and 15th centuries in the era of Ottoman Empire and is also considered as the spiritual conqueror of Istanbul. He was a great scholar of his time and made a name in science, theology, mathematics, astronomy and biology. He gave advise to Mehmed II during the conquest of Istanbul and helped the conquest of Istanbul in 1453, so the Byzantine Empire was imbedded in history. He died in 1459 in Göynük and was buried there.

Sayfayı Paylaş